Tarlası çoktan sürülen Türk Ocakları

30.06.2022 09:57

          Türk Ocakları içinde son yaşananlar hadiseler ve sonrasındaki tartışmalar gösterdi ki, Türk Ocaklarının bünyesi çok parçalı bulutludur. Bu manzara fırtınaya da dönüşebilir, şiddetli bir yağışta olabilir. Belki de alışıldığı için hafif bir esintiyle tartışmalar sona erecektir. Ama son yaşananlar Türk Ocakları için büyük bir leke, derin bir hayal kırıklığı, ayaklarına ise ihanet prangası olmuştur.

          Türk Ocakları Genel Merkezi “Türk Ocakları İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu 30 Haziran 2022 tarihinden geçerli olmak üzere görevden alınmıştır” açıklamasını yaparken, CHP sevdalısı Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram buna karşılık CHP’nin “Amiral gemimiz” dediği Sözcü gazetesinde “İstifa etmeyi düşünmüyorum çünkü yanlış bir şey yapmadım. Onlar istifa etmemi beklediler belki ama ben etmedim. Onlar görevden aldık diyorlar” karşılığını veriyordu.

          Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram’ın Türk Ocaklarını CHP’nin “cambaza bak” sahnesi yapma girişimleri elinde patladı.

          Ama Cezmi Bayram İBB sponsorluğunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu cilalama, Ekrem İmamoğlu’na teslim olma, Canan Kaftancıoğlu’na teşrifatçılık yapma işini elbette Türk Ocakları Genel Merkezi’nden habersiz yapmamıştır. Cezmi Bayram’ın ateistlerle İslam dünyasının meselelerine çözüm arama deneyine Türk Ocakları Genel Merkezi’nden muhakkak onay verenler vardır. Çünkü Türk Ocakları Genel Merkezi’nin yaptığı üç yazılı açıklama bünyede farklı farklı başların ve zihniyetlerin olduğunu göstermektedir.

          Anlaşılan Türk Ocakları Genel Merkezi’nde iki başlılık vardır. Daha ölçülü olduğuna inandığımız Prof. Dr. Mehmet Öz bir tarafta, “Şeref Genel Başkanı” sıfatıyla Nuri Gürgür de diğer tarafta yer alıyor. Nuri Gürgür Türk Ocakları Genel Merkezi’nin resmi sayfasında “Başyazı” yazmayı sürdürüyor. Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram’ın da Nuri Gürgür’ün ekibinde olması tüm şüphelerimizi güçlendiriyor. Nuri Gürgür’ün nasıl biri olduğu konusuna daha sonra geleceğiz…

          Türk Ocakları Genel Merkezi tartışmalar sonrası iki tane uzun açıklama yapmıştır. Ama her iki açıklama da aynı bünye içinde farklı kalem ve zihniyetlerin çatışması gibiydi.

          Birinci açıklama da, “Türk Ocakları Genel Merkezi, bu konudaki samimi, hasbi ve tavizsiz tutumuna halel getirilmesine izin vermeyecektir. Devlete “seri katil” diyenlerin Türk Ocakları toplantılarda boy göstermesi kabul edilemez” diyerek Türk Ocaklarının İstanbul’daki manzarasına haklı tepki gösterenlerin hakkı verilirken, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türk Ocaklarını geçmişi üzerinden sahiplenerek yaptığı eleştiriden sonra yapılan ikinci açıklamada ise “Bizi yöneten siyasilere hatırlatırız ki; biz, parti siyasetinin tarafı veya hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Partilerimizin de kutuplaşma siyasetinden ve ötekileştirici dilden uzaklaşmalarının Türkiye’nin bekası açısından vazgeçmez ön şart olduğunun farkına varmaları en büyük temennimizdir” şeklinde MHP’ye göndermede bulunan açıklama yapmışlardır. O halde sormak lazımdır. Bu eleştirileriniz MHP Liderine yönelik ve ona cevap niteliği taşıyorsa Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram’ı niçin görevden aldınız?

          Görevden alındığına göre Türk Ocakları İstanbul Şube bir rezalete imza atmıştır. Bu açıdan bakıldığında MHP Lideri Devlet Bahçeli eleştirilerinde haklı oluyor değil mi?

          Türk Ocakları Genel Merkezi’nin bu son açıklamaları içinde teröristbaşı Fethullah Gülen’in kardeşiyle ilgili taziye teşekkür metninde “Kadim dostum” diye hitap ettiği Türk Ocakları “Şeref Genel Başkanı” Nuri Gürgür’ün parmağı kendini hissettirmektedir.

          Türk Ocakları Genel Başkanı iken MHP’nin şiddetle karşı çıktığı 12 Eylül 2010 referandumuna “Evet” diyerek destek vermesi, yine MHP’nin şiddetle karşı çıktığı “Kürt Açılımı-Çözüm Sürecine” açıktan destek vermesi kirli sicilinden bazı örneklerdir. Referandum sonrasında bile MHP’ye "Partinin bu durumu göz önüne alarak 'evet' demesi gerekirdi" diyerek tavrını sürdürmüş, Kürt açılımı için de MHP'nin sürece muhakkak katkı vermesini isteyerek “25 seneden beri kanayan bir yara var. Bu yaranın mutlaka telafi edilmesi, halledilmesi gerekiyor” açıklamasını yapmıştı. Sonuçta gerek referandum konusunda, gerekse Kürt açılımı konusunda haklı çıkan MHP olmuştu.

          Nuri Gürgür’ün FETÖ’nün Abant toplantılarının müdavimi olması da başka bir ayrıntı, Pensilvanya’ya giderek Fethullah Gülen’in elini öptüğü de çarpıcı başka bir iddiadır.

          1998 yılında Fethullah Gülen’e Türk Ocakları olarak ödül verilirken genel başkan Nuri Gürgür’dü. 1995 yılında Fethullah Gülen’e ödül verildiğinde de o dönemin Türk Ocakları Genel Başkanı ise Sadi Somuncuoğlu idi.

          Türk Ocakları “Şeref Genel Başkanı” Nuri Gürgür’ün Fethullah Gülen’in taziye teşekkür ilan metni için de sanki aileden biri gibi, “Yıllardan beri hüzünlü gurbet denilen bir mekânda insanın çok sevdiği kardeşini kaybetmesi büyük bir acıdır. Dostları da bu acıyı paylaşmıştır. Hocaefendi’yi seven, ona hürmet eden her kesimden insan var. Zaten tavır ve davranışında Türkiye’yi birleştirmeye çalışıyor. Burada da bunun bir göstergesi var” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Yani demem o ki, Türk Ocakları tarlası birileri tarafından uzun yıllar öncesi sürülmüştü.

          Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram’ın HD(P)KK’ya çok yakın konumda olan ve milli her davada Türk milletinin aleyhinde olan Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Canan Kaftancıoğlu ile program yapması Türk Ocaklarının intiharı olmuştur.

          Basın açıklamasında, “Bizi yöneten siyasilere hatırlatırız ki; biz, parti siyasetinin tarafı veya hiçbir partinin arka bahçesi değiliz” şeklinde beylik laflar edip CHP’nin sembol isimleriyle program yapmak ise ayrı bir ikiyüzlülüktür.

          Şerefi, namusu, haysiyeti olan bir Türk milliyetçisi sürekli Demirtaş kemiği yalayanlarla, sürekli HD(P)KK ile işbirliği ve dayanışma içinde olanlarla bir araya gelir mi?

          Türk Ocakları Genel Merkezi “Hiçbir partinin arka bahçesi değiliz” diyor. Ama Türk Ocakları İstanbul Şube Başkanı Cezmi Bayram Sözcü’ye verdiği röportajda CHP’siz program yapamadığını şu sözlerle kabul ediyordu: “Biz bu sempozyumun birincisini geçmişte Kartal Belediyesi ile yaptık. Orada açılış konuşmasını Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptık. O zaman herhangi bir tepki bir yerden gelmedi. Şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yapıyoruz. Gene onu davet ettik.”

          Bu hal "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözüyle açıklanmayıp da ne ile açıklanabilir ki?

          Cezmi Bayram, Türk devleti ve hükümeti şu an Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de terör örgütü PKK’ya, YPG’ye karşı temizlik operasyonları yaparken her eylemleri ve söylemleri PKK’ya, YPG’ye destek niteliği taşıyan, “Kürt sorununu HDP ile birlikte çözeceğiz” diyen bu CHP kadrosuyla program yaparken miden bulanmadı da Sözcü’de hala“Türk Ocakları, Türk milliyetçilerinin ocağıdır. Muhatabı, hedef kitlesi bütün Türk milleti” nutukları atıyorsun.

          İslam’a hakaretleri, aşağılamaları ve düşmanlıkları saymakla bitmeyecek bir zihniyetle de İslam dünyasının meselelerine çözüm yolları aramak da zekâ düzeyinizi ortaya koydu. “Ben dinsizim” diyen Canan Kaftancıoğlu ile hangi ortak noktanız olabilir ki onlarla İslam dünyasının meselelerine çözüm yolları arıyorsunuz?

          “Biz, parti siyasetinin tarafı veya hiçbir partinin arka bahçesi değiliz” diyerek beylik laflar eden ama özünde MHP hariç hepsiyle uyumlu olanlara hatırlatmak istiyorum. Gerek Başbuğ Türkeş zamanında, gerek MHP Lideri Devlet Bahçeli zamanında hep MHP içinde bozgunculuğun fitnesini yayan olduğunuzu tarih unutmadı.

          3 Kasım 2002 seçimlerinde MHP baraj altında kaldığında koştura koştura iktidarın ilk günlerinde TBMM Başkanı Bülent Arınç’ı ziyaret ederek , “Ümitli bir dönem başlıyor” diyen dönemin Türk Ocakları Başkanı Nuri Gürgür’ün tavrı mı her siyasi partiye eşit mesafe idi?

          Ya da şimdi CHP’nin milli ve manevi değerlere karşı bu kadar ihanetine susup, Türk milletiyle dalga geçer gibi CHP ile İslam dünyasının meselelerine çözüm aramak mı eşit mesafede olmaktır? Türk Ocaklarının HD(P)KK’ya yoldaşlık eden CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na diyecek hiç mi bir sözü olmaz?

          MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “Türk Ocakları MHP’nin ön bahçesi, arka bahçesi olsun” demiyor. MHP Lideri “Türk Ocakları Türkiye bahçesinde PKK’cılık, YPG’cilik, Demirtaşçılık oynayan Türk-İslam düşmanı alçaklara karşı dikkatli olsun, onlarla mücadele etsin” mealinde uyarılarda bulunuyor.

          MHP Lideri, “Ben çok üzüldüm, dalıp dalıp uzaklara gittim, acaba Türk Ocakları yönetimi hiç mi rahatsız olmadı? Hiç mi vicdan azabı çekmedi? Türk milletinin kurşun gibi ağır günlerden geçtiği bir dönemde bu Türk Ocakları ne yapar, ne arar, neyle meşgul olur? Türk Ocakları 110 yıl evvel millet zillete düşmesin diye kurulmuştu, ama 110 yıl sonra zillete ev sahipliği yaparak geçmişine kalın bir sünger çekmiş, bizim de ciğerimizi dağlamıştır. Çok söze gerek yoktur, Türk Ocakları’nın vaki açmazını en iyi değerlendirip sorgulayacak olanlar bu Ocağın samimi ve sağduyulu mensuplarıdır. Bu da onlar için bir tarih ve millet vazifesidir” derken Türk Ocaklarının tarihi misyonunu hatırlatıyor.

          Atatürk’ün gözbebeği gibi ilgilendiği Türk Ocakları, “Bizi hala 1930’ların CHP’si gibi görmeyin. Dünya değişiyor, biz de değişiyoruz. Yeni şeyler söylüyoruz” diyerek Atatürk ile bağını koparmış Dersim isyanının tekrarını arzulayan, Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünden rahatsız olan Kemal Kılıçdaroğlu’na teşrifatçılık yapacak bir yapı olmamalıdır. Teröristbaşına “Komutana bin selam olsun” diyen ama iş Atatürk’e geldiğinde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını aşırı ve militanca bulan Canan Kaftancıoğlu’nu yoldaş edinen Türk Ocakları konuştukça batmamalıdır. “Nerede hata yapıyoruz?” eleştirisiyle düzlüğe çıkma arayışında olmalıdır.

          Pontus haritaları önünde sırıtarak poz veren, terörist Demirtaş için “Çizgisini çok beğeniyorum” diyen, Demirtaş’ın kitabını tiyatroya uyarlayan programları organize eden, Pervin Buldan gibi Kandil tasmalısının Kadınlar Gününü kutlayan, onunla fidan diken, kayyum atanan HDP’li Belediye Başkanlarına destek için Diyarbakır’a giden, PKK’ların düzenlediği sözde sanat sergisi için Diyarbakır’da poz veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sponsorluğuna ihtiyaç duyan ve onu “Benim Türk Ocağı’na faydalarım olmuştur. Kimse bunu bilemez. Belki farkındadırlar, değillerdir, merkezine de faydalarım olmuştur” şeklinde konuşturan Türk Ocakları yönetimine yazıklar olsun.

          Bir de utanmadan “Kimse unutmasın ki, merhum Dündar Taşer’in dediği gibi, ‘Türk Ocağı fazla kurcalamaya gelmez, oradan bozkurt çıkar. Bozkurt!’ nutukları atan Türk Ocakları yönetimine değerli sanatçımız Ali Kınık’ın şu dizeleri daha çok yakışıyor.

“Elin ekmeğiyle yaşayan kurt kahrolsun
Boynunda tasma izi taşıyan kurt kahrolsun
Kar yağmış dağlarına üşüyen kurt kahrolsun
Kahrolsun kurt postunu giyen yalancı kuzu
Dağıtanlar kahrolsun kurt sesli ordumuzu.”

          Türk Ocakları bünyesinden Pensilvanya ve Kandil beslemelerini temizlemelidir. Ekrem İmamoğlu’nun sponsorluğuna, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklına, Canan Kaftancıoğlu’nun varlığına ihtiyaç duyacak kadar Allah kimseyi düşürmesin.

          Türk Ocakları bu gidişle Kemal Kılıçdaroğlu fırsat bulur da terörist Demirtaş’ı, etki ajanı Osman Kavala’yı cezaevinden çıkarırsa, onların anılarını anlattığı mekân olacaktır.

          Türk Ocakları nasıl olsa “Dünyayı kurtaracak akıl sahibi” Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve her türlü ihanete sponsor olacak Ekrem İmamoğlu’nu buldu… “Elin ekmeğiyle yaşayan kurt olmak” onlar için mesele değilmiş anlaşılan…