Terör örgütlerinin tokmakladığı davul, CHP!

02.07.2020 10:00

          Kemal Kılıçdaroğlu tokmak-davul işine girmişken biz de kendisine soralım. Seni tokmak gibi kullanan PKK mı, FETÖ mü, YPG mi, PYD mi, DHKP-C mi, MLKP mi? Çünkü hep terör örgütlerine sahip çıkıyor, siyasette hep onlar adına tokmakçılık yapıyorsun. Ya da davul olmuşsun bunların tamamı gelip gidip sana vuruyor? Kemal Kılıçdaroğlu bir konuda konuştuğunda heyecan duymayan, umutlanmayan bir terör örgütü var mı?

          CHP ve yancı kuvvetleri, Cumhur İttifakı’nı devirmek, zarar vermek, AKP-MHP arasındaki uyumu bozabilmek için her türlü tezgâhı deniyor ve fitneyi üretiyor. “Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte Devlet Bahçeli’ye şunu dedi. Devlet Bahçeli, geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’a bunu dedi” üzerinden çok arşivcilik yaptılar. Bu fitneleri tutmadı.

          AKP, MHP ile seçim ittifakına girerse Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde çok kaybedecek” dediler. Hem AKP, hem MHP bu bölgede oyunu yükseltti. Bu fitneleri de tutmadı.

          AKP’den 50 milletvekili, MHP’den 15 milletvekili istifa ederek Ali Babacan’ın, Ahmet Davutoğlu’nun partisine katılacak” dediler. Bu fitneleri de tutmadı.

          Her konuyu malzeme edinerek, sürekli “AKP-MHP arasında büyük kriz yaşanıyor” dediler. Bu fitneleri de tutmadı.

          Cumhur İttifakı üzerinde o kadar fitne üretiyorlar ki, inanın burada bu fitnelerini yazmaya kalksak sayfalarımıza sığdıramayız.

          Cumhur İttifakı’nı devirmek için önce Meral Akşener’e parti kurdurup besleyenler, daha sonra Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na da parti kurup siyasi arenaya saldılar. Görüyorlar ki, bu siyasi fitneleri de tutmadı.

          Kemal Kılıçdaroğlu, bu siyasi fitneyi açık açık “Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’la ortak noktalarda benzerliklerimiz yüzde 99” diyerek sahiplenmişti.

Tilki kurnazlığındaki en son fitneyi de yine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üretti.

          Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Davul Erdoğan’ın boynunda, tokmak Bahçeli’nin elinde” şeklindeki fitnesi, siyasal gücü ve hükümeti yönetme iradesini elinde bulunduran AKP’nin iç bünyesini tahrik etmek için özenle seçilmiş bir fitnedir. Bu fitnenin bir özel amacı da AKP içindeki Bülent Arınç modeli adamlara sinyal göndermektir.

          CHP ve yancı kuvvetleri, tüm fitneleri deneyip tutturamayınca herhalde oturdular “Küçük parti, büyük partiyi yönetiyor” fitnesiyle şansımızı deneyelim dediler ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu konuda konuşturdular.

          Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu cümlelerindeki özenle üretilmiş fitnesine ve tahriğine bakar mısınız?

          Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi küçük bir partinin vesayetinde düşe kalka yoluna devam etmeye çalışıyor. Öyle bir noktaya gelindi ki, saray, vesayet sahibi bu küçük partiden izin almadan karar alamaz duruma geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün kararlarını MHP Genel Başkanı Bahçeli’den onay alarak, izin alarak açıklıyor. Zaten Bahçeli bunları kamuoyu önünde de söylüyor, benim iznim olmadan hiçbir karar alınamaz gibilerinden. Adeta erken seçime gitmekle tehdit ediyor. Bu sadece sarayda böyle değil, Parlamentoda da böyle. AK Parti, MHP’nin onayını almadan hiçbir karar alamıyor. MHP’nin onayı, izni olmayan bir karar zaten Meclis’e de gelmiyor. Bu hem sarayın hem de TBMM’nin bir küçük partinin tahakkümü altında olması demektir. Aynı vesayeti sadece saray ve TBMM’de değil, bürokraside de görüyoruz.

          MHP 2018 seçiminde yüzde 11.9 oy alan bir parti. Şu anda fiilen Türkiye yüzde 11.9 oy almış bir partinin vesayetiyle yönetiliyor. Bu vesayetin ve çıkar birliğinin sürdürülmesi pahasına ikilinin yerel seçimlerde İmralı’ya nasıl sığındıklarını da biliyoruz. Özetle, davul Erdoğan’ın boynunda, tokmak Bahçeli’nin elinde. Halkımız tüm bu gerçekleri biliyor…

          Cumhur İttifakı’nı yaşatma” konusunda karşılıklı olarak çok hassas davranan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “fitne yaratacağım” diye içine düştüğü trajikomik hale herhalde çok gülmüşlerdir. Çünkü Cumhur İttifakı mensupları birbirine dayatma yaparak yahut siyasi bir hesap yaparak birbiriyle muhatap olmuyor. Türkiye adına makul ve mantıklı olan neyse o noktada birleşiliyor. Kemal Kılıçdaroğlu işte bunun kıskançlığını yaşıyor ve kendine misyon yükleyenlere sürekli rezil olmanın psikolojisinde ezildiği için bu fitneye başvuruyor.

          Çünkü CHP o kadar rezil bir haldedir ki, 1 Kasım seçimleri sonrası MHP’nin bölünüp, parçalanması için FETÖ’nün siyasi projelerine omuz verdiğinde de bakın CHP’li Özgür Özel, MHP hakkında ne yorumda bulunuyordu: “Sayın Bahçeli MHP’nin kapısına ‘tasfiye sürecindeyiz’ diye asmış. Kapatıyoruz, batan geminin malları bunlar, seçmen İYİ Parti’ye, başka muhalefet partilerine gitsin, biz bu kadar benzeştiysek isteyen AKP’ye gitsin. Zaman zaman İstanbul’da büyük mağazaların kapısında görürsünüz, ‘patron çıldırdı, kapatıyoruz.’ kapış kapış malları dağıtıyorlar. MHP’nin durumu, patron çıldırdı, kapatıyoruz tasfiye sürecinde bir parti. Ciddiye alınacak bir durum yok karşımızda.

          Türkiye’yi yüzde 11.9 oy almış MHP yönetiyor” