Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “İçinde bulunduğumuz yüzyıl, vicdanı körelmiş, gözünü hırs bürümüş aktörlerin kural tanımaz politikalarıyla dünyanın ve insanlığın felakete sürüklendiği bir dönemi ihtiva etmektedir. Ne hazindir ki insanlıktan zerre-i miskal nasibini almamış bu kural tanımazlara, kural tanıtacak mekanizmalar da üç maymunu oynamaktadır.” dedi.
'Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası oldu'
“Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerinin dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edememektedir” diyen MHP Lideri Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:
"Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği bu kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek karar alıcı mekanizmadan yoksundur.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle “Dünya 5’ten büyüktür” ve dünya bu 5 devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir.
Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır.
“Nizâm-ı Âlem” davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır.
Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise, adalet merkezi Ankara’dır.
Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir.81’nci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur.
Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir."
'İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır'
"Diyorum ki; Hitlerin kendisini “insan hakları savunucusu”, Mussolini’nin kendisini “özgürlük havarisi”, Stalin’in ise “demokrat” olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun “Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz” demesi de “Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi” de o kadar gerçekçidir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır.
Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır.Merhum Cahit Zarifoğlu’nun “Filistin bir sınav kâğıdı, her mü'min kulun önünde” dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır.
Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır.Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır."