Sizi kim bir araya getirdi?

26.10.2020 10:00

İP’in içinden gelen FETÖ ifşaatları bu particiğin nereden gelin nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini bir defa daha bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir. İpe un serme gayretleri, cambaza bak oyunları, inkar ve yanıltma çabaları bir sonuç vermediği gibi, çırpındıkça batmanın vahim ve hazin tezahürleri olmaktan ileri gitmiyor.

ÖZDAĞ’DAN BİLGİ VE BELGE İSTEYİN

Ümit Özdağ’ın ifşaatlarına makul ve mantıklı cevaplar vermek yerine, bildikleri en iyi şeyi yapıyor, karalıyor, gürültü çıkarıyor ve meseleyi ilgisiz alakasız yerlere çekerek örtbas etmeye uğraşıyorlar. Oysa yapılması gereken bellidir. Ümit Özdağ partinizin kurucusu ve yönetici de oldu. Çağırır konuşursunuz, elindeki bilgi ve belgeleri açıklamasını, iddialarını neye dayandırdığını anlatmasını istersiniz. Hatta bana göre daha da ileri giderek, MHP’de Genel Başkan Yardımcısı’yken neden birden bire ve telaşla yolunu ayırdığını, bu konuda kendisine kim veya kimlerin telkinde, belki tehditlerde bulunduğunu sorarsınız. Aynı şekilde Genel Başkan adayı olduğunu söyleyerek ortalıkta dolaşırken, Meral Akşener için hepsi ispatlı şahitli söylediklerini neye dayandırdığını anlatmasını istersiniz. Sonra da bir karar verir ve uygularsınız.

SİZİ KİM BİRARAYA GETİRDİ?

Aklın, mantığın, siyasetin, adaletin gereği olan bu yolu izlemek yerine, toplu hücuma geçmek, özellikle de, “üzerimizde oyunlar oynanıyor. Bizden çekiniyor ve içimizden vurmak istiyorlar. Bunların olmasını bekliyorduk,” gibi ipe sapa gelmez açıklamalarla nereye varacağınızı zannediyorsunuz? Adama sormazlar mı, çoğu kurucunuz olan, Milletvekili yaptığınız bu kadar isim neden ağır ve net suçlamalarla yollarını ayırdı? Bunların hepsi kendi iradeleri ile değil de, bir yerlerin işareti veya yönlendirmesi ile mi hareket ediyor? Eğer öyle ise bu kadar kolay yön değiştiren insanlarla yola çıkmak, parti kurmak nasıl mümkün olabildi? Sizi kim biraraya getirdi? Bu soruları daha da çoğaltmak mümkündür. Bu soruları sormadan akıl ve mantık ölçüleri içinde cevap vermeden söylenecek her söz çocuk masalı olmaktan ileri gidememektedir.

İÇİŞLERİ BAKANINA SORMAK GEREKMEZ Mİ?

Meselenin bir başka boyutu daha var. Özdağ, FETÖ’cü olmakla suçladığı İstanbul İl Başkanı için, daha önce Meral Akşener’le konuştuğunu itirazlarda bulunduğunu söylüyor. Akşener’in de bu iddialarla ilgili olarak, kendi yardımcılığını da yapmış olan Milletvekiline inanmak yerine, devletin yetkili makamlarında bulunanları arayıp ellerinde böyle bir bilgininin olup olmadığını sorduğu ortaya çıktı. Daha sonra bu yetkililerin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar olduğu anlaşıldı. Bu durum yine cevap arayan sürü soru ortaya çıkarıyor. Kendi Milletvekilinize, hem de bizzat yardımcı yaptığınız, birlikte parti kurduğunuz isme inanmıyor, güvenmiyor, elindeki bilgi ve belgeleri sormuyor, inandırıcı bir açıklama yapmasını istemiyorsunuz, ama her gün akla ziyan gerekçelerle suçladığınız, hedefe koyduğunuz hükümetin üyelerinden bilgi istiyorsunuz. Hadi, bunu da kabul ettik. MİT Müsteşarının bir takım özel ve gizli bilgilere sahip olması muhtemeldir. Bir İl Başkanının gizli ve özel bağlantıları neden Milli Savunma Bakanı’na sorulur? Bu İl Başkanı asker kökenli olsa bunu bir yere kadar anlarız. Ancak, böyle bir şey yok. Eğer hükümet içinden birinden bilgi istenecekse bunun İçişleri Bakanı olması gerekmez mi? Burada bir tuhaflık yok mu?

FETÖ HENÜZ TAM OLARAK ÇÖZÜLMEDİ

Gelelim verilen bilgi kısmına. MİT Müsteşarı veya Milli Savunma Bakanı söz konusu şahıs hakkında FETÖ’cü olduğuna dair kesin ve net bilgilere sahip olsalar, zaten gereğini yaparlardı. Bu bilgilere dayalı olarak suç duyurusunda bulunur ve hesabının sorulmasını isterlerdi. Nitekim verilen cevabında bu mahiyette olduğunu anlıyoruz. Ancak, FETÖ’nün kalleş darbe girişiminin üzerinden 4 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, bağlantılarının, kripto elamanlarının, gizli ilişkilerinin tam olarak çözüldüğünü kimse söyleyemez. Hala her gün yeni bir bilgiye, yeni bir bağlantıya ve yeni isimlere ulaşılıyor. Acaba sorulan soruya, “şimdilik elimizde böyle bir bilgi yok” cevabı mı verildi, yoksa “kesin olarak böyle bir bilgi mevcut değildir” mi denildi?

DAHA NE OLMASI GEREKİYOR?

Bir şey daha var. Geçen gün de yazdım, yeri gelmişken bir defa daha hatırlatayım. HDP’nin PKK’nın ta kendisi olduğunu bu ülkede, hatta bu dünyada bilmeyen hiç kimse yoktur. Ama HDP, TBMM’de temsil ediliyor, devlet yardımı alıyor, Milletvekillerine maaş veriliyor.

Bu durum HDP’nin bir ihanet yapılanması olduğu, Kandilli katillerden emir aldığı gerçeğini değiştirmiyor. İP’in FETÖ ile ilgili ve alakasını anlamak için de hadi kendi içlerinden gelen ifşaatları da bir kenara bıraktık, FETÖ’cü hainlerin ne yazdıklarına, ne söylediklerine, nasıl sahip çıktıklarına bakmak yetmez mi? Daha ne olması gerekiyor? Bütün bu gelişmeler, mutlaka cevap verilmesi gereken bu sorular İP’in 3 yıllık sicilinin de özetidir. Kaldı ki, ortalığa saçılanlar bu pilavın daha çok su kaldıracağını gösteriyor.