MHP Sultangazi ve Üsküdar İlçe Kongreleri büyük bir coşku ile gerçekleştirildi. Divan Başkanlığını 26. ve 27. Dönem Ankara Milletvekili MHP MYK Üyesi Erkan Haberal’ın yaptığı kongrelerde mevcut ilçe başkanları yeniden ilçe başkanı seçildi.

ÜLKEMİZİN EN ÖNEMLİ HEDEFİ TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Kongrelerde konuşma yapan MHP MYK Üyesi Erkan Haberal, öncelikle seçimin hayırlı olmasını dileyerek Milliyetçi Hareket Partisi'nin yarım asrı aşan siyasi hayatında hiçbir zaman günü kurtaran hesapların peşinde olmadığını vurguladı. ‘’Bizim için her zaman önce devletimiz, sonra milletimiz gelmiştir.'' diyen Erkan Haberal, ‘’Çünkü biliyoruz ki devlet güçlü olursa vatan huzurlu, millet refah içerisinde olur. Bugün ülkemizin en önemli hedeflerinden biri "Terörsüz Türkiye"dir. Bilinmelidir ki! Bu hedef sadece bugünün değil, yıllardır savunduğumuz bir anlayışın devamıdır. Bazı siyasi artık ve yandaş medyalar bunu yeni bir söylemmiş gibi göstermeye çalışıp halkımızın aklını bulandırmaya çalışmaktadır! Genel Başkanımızın geçmişte konuştuğu sözlerin doğruluğunu ve haklılığını teyid etmeden sosyal medya platformlarında etkisizleştirme çalışmaları yapmaya devam etmektedirler.'' ifadelerini kullandı. MHP MYK Üyesi Erkan Haberal, devlet güçlü olursa vatan huzurlu, millet refah içerisinde olacağını söyleyerek. ‘’Bugün ülkemizin en önemli hedeflerinden biri "Terörsüz Türkiye"dir. dedi.

‘’bu üst aklı yorumlayamayanlar, nefret söylemlerini devam ettirmektedirler.''
MHP'li Erkan Haberal MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin bu zamana kadar söylediklerinin hep doğru çıktığını vurgulayarak konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
‘’Bilinmelidir ki! Bu hedef sadece bugünün değil, yıllardır savunduğumuz bir anlayışın devamıdır. Bazı siyasi artık ve yandaş medyalar bunu yeni bir söylemmiş gibi göstermeye çalışıp halkımızın aklını bulandırmaya çalışmaktadır! Genel Başkanımızın geçmişte konuştuğu sözlerin doğruluğunu ve haklılığını teyid etmeden sosyal medya platformlarında etkisizleştirme çalışmaları yapmaya devam etmektedirler.
Ama biliyoruz ki! Bugüne kadar tarih, Sayın Genel Başkanımızın söylediklerini hep doğru çıkarmıştır.Bakınız! Sayın Genel Başkan Avrupa Birliği konusunda ne söylediyse bugün doğru çıkmadı mı? Amerika hakkında bulunduğu beyanların doğruluğu bugün açıkça ortada değil mi? Kıbrıs’ta dün söylediklerinden hangisi olmadı? Ege Adaları'na mavi vatan dedi de bugün haksız mı çıktı? Suriye hakkında söyledikleri bugün birebir yaşanmıyor mu? FETÖ konusunda haklı çıkmadı mı? Irak'ta terör gruplarına müsaade edilmeyecek dedi de bugün müsaade mi edildi? İran için “Traktör tarlayı sürmesin” derken ne kadar doğru olduğunu bugün görmedik mi? Karabağ Türk yurdudur dedi, Ermenistan da kalamaz dedi, Haklı çıkmadı mı? Türk yurdu olduğunu tescilletmedi mi?
Herkes Libya'da ne işimiz var derken, Libya güvenli ise Türkiye de güvende olacaktır demedi mi? Bugün Doğu Akdeniz de yapılan enerji antlaşmaları ileri görüşlülüğünü ortaya çıkarmadı mı? İsrail’in karşında durup, mazlumların yanında olmamız gerektiğini haykırmadı mı? Mescid-i Aksa kutsalımızdır demedi mi? İnsani duygularımızı sömüren alçak AHBAP derneği için “Devleti bir kenara itip, 'ahbap çavuş' ilişkileriyle yardım toplanmasına karşıyız demedi mi?
