Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerle birlikte veya futbolda, hakemlik camiasında yaşananlar da soruşturulmalı Türkiye her bakımdan gayrı hukuki ve gayrı ahlaki unsurlardan ayıklanmalıdır. Hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, nitekim görmemektedir” dedi.
'Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyoruz'
"Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış bulunmaktadır” diyen MHP Lideri Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kurumlarımıza ve Türk adaletine güveniyor, adaletin doğru aynı zamanda da hızlı tecelli etmesini milletimiz adına bekliyoruz.
Bununla birlikte dikkatlerinizi çekmek isteri ki; bu süreçte özellikle muhalefet çevresince “elmayla armut” aynı kefede tartılmaya kalkılmakta, kamuoyunu yanıltmak, yönlendirmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu malına el uzatmış, milletimizin üzerine çökmüş belediyelerdeki ahlaksızlar gürühunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır.
Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşında Fon, rövanşizmin politik anestezisi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pür melalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir.
MHP LİDERİ BAHÇELİ'DEN MUHALEFETE SERT TEPKİ
Dolayısıyla ahlaki standartlar, partizan tutumlar ve iktidar- muhalefet dikotomisine bağlı olarak, göreceleştirilmektedir.
Nitekim muhalefet, yönetimindeki belediyelere yönelik rüşvet, yolsuzluk ve diğer ahlaka mugayir eylemler karşısında fon krizini bir kaçış rampası olarak görmekte, ahlaki zafiyetlerinin üstünü örtmeye yönelik bir fırsata dönüştürmek çabasına girmektedir.Bize göre sağlıklı bir sosyal düzenin temel unsuru Ahlaki standartlaşmadır.
Ahlak sadece düşüncesi ve eylemi memnu olan yasaklar bütünü değildir.
Ahlak, bireye düşünce ve eylemlerinde toplumsal sorumluluk yükleyen, toplumla beraber yaşama kültür ve iradesini dosdoğru bir istikamete kavuşturan zihniyet ve eylem meselesidir.Türk düşüncesinin mürşidi Merhum Ziya Gökalp’in tabiriyle “Ailenin esası olan velayeti hassa ile devletin temeli olan velayeti amme, kuvvetlerini ahlaktan alırlar”.
Dolayısıyla bir toplumun ahlakı; zihniyette berraklığın, düşüncede ilke ve değerlerin, söylemde tutarlılığın, eylemde ise sorumluluğun gaye ve gayretidir.
Haddizatında ahlak, iktisadi faaliyetlerin ve sosyal hayatın çekim merkezidir. Ahlakın eksenindeki kayma, aileden kurumsal yapıya; kamudan özel alana; siyasetten iktisadi alana kadar yerleşik değerlerin dağılmasına ve karışmasına sebebiyet verir.
İktisat ilmimizin kutup yıldızı Merhum Sabri Ülgener’in de belirttiği üzere zihniyet ile davranışı birbirine sıkı sıkıya bağlayan temel unsur ahlaktır. Zira iktisat ahlakı da bu anlayıştan neşet etmiştir.
Ahlak bağları kopmuş bir toplum, ahlaki bağlamlardan arındırılmış bir sosyal düzensizliğin içerisinde bocalar; yaşadığı buhrandan çıkış yolunu ise ahlaki mübahlıkta bulur.
Ahlaki mübahlık ise Erol Güngör’ün ifadesiyle “kültürel kodlarımız ile medeniyet anlayışımız arasında yabancılaşmayı doğurur.
'ahlak ve adaletin temeli vicdandır'
Bu bağlamda gündemdeki tartışmaların esasını sosyal düzen erozyonunun ve ahlak buhranının izdüşümü olarak görmek gerekmektedir.
Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi olarak ahlak terazisinde adaletin üleştirilmesi ve dağıtılmasını, bunun için de ahlaki standartlaşmanın evvele siyaset kurumunda tesis edilmesini öngörmekteyiz.
En nihayetinden ahlak ve adaletin temeli vicdandır.Vicdan, iktidarda adaleti, devlet erkanında liyakati, siyaset kurumunda ise aklı ve ahlakı harekete geçirecektir.
Bu cümleden olarak devletimizin ilgili kurumları olanı biteni, çalanı, talan edeni, kamuoyuna açıklamalı doğru bilgilerle kamuoyunu aydınlatmalıdır.Somutlaşmış, mahkeme kararları netleşmiş, hukuk önünde belirli hale gelmiş konular milletimizle behemehâl paylaşılmalı, belediyelerdeki yolsuzlukların boyutu vatandaşlarımızın bilgisine sunulmalıdır.
Haklıyla haksızı, doğruyla yanlışı fark etmeyi mümkün kılacak etkili bir iletişim stratejisiyle toplumsal kafa karışıklığı önlenmelidir.