Soykırım Ermenilerin ve Batının sicilidir

26.04.2021 10:00

Türkiye ile ilişkilerinde bütün dengeleri yerle bir ederek, açık ve aleni bir düşmanlık yapan ABD, Ermenilerin tarihi gerçekleri tam tersine çeviren, tamamen bir iftiradan olan ibaret olan iddialarını da kabul ederek, artık dönüşü olmayan bir yol açtı. Türkiye bu iftirayı tümüyle reddetmiştir ve bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

VAHŞET VE SOYKIRIM BATININ SİCİLİDİR

Bugün bilgiye ulaşmak çok daha kolay ve hızlıdır. Bütün arşivler açılmış, yeteri kadar araştırma yapılmıştır. Saygın tarihçiler işin aslının ne olduğunu bilgi ve belgeleriyle ortaya koymuştur. Türk milletinin tarihinde ne zulüm de, soykırım da hiçbir zaman olmamıştır. Zulüm, işgal, kan ve gözyaşı, soykırım bugün Türkiye’yi suçlayan batılı ülkelerinin kara sicilidir. Fransa’dan, İngiltere’ye, Almanya’dan ABD’ye kadar hepsinin bugünkü varlığının temelinde vahşet ve soykırım vardır. Zaten bunun farkındalar ve aslında Türkiye’yi kendi kanlı tarihlerine ortak etmek istiyorlar. Diğerlerini bir kenara bıraktık, dünya tarihinin en büyük soykırımını yapmış Almanya bile, arkadan dolanarak Türkiye’yi bu kara tarihine ortak edebilmek için her türlü yalan ve iftiraya yol veriyor.

TARİHİMİZ ŞEREFLİDİR

Türk tarihi bir iftihar, şeref ve onur tarihidir. Osmanlı 3 kıtayı kapsayan bir cihan imparatorluğu kurmuştur, ama idaresindeki hiçbir milletin ne etnik, ne dini, ne kültürel varlığı ile asla meselesi olmamıştır. İdaresindeki bütün milletler asırlar boyu kendi dilleriyle, dinleriyle, kültürleriyle, gelenekleriyle huzur ve refah içinde yaşamış ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Osmanlı’nın zayıflaması ile birlikte de hepsi akadan vurmuş, isyan çıkarmış, katliam yapmış ve zamanın emperyalistlerinin yardım ve yönlendirmesi ile de ayrılıp gitmişlerdir. Osmanlı coğrafyasından 39 milli devlet çıkmıştır.

ANADOLU’DA SOYKIRIMA YÖNELDİLER

Ermeniler, yaklaşık 7 asır Türklerle birlikte yaşamışlardır. Osmanlı’da hiçbir millet Ermeniler kadar itibar görmemiştir. Milleti Sadık’a olarak adlandırılmış, en üst devlet görevlerine getirilmişlerdir. Özellikle maliye tamamen kendilerine teslim edilmiştir. Ancak, 1900’lerin başından itibaren hızlı bir çözülme başlamış ve Osmanlı’nın 1912’de yaşadığı Balkan harbi felaketi, başta Rusya, İngiltere ve Fransa olmak üzere emperyalist devletlerin de kışkırtması ile Ermenileri de harekete geçirmiştir. Büyük Ermenistan hayali ile başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere Anadolu’da sadece isyanlar çıkarılmamış, bölgedeki hakim Türk unsurunu göçe zorlamak ve yok etmek için açık bir soykırım başlatılmıştır. Ermeni çetelerinin yaptıkları zulüm ve katliamlar bugün bile Anadolu’nun her yerinde büyük bir acı ile anlatılır. Ben de rahmetli ninemden bizzat yaşadıklarını dinleyerek büyüdüm. Çocuk, kadın, yaşlı demeden girdikleri köydeki herkesi samanlıklarda toplayıp, sonra da ateş verip yaktıkları tarihi belgelerle sabittir.

TEHCİR SAHASI OSMANLI TOPRAĞIYDI

Bütün tarihi kayıtlar net olarak gösteriyor ki, azgınlık gösteren, zulme yönelen ve soykırım yapan Ermenilerdir. Ermeni çetelerinin vahşeti karşısında devlet seyirci kalamazdı. Nitekim, Osmanlı bu kanı durdurmak için harekete geçmiş, alınan bütün tedbirlere rağmen zulümler devam edince, son çare olarak tehcire yönelmiştir. Tehcir sahası yine Osmanlı toprağıdır. Gönderilenler Osmanlı vatandaşıdır. Kaldı ki, her türlü tedbir alınmış, güvenlikleri sağlanmış ve hatta masrafları bile karşılanmıştır. Tehcir, 1915 olayları ile birlikte sırtından hançer yiyen bir İmparatorluğun doğal refleksidir. Karar doğrudur ve uygulama son derece isabetlidir.

KARAR YOK HÜKMÜNDEDİR

Bu yazdıklarımız bir iddia veya bir savunma değildir. Hepsi kayıtlı ve aslına bakarsanız bütün dünyanın da bildiği gerçeklerdir. Buna rağmen, yıllardır tamamen önyargılarla, kasıtlı ve planlı biçimde bir yalan ve iftira kampanyası götürülmektedir. Tarih ve hukuk yönünden Türkiye haklıdır ve veremeyeceği hiçbir hesap yoktur. Ancak, taraflı bir şekilde ve siyasi hesaplarla ve Türkiye’yi sıkıştırabilmek için bu yalanlar gündemde tutuluyor. Bu kelimenin tam anlamıyla bir rezilliktir, kalleşliktir, şerefsizliktir. Biden’in kararı yok hükmünde olduğu gibi, hiçbir şekilde karşılıksız da kalmamalıdır. Devletimiz ve hükümetimiz gereğini mutlaka yapacaktır. ABD’nin düşmanlığı artık tahammül edilemez boyutlardadır ve bir yol ayrımına gelinmiştir.

HDP İHANETİ

Türk milletinin dünyada var olduğu tarihten bugüne kadar onuruyla, şerefiyle yaşamış, savaşını da, savunmasını da mertçe yapmıştır. İhanet görmüş, işgale uğramış, ama asla başka bir milletin tebası olmamıştır. Her zaman küllerinden doğmuş ve tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamıştır. Bu gerçek orta yerde dururken, Biden gibi kalleşler kimden neyin hesabını soruyor? HDP gibi kanlı ve vahşi terör örgütünün uzantısı olan bir yapı, hangi yüzleşmeden söz ediyor. İhanetin bundan daha ağırı, bundan daha yamanı olabilir mi? Böyle bir parti Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde nasıl yer alabilir, bu gazi mecliste nasıl temsil edilebilir?