Telgraf ve kartlarla işgali protesto

Protesto mitingleri zaman zaman yasaklanınca tecavüzlere ve işgallere tepki kartpostallar, telgraflar ve mektuplarla...

06.12.2018 10:00

Protesto mitingleri zaman zaman yasaklanınca tecavüzlere ve işgallere tepki kartpostallar, telgraflar ve mektuplarla da yapılmıştır. İstanbul’daki İtilaf Devletleri Temsilcilikleri’ne, Saray’a, Osmanlı Hükümeti’ne ve Avrupa devletlerinin büyükelçiliklerine gönderilen bu yazılı tepkiler önemli derecede kamuoyu oluşturmuştur.

Türklerle yapılan tecavüzleri ve işgalleri protesto konusu sadece mitinglerden ibaret değildir. Mitinglerle birlikte kartlar, telgraflar ve mektuplarla da işgallere ve tecavüzlere tepki gösterilmiştir. Mitinglerin yer yer yasaklanması üzerine, özellikle 16 Haziran 1919’dan sonra işgallerin protesto edilmesi ağırlıklı olarak kartpostallar, telgraflar ve mektuplarla yapılmaya başlamıştır. İstanbul’daki İtilaf Devletleri Temsilcilikleri’ne, Saray’a, Osmanlı Hükümeti’ne ve Avrupa devletlerinin büyükelçiliklerine gönderilen bu yazılı tepkilerin kamuoyu oluşturulmasında ve tepkilerin ortaya konulmasında oldukça etkili olduğunu biliyoruz. Kadınlarımızın da aktif olarak yer aldıkları bu protestonun Mustafa Kemal Paşa’nın HavzaTamimi (28-29 Mayıs 1919) ile hızlandığı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri tarafından organize edildiğini de biliyoruz. 16 Haziran 1919’da alınan karar üzerine iki gün içinde gönderilen protesto kartlarının sayısı 130.000’i bulmuştur. Bu kartların üzerinde daha çok kurum adı değil şahıs adları yazılmıştır. Telgraflarda da kurumlar adına imza atan şahısların isimleri belirtilmiştir.

ANADOLU KADINLARI MÜDAFAA-İ VATAN CEMİYETİ

Yukarıda genel hatları ile verdiğimiz üzere, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İtilaf Devletleri’yle Yunanistan’ın Anadolu’yu işgalleri, Rumların Doğu Karadeniz bölgesinde “Pontus Cumhuriyeti”, Ermenilerin Doğu Anadolu’da “Türkiye Ermenistanı” ve Ayrılıkçı Kürtçülerin Güneydoğu Anadolu’da “Kürdistan Devleti” kurma çabalarını hızlandırmaları üzerine başlatılan Milli Mücadele’de kadınlar da yer almış ve önemli çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalardan biri de kadınların örgütlendiği “cemiyet/dernek” çalışmasıdır. Bu dönemde genellikle “Redd-i İlhak”, ve “Müdafaa-i Hukuk” adıyla cemiyetler kurulmuştur.

Bu cemiyetler arasında kadınların kurdukları ve etkin rol üstlendikleri cemiyetler de vardır. “Müdafaa-i Hukuk, Müdafaa-i Vatan, Gazi Kadınlar” gibi kadın cemiyetleri, düşman işgalleri karşısında Kuva-yı Milliyeci bir ruhla cephede ve cephe gerisinde faaliyet yürütmüşlerdir. Geniş halk kitlelerini Milli Mücadele’ye çağırmak, milli orduya para ve mal yardımı toplamak, bağış kampanyaları organize etmek, muhacirlere yardım etmek, toplantılar düzenlemek, İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri’ne işgali ve zulümleri protesto eden telgraf, mektup ve kartlar göndermek faaliyetlerinde bulunan bu kadın cemiyetlerinin merkezi, Sivas’ta kurulan “Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti”dir. Sivas Kongresi (4-12 Eylül 1919) toplanmasından sonra, Vali Reşit Paşa’nın Eşi Melek Reşit Hanım’ın başkanlığında Sivas’ın ileri gelen ailelerinin kadınları ile burada görev yapan memur aileleri, kadınlar arasında bir cemiyet kurmak üzere harekete geçmiş bu amaçlarını gerçekleştirmek için yalnızca kadınların katılacağı bir toplantı düzenleme kararı almışlardır.

5 Kasım 1919 Cuma günü Sivas Numune Okulu’nda düzenlenen toplantıda Sivaslı Hanımlar, vatanın kurtuluşu için mücadele edecek bir kadın cemiyeti kurma kararı alarak, 26 Kasım 1919’da cemiyetin kuruluş dilekçesini Sivas Valiliği’ne vermişlerdir. 7 Aralık 1919’da valilik cemiyetin kuruluş yönetmeliğini isteyince, hazırlanan yönetmelik cemiyet tarafından valiliğe gönderilerek kuruluş işlemleri tamamlanmıştır. 9 Aralık 1919’da Valilikten cemiyete gönderilen izin yazısında adı geçen kurucular şunlardır: “Vali Reşit Paşa’nın Eşi Melek Reşit Hanım, Defterdar Tevfik Bey’in eşi Samiye Hanım, Jandarma Tabur Komutanı Kemal Bey’in eşi Şefika, Çankırı Tuz Madeni İşletmesi (memlaha) Müdürü Rauf Efendi’nin eşi Emine Hanım.”

16 KİŞİLİK YÖNETİM KURULU MEVCUTTU

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin valiliğe sunduğu yönetmeliği 11 maddeden oluşmakta ve ilk maddede, “Merkezi Sivas olmak üzere bütün Anadolu’nun belli bölgelerinde Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurulacaktır” denilmektedir. Bu yönüyle bakıldığında Cemiyet Merkezi olan Sivas bir nevi “konfederasyon merkezi” gibi çalışacak, cemiyet şubeleriyle bütün Anadolu’da örgütlenecektir. Kongre tarafından seçilen 16 kişilik bir yönetim kurulu tarafından yönetilen cemiyet, yönetimin gizli oyla seçeceği bir başkan, bir ikinci başkan ve sorumlu sekreter ile bir veznedar tarafından yönetilecektir.

Yönetim Kurulu 15 günde bir toplanacak, toplantıya üç defa özürsüz katılmayan istifa etmiş sayılacak, yazışmalar resmi mühür ve başkan ile sekreterin imzalarıyla yapılacaktır. Ayrıca masraflar, hesap ve kasa işleri ve bunların denetlenmesi, cemiyetin maaşlı memur kullanabilmesi, bağış toplama ve yönetmeliğin kongre kararı ile değişeceğine ilişkin maddeler yönetmelikte yer almaktadır. Cemiyet, resmen kuruluşunu tamamladıktan sonra kuruluşunu ve yapacağı işleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya 12 Aralık 1919 tarihli bir telgrafla bildirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 13 Aralık 1919’da, Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’ne verdiği cevapta şunları söyledi: “Anadolu’nun bilhassa pek büyük inkılaplara muhtaç olan kadınlık hayatında gelecekte pek büyük gelişim eseri ve uyanış vadeden bu övgüye değer girişim, memleketimizin her türlü selamet ve saadetini amaç edinmiş olan heyetimizin hakkıyla teşekkürü gerektiren davranışı oldu.” Mustafa Kemal Paşa Sivaslı kadınların bu fedakâr girişimini diğer Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine bildirerek kadınların bu tür girişimlerini destekleyeceklerini ve her türlü yardımı yapacaklarını ifade etmiştir. Kuruluşu telgraf ve gazete ilanlarıyla halka da duyurulan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin kuruluş amaçlarına bakıldığında genel itibarıyla Sivas Kongresi kararlarına uygunluk dikkat çekmektedir.

Derneğin Başkanı, yöneticileri ve üyeleri şu isimlerden oluşuyordu: “Başkan: Melek Hanım, İkinci Başkan: Samiye Hanım, Sekreter: Şefika Kemal Hanım, Veznedar: Emine Hanım. Üyeler: Neyyire, Tacürricâl, Şerife, Ayşe Bedriye, Ferruh, Nuriye, Behire, Memduha, Safiye Makbule, Kamer, Ayşe Şuhude Hanımlar.” Cemiyetin çalışmalarına bakıldığında şunlar dikkati çekmektedir: Kadınlar arasında toplantılar düzenlemek, Padişah’a, Hükümet’e, İçişleri Bakanlığı’na ve İtilaf Devletleri Temsilcilikleri’ne protesto telgrafları göndermek, Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşi, İngiltere ve İtalya Kraliçeleri başta olmak üzere, devlet başkanlarının eşlerine protesto telgrafları göndermek, Osmanlı basınında protesto telgrafları yayımlamak, Anadolu Ajansı ile yazışarak kadın meselesine ve ülkenin içinde bulunduğu vatan müdafaasına yönelik görüşler açıklamak, Heyet-i Temsiliye ile yazışmak, Osmanlı Ayan ve Mebusan Meclisi’ne Anadolu’nun tepkilerini telgraflarla iletmek, çalışmaları hakkında Heyet- i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya yazışarak bilgi vermek, cephede düşmanla savaşan askerlere, göçmenlere, kimsesizlere, asker ve şehit ailelerine yardım toplamak ve toplanan yardımları ilgililere teslim etmek. Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti birçok yerde şubeler açmıştır. Bu şubeler daha çok Milli Mücadele bakımından stratejik önemi olan yerlerde açılmıştır. Bu şubelerde de kadınlarımız aktif olarak çalışmışlar, derneklerinin amaçlarını gerçekleştirmek için fedakârca gayret göstermişlerdir. Cemiyetin şubeleri şu yerlerde açılıp faaliyet göstermişlerdir: Kastamonu (28 Eylül 1919), Amasya (11 Ocak 1920), Kayseri (22 Aralık 1920), Kangal/Sivas (9 Mayıs 1920), Pınarhisar (6 Şubat 1920), Niğde (7 Şubat 1920), Aydın (9 Şubat 1920), Viranşehir/Urfa (Erzincan (4 Şubat 1920), Eskişehir (3 Şubat 1920), Burdur (19 Şubat 1920), Yozgat (16 Şubat 1920), Konya (24 Aralık 1919), Bolu (17 Ağustos 1920), Bursa (15 Ocak 1920), Ankara (2 Mart 1921), Denizli (20 Şubat 1920), Isparta (20 Haziran 1919), Karahisar (20 Mart 1920).

SEÇİLMİŞ KAYNAKÇA

BAYKAL, B. Sıtkı, Milli Mücadele’de Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Ankara, 1986. DOĞRAMACI, E., Atatürk’ten Günümüze Sosyal Değişmede Türk Kadını, Ankara, 1993. GÜLER, Ali, Nutuk’tan Dersler, Atatürk ve Kadın Hakları, Halk Kitabevi, İstanbul, 2018. GÜLER, Ali, Türk’ün Tarihi-4, Cumhuriyet’in Faziletinde, Halk Kitabevi, İstanbul, 2016. İNAN, Afet, Kurtuluş Savaşında Türk Kadını, TBMM. Yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1985. KAPLAN, L., Cemiyetlerde ve Siyasi Teşkilatlarda Türk Kadını (1908-1960), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1998. Milli Mücadele’de ve Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Kadınlarımız, T.C. Milli Savunma Bakanlığı, Ankara, 1998. ŞAHİNGÖZ, M., İzmir, Maraş ve İstanbul’un İşgali Üzerine Yapılan Protesto ve Mitingler (Basılmamış Doktora Tezi), Ankara, 1986. TANSEL, F. A., İstiklâl Harbi’nde Mücahit Kadınlarımız, Ankara, 1991.

ŞEHİT VE GAZİ KADINLARIMIZ

Türk kadınlarının fiilen savaşmaları, cephelerde şehit ve gazi olmaları sadece Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı döneminde olmamış; bundan yaklaşık yüz yıl öncesine kadar tespitler yapılmıştır. Fevziye Abdullah Tansel’e göre mücahit kadınlarımızın varlığı 1828-1918 yılları itibarıyla şu şekildedir: “Mücahit kadınlarımızdan biri, II. Mahmut devrinde Rusların 1828’deki Şumnu kuşatmasında erkek elbisesi giyip cepheye koşan, kahramanlık menkıbesi Kars’ta dilden dile dolaşan bir genç kızdır.

1853-56’daki Türk-Rus Harbi’nde şehit düşen bir genç kızın da cenazesi Kars’a getirilerek törenle gömülmüştür. Yine Kırım Harbi’nde 1854 başlarında, ordu kumandanı Musa Paşa Silistre kuşatmasında şehit olunca, Kara Fatma kumandasındaki, Türkmeneli’nden yardıma koşan kılıç belde, kargı kolda kadınlar Sivastopol’da geceli-gündüzlü savaşmışlar, Kara Fatma yaralanmış, kardeşi şehit düşmüştür. 1877’de, Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki Sargana Deresi’nden karaya çıkmayı planlayan Rusların püskürtülmesinde, ellerinde baltalarla düşmana karşı koyanlar arasında Rukiye Abla, Pümpür Kızı Ayşe; 8/9 Kasım 1877’de Azize Tabyası’nı kuşatan Rusların yenilgiye uğratılmasında büyük yararlılıkları görülen Erzurum’un Nene Hatun’u, Gülizar’ı, Nâme Kadı’nı…1918’de yine Erzurum’da, evlerine baskın eden Ermenileri kaçırmayı başaran Sebile adlı genç kız da dahil, bu dokuz mücahidimizin kahramanlığını tarih bilgisi çerçevesinde aydınlatmaya çalıştık.” Türk Kurtuluş Savaşı, şehit ve gazi kadınlarımızın kahramanlık hikâyeleri ile doludur. Bunların bazılarının portrelerini aşağıda vereceğiz. Burada Milli Savunma Bakanlığı’nın kayıtlarından bazı rakamlar vermek istiyoruz. Arşiv kayıtlarına göre İstiklal Harbi’nde sadece Antep savunmasında “şehit” olan kadın sayısı 68’dir. Yine sadece Antep savunmasında “gazi” olan kadın sayımız 164’tür.