Milliyetçi Hareket Partisi ve Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, yıllardır terörün tamamen sona erdiği, insanlarımızın huzur içinde yaşadığı güçlü bir Türkiye'yi dile getirmektedir. Bu öngörüyü, hissiyatı, ilericiliği ve bu üst aklı yorumlayamayanlar, aynı nefret söylemlerini devam ettirmektedirler.''

MHP MYK Üyesi Erkan Haberal, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin 1999 yılında TBMM Grup toplantısı konuşmasında “Bir hususu aklınızdan hiç çıkartmamanızı istiyorum. İstikrar ve huzur, bir açıdan hürriyete çok benzer. Aynı hürriyet gibi, istikrarın ve huzurun kıymeti yokluğunda, eksikliğinde çok iyi anlaşılır ve hissedilir. Türk siyasetinin yaşadığı açmazlar uzun soluklu bir şekilde değerlendirildiğinde bu gerçek çok daha iyi anlaşılacaktır.” cümlesini hatırlatarak konuşmasına devam etti:
‘’Yine 1999 yılında, “MHP’yi uzaklarda aramakla, ön yargılarla klasik şablonlarla anlamak ve açıklamak mümkün değildir. Siyasi mücadeleye kan davası mantığıyla yaklaşanlar dün olduğu gibi yarın da hüsrana uğrayacaklardır.” diyerek siyasi mücadelenin akıl ile yapılacağını vurgulamadı mı?
2001 yılında İnsan hakları ile terörle mücadele arasında varolan hassas ayrımı yapmak, her hukuk devletinin görevidir. Aynı şekilde, insan haklarını maske olarak kullanan terör örgütlerini iyi teşhis edip üzerine gitmek de her hukuk devletinin hakkıdır.” diyerek hukuk devletine vurgu yapmadı mı? Sene 2026, bir hafta önce devlet adalet ve hukukla tesis edilir demedi mi?
2002 yılında, Milliyetçi Hareket, Türkiye'nin çıkarına olacağına inandığı her konuda, her fedakârlığı hiç tereddüt etmeden yapmaya hazırdır. Bizim, siyasi gelecek hesabımız yoktur.” diyerek Türkiye’nin çıkarlarını koruduğunu kanıtlamadı mı? En büyük fedakarlığı bugün “Terörsüz Türkiye” diyerek ortaya koymuyor mu?
2004 yılında, “Milliyetçi Hareket’in tek endişesi ve tek düşüncesi, Türkiye’nin bir kriz ortamına sürüklenmesinin ortak akıl ve ortak sağduyu ile önlenmesidir. Herkesin bu konudaki sorumluluğunun bilinci içinde olması bunun için hayati önem taşımaktadır.” Diyerek bu ortak aklı bugüne taşımadı mı?
Yine 2004 yılı içerisinde “Geçmişten bugüne taşınan ve önyargılı değerlendirmeler ve yanlış politikalarla kemikleşen bazı sorunların, ancak geniş tabanlı bir milli uzlaşı sağlanarak çözülebileceği bir gerçektir. Böyle bir uzlaşı için, öncelikle, bu konudaki bütün hassasiyetleri meczedecek ortak bir anlayış geliştirilmesi kaçınılmaz bir zarurettir.” diyerek Türkiye’de her kesime ortak bir çözüm ve uzlaşı sunmadı mı? Bakınız sene 2026 bu uzlaşma anlayışını devam ettirmiyor mu?
2005 yılında “Bugün toplumsal huzuru tehdit eden en büyük tehlike, etnik tahriklerin sürüyor olmasıdır. Bu tahriklerin arkasında olan ve Türkiye’ye temiz duygularla bağlı Kürt asıllı vatandaşlarımızı hain emelleri için kullanmaya yeltenen hainler, ilk önce geleceklerini Türkiye’de görüp görmedikleri konusunda bir karar vermek durumundadır. Eğer Türkiye’de yaşamak istiyorlarsa ham hayaller peşinde koşmaktan biran önce vazgeçmeleri gerekir.” Sözüyle Türkiye de etnik köken ayrışmacılığına dur demedi mi?
2005 yılında Milletvekilleri toplantısında “Her zaman söylediğimiz gibi, büyük bir aile olan Türk Milleti, farklı renklerden, farklı ton ve kokulardan oluşan bir çiçek bahçesidir. Hiçbir güç, etnik nifak tohumları ekerek bu cennet bahçede ayrık otlarının yeşertilmesini başaramayacaktır.” sözüyle bütün toplumu birleştirme iradesini ortaya koymadı mı?
2006 yılındaki 8. Olağan Büyük Kongremizde, Politikamız Barış ve huzuru sağlamak ve gerçek bir küresel barışı savunmak, olacaktır.” dediğinde küresel barışa verdiği önemi kanıtlamadı mı? Geçen haftaki verdiği beyanatta yine küresel barış vurgusu yapmadı mı?
18 Kasım 2008 TBMM Konuşmasında, Büyük Türk milleti ile bu topraklar üzerinde yaşamak veya geleceği paylaşmak istemeyenler için bile yapılması gereken onları vatandan kovmak değil, aziz vatan topraklarında ve bir arada yaşayabilecek temel değerlerini onlara da benimsetmek olmalıdır.” diyerek devlet adamlılığını ve ileri görüşlülüğünü kanıtlamadı mı?
2011 yılında, “Demokrasi; umuttur, istektir, uzlaşmadır ve çözümdür. Çaredir, çıkıştır ve ortak bir zeminde buluşmadır. Diyalogdur, saygıdır, özveridir, yaklaşmadır. Farklılıkları hatırlatmak değil, benzerlikleri artırmak ve mensubiyet bilincini kuvvetlendirmektir.” dediğinde toplumu birlikteliğe ve ortak değerlere davet etmedi mi?
Yine 2011 yılında “Milletimizin kökeni, meşrebi, mezhebi, inancı ne olursa olsun, hiçbir ferdi dışlamaya, ötekileştirmeye ve yabancılaştırmaya tabi tutulmamıştır.” Diyerek herkesi kucaklamadı mı?
2016 yılında TBMM Grup Toplantısında “Bir devlet adamının en önemli görevi mensubu olduğu milletine sorumluluk ve samimiyet ölçülerine göre hizmet etmektir. Bunu yaparken dün-bugün dengesini, millet-devlet uyumunu, bölgesel ve küresel dinamikleri iyi gözetmesi gerekecektir.” Sözleriyle zamanı ve günün bütün dinamiklerini gözetmedi mi?
2016 yılında “Bayatlamış oyunlarla, küflenmiş projelerle Türkiye’nin bölüneceğini, içine kapanıp kardeş kavgasına düşeceğini düşünen sefiller, sefirler ve şekavet yuvaları hüsran duvarına başlarını çok yakında çarpacaklardır.” Diyerek kardeş kavgasına karşı durmadı mı? 2026 yılında hepsinin başlarını duvara vurmadı mı?
Demek ki bugün konuştuğumuz Terörsüz Türkiye hedefi yeni değilmiş kıymetli ülküdaşlarım! Bizler dün de aynı düşüncedeydik. Bugün de aynı düşüncedeyiz. Yarın da aynı düşüncede olmaya devam edeceğiz! Çünkü bu inanç yıllardır türlü sınavlardan geçti, nice engellerle karşılaştı.
Bizi birbirimizden ayırmaya çalışanlar oldu. Ama başaramadılar. Bundan sonra da başaramayacaklar. Çünkü bizim kardeşliğimiz, dışarıdan kurulacak hiçbir hesabın bozamayacağı kadar güçlüdür. Allah'ın izniyle, milletimiz bir olduğu sürece hiçbir güç Türkiye Cumhuriyeti'ni yolundan çeviremeyecektir. Bu vesileyle görev alacak bütün arkadaşlarımıza başarılar diliyor, Sözlerime son verirken, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Allah birliğimizi daim, devletimizi güçlü, milletimizi huzurlu eylesin. Kongremizin Üsküdar'ımıza, İstanbul'umuza ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.”