Tek hamlede çoklu sonuç

25.10.2019 10:00

Amerika'nın eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger'ın "Diplomasi" adlı kitabı en az kendisi kadar meşhurdur.

Kissinger, kitabında Avrupa merkezli siyaset felsefesinden yola çıkarak Amerika'nın siyasetini kutsallaştıran bir anlayışı ifade etmeye çalışır.

Nihayetinde o "diplomasi makinesi" şu kahkaha helezonuna yol açacak cümleyi yazma hünerini (!) gösterir:

Dünyada hiçbir ulus, Amerika kadar kendini ahlaki değerlerle bağlamış değildir. Dünyada başka hiçbir ülke tanımı gereği mutlak olan değer yargıları ile bunların uygulanması gereken somut durumlar arasındaki boşluğu doldurmak için kendine bu kadar eziyet etmemiştir.

Komediye bakar mısınız?

Yıllar önce John.F. Kennedy'nin bir kitabını okumuştum. Adı: Fazilet Mücadelesi! O da kendince, Amerika'nın kuruluşundan beri erdem savaşçısı olduğunu anlatıyordu.

Adamlar otuz iki tekmil birden pragmatist ancak durumu ifade ederken biz kâr amacıyla hareket ediyoruz, vazgeçilmez tek gayemiz çıkardır demiyorlar, işi mutlaka fazilete, ahlaka bağlıyorlar.

Trump, bu anlayışın dışında bir sima; doğrusu ne yaparsan yap meseleyi getir ahlaka, felsefeye bağla lobisine pek uymuyor. Bu yüzden başında Demokles'in kılıcı gibi "azil" tehdidi salınıp duruyor.

Türkiye'nin "Barışpınarı" adlı keskin, cesur ve hakkaniyeti esas alan tavrı Kissinger'ın stilize edilmiş kitabi retoriğine karşı tarihin ince imbiğinden süzülmüş devlet ahlakiliğiyle mücehhez siyaset dersi gibi duruyor.

Tek hamlede çoklu etki.

Tam bir küresel dokunuş diyebiliriz.

Türkiye, sınırında terör devleti kurulmasına elbette rıza gösteremezdi; bunun için askeri alternatifi masaya sürdü ve sonuç aldı. Bu dokunuş Amerika, Rusya, İran, Almanya, Fransa, İngiltere özelinde dünyanın beşlerini, altılarını, yedilerini etkisi altına aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile gerçekleştirdiği 6,5 saatlik toplantı sonrasında yapılan açıklamalar, Türkiye'nin geniş spekturumlu dış politikasını  gözler önüne sermiş oldu.

Amerika ile varılan anlaşmanın üzerine Rusya ile sağlanan mutabakat küresel ölçekte bir başarıdır. Bu mevzi alışı doğru tahlil etmek için uluslararası siyaset uzmanı olmaya da gerek yoktur.

Türkiye, ordusu ve diplomatik varlığı ile nesnel olarak, terör yuvasına çevrilmesi planlanan topraklardadır ve terör örgütü belirlenen hizaya çekilmektedir.

Görülen o ki gelinen noktadan Rusya da, Amerika da ve Suriye de gayrimemnun değildir.

Amerika, piyonu YPG-PKK'nın tasfiye edilmesini umursar mı? Trump'a kalsa hayır ancak Pentagon'un kapalı kartları içinde her cins piyon bulunmaya devam eder. Anlaşılan Trump-Pentagon çekişmesinde şimdilik Trump kazanmış görünüyor.

Rusya, hedefini Putin'den ve Kremlin sözcülerinden çok Aleksandr Dugin gibi siyaset dışı görünen politika figürleri vasıtasıyla açıklıyor. Avrasyacı Dugin, fikri kapasite olarak Jirinovski'nin iki tık üstünde Çarist İlminsky'nin de beş tık altındadır.

Türkiye bu milletler mücadelesinde silahını elinde, sözünü dilinde tutarak benzemezleri  detant aşamasına getirmiştir.

Muhataralı bir bölgede, çatışmanın hüküm sürdüğü bir alanda askeri seçeneği kararlılıkla uygulayarak sonuç almak.

Üstelik tarafları buna ikna etmek; şer odaklarını bölgeden sürmek..

Armudun sapı üzümün çöpü diyenler, sahi siz neyin peşindesiniz?

Türkiye, masada da, sahada da başarmıştır.

Bu kadar açık.