MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy Büyükiz, Türk Kızılay Kanunu Teklifi üzerine yaptığı konuşmada, afetlere hazırlığın önceden yapılması gerektiğini vurgulayarak Kızılayın hukuki statüsünün, kurumsal kapasitesinin ve insani yardım faaliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik düzenlemeleri değerlendirdi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy Büyükiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde MHP Grubu adına söz aldı.
Kurumların gerçek gücünün olağan zamanlarda değil, düzenin sarsıldığı anlarda ortaya çıktığını belirten Ersoy Büyükiz, afet, savaş ve insani krizler karşısında yalnızca mevzuatın değil, devlet aklının, kurumsal hafızanın ve hazırlık kapasitesinin de belirleyici olduğunu ifade etti.
Teklifin, 1868 yılından bu yana milletin dayanışma iradesini kurumsal kimliğe dönüştüren Türk Kızılayın görev ve yetkilerini daha açık bir hukuki düzene kavuşturmayı, uluslararası statüsünü belirginleştirmeyi ve sorumluluk alanındaki kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığını kaydeden Ersoy Büyükiz, düzenlemenin önemine dikkati çekti.

"AFET KAPASİTESİ, AFET GÜNÜ KURULMAZ"
MHP'nin millet ve devlet anlayışında sosyal dayanışmanın temel bir mesele olduğunu belirten Ersoy Büyükiz, 6 Şubat 2023'te 11 ili derinden etkileyen depremlerin, Kızılayın taşıdığı önemi bir kez daha gösterdiğini söyledi.
Büyük felaketin lojistikten haberleşmeye, barınmadan sağlık hizmetlerine kadar modern afet yönetiminin önceden hazırlanmış kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini ortaya koyduğunu ifade eden Ersoy Büyükiz, komisyon görüşmelerinde verilen bilgilere göre deprem felaketinin ardından 120 ülkeden birçok alanda yardım geldiğini aktardı.
Büyük ölçekli afetlerde uluslararası yardım kapasitesini harekete geçirebilecek, hukuki statüsü açık ve kurumsal kabiliyeti güçlü yapılara ihtiyaç duyulduğunu belirten Ersoy Büyükiz, şöyle konuştu:
"Buradan çıkaracağımız ders açıktır: Afet kapasitesi, afet günü kurulmaz. Lojistik önceden kurulur, insan kaynağı önceden yetiştirilir, yetki ve sorumluluk önceden belirlenir. Çünkü kriz anında kaybedilen zamanın bedeli insan kaybıdır."
MHP'nin güçlü devlet anlayışının özünün de bu olduğunu dile getiren Ersoy Büyükiz, hadise meydana geldikten sonra tedbir arayan değil, ihtimalleri önceden gören, hazırlığını yapan ve gerektiğinde bütün millî kapasitesini süratle harekete geçiren bir devlet anlayışını savunduklarını belirtti.
KIZILAYIN ULUSLARARASI STATÜSÜ GÜVENCE ALTINA ALINIYOR
Türk Kızılayın uluslararası hukuk bakımından sahip olduğu millî cemiyet statüsünün açık biçimde düzenlenmesinin teklifin önemli başlıklarından biri olduğunu kaydeden Ersoy Büyükiz, teklifin 3'üncü maddesiyle Kızılayın Cenevre Sözleşmeleri kapsamındaki statüsünün ve bu statüden doğan hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiğini ifade etti.
Kızılayın adı, bayrağı ve ambleminin uluslararası koruma ve tarafsızlık işareti niteliğinin güvence altına alınmasının önemine işaret eden Ersoy Büyükiz, bu düzenlemenin yalnızca teknik bir hukuk meselesi olmadığını vurguladı.
Ersoy Büyükiz, savaş hukukunda Kızılay ambleminin bir logodan çok daha fazlasını ifade ettiğini belirterek, işaretin çatışma ortamında yaralılara ulaşmaya çalışan sağlık görevlilerinin güvenliği, ambulansların korunması ve yardım görevlilerinin çatışmanın tarafı olmadığının gösterilmesi açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Kızılayın tarafsızlığının millî aidiyetsizlik anlamına gelmediğini ifade eden Ersoy Büyükiz, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin insani değerlerinin dünyanın her coğrafyasında temsil edilebilmesinin şartlarından biri olduğunu söyledi.
Komisyon görüşmelerinde Kızılayın son 10 yılda 138 ülkede afet ve krizlere müdahalede bulunduğunun ifade edildiğini aktaran Ersoy Büyükiz, Türkiye'nin insani yardım kapasitesinin kendi vatandaşlarına karşı sorumluluğunun alternatifi olmadığını belirtti.
KIZILAYIN YETKİLERİ VE MUAFİYETLERİNDE DENETİM VURGUSU
Kanun teklifinde Kızılayın hareket kabiliyetini artırmak amacıyla stratejik alım, tahsis, kan hizmetlerinin finansmanı ve belirli tıbbi araç ve malzemelere ilişkin muafiyetlerin öngörüldüğünü belirten Ersoy Büyükiz, bu düzenlemelerde sürat ile denetimin, yetki ile sorumluluğun ve hareket kabiliyeti ile hesap verebilirliğin birlikte sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Komisyon aşamasında stratejik alım imkânının bütün ticari faaliyetleri kapsayacak şekilde genişletilmediğini kaydeden Ersoy Büyükiz, düzenlemenin Kızılayın sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu işletme, iştirak ve şirketlerin bizzat ürettiği belirli ürün ve hizmetlerle sınırlandırıldığını aktardı.
Kızılayın ekonomik faaliyetlerinin insani yardım misyonunu desteklemesi gerektiğini vurgulayan Ersoy Büyükiz, "Çünkü Kızılayın iktisadi faaliyetlerinin amacı insani yardım misyonunun yerine geçmek değil, o misyonun sürdürülebilirliğine hizmet etmek olmalıdır. Araç, amacın önüne geçmemelidir." ifadelerini kullandı.
KAN HİZMETLERİNDE MİLLÎ SAĞLIK ALTYAPISI VURGUSU
Türk Kızılayın Ulusal Kan Temini Projesi kapsamında ülke genelinde 18 bölge kan merkezi, 68 bağış merkezi ve günlük ortalama 350 mobil ve sabit ekiple hizmet verdiğini belirten Ersoy Büyükiz, kan hizmetlerinin stratejik önemine dikkati çekti.
Kanın güvenli biçimde toplanması, işlenmesi ve hastanelere ulaştırılmasının millî ölçekte stratejik bir sağlık altyapısı niteliği taşıdığını ifade eden Ersoy Büyükiz, Sağlık Bakanlığıyla yürütülen TÜRKÖK Projesi'nin de Kızılayın sağlık sistemi içerisindeki stratejik rolünü gösterdiğini söyledi.
SAVAŞ ESİRLERİ VE SİVİLLER İÇİN İNSANİ YARDIM DÜZENLEMESİ
Teklifte Kızılayın savaş esirlerinin ve sivillerin tutulduğu yerleri ziyaret etmesi, aileler arasındaki haberleşmeyi sağlaması, kayıpları araştırması ve insani yardım ulaştırmasına ilişkin düzenlemelerin de yer aldığını belirten Ersoy Büyükiz, bu faaliyetlerin insani açıdan taşıdığı önemi vurguladı.
Savaş esirlerinin haklarının korunmasının, sivillere yardım ulaştırılmasının ve kayıp kişilerin araştırılmasının önemine işaret eden Ersoy Büyükiz, aileler arasındaki iletişimin sağlanmasının savaşın yol açtığı yıkım karşısında temel bir insani sorumluluk olduğunu ifade etti.
KIZILAY PERSONELİNE TAZMİNAT VE AYLIK DÜZENLEMESİ
Kızılayın kurumsal kapasitesinin arkasında farklı ve riskli şartlarda görev yapan çalışanlar ile gönüllülerin bulunduğunu belirten Ersoy Büyükiz, afet, savaş ve çatışma zamanlarında fiilen görev yapan Kızılay personelinin yaralanması, engelli hâle gelmesi veya hayatını kaybetmesi durumunda nakdî tazminat ödenmesi ve aylık bağlanmasına yönelik düzenlemeyi kıymetli bulduğunu söyledi.
"GÜÇLÜ DEVLET VE GÜÇLÜ MİLLET BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ"
Dünyanın giderek daha kırılgan bir döneme girdiğini belirten Ersoy Büyükiz, devletlerin yalnızca sınırlarını değil, toplumlarının dayanıklılığını ve millî mukavemetini de korumak zorunda olduğunu ifade etti.
Günümüzde millî güvenliğin gıda, enerji, sağlık ve afet kapasitesi gibi alanlarda devletin ve toplumun krizler karşısında işleyişini sürdürebilme gücünü de kapsadığını dile getiren Ersoy Büyükiz, milletin ortak değeri olan kurumların daha yüksek standartlara tabi olması gerektiğini kaydetti.
Türk Kızılayın tarihî köklerinden kopmadan hukukunu, kapasitesini ve kurumsal yapısını çağın şartlarına göre güçlendirmesinin önemine değinen Ersoy Büyükiz, MHP'nin devlet ve millet anlayışını şu sözlerle ifade etti:
"Çünkü Milliyetçi Hareket Partisinin anlayışında güçlü devlet ve güçlü millet birbirinden ayrı düşünülemez. Devlet milletine güç verir, millet devletine ruh verir. Kızılay ise felaket anlarında bu birlikteliğin sahadaki en görünür tezahürlerinden biridir."
Ersoy Büyükiz, konuşmasının sonunda afetlerde, savaşlarda ve insani krizlerde görev yapan Kızılay çalışanlarına ve gönüllülerine teşekkür ederek, hiçbir karşılık beklemeden kanını, emeğini, vaktini ve imkânını paylaşan vatandaşlara şükranlarını sundu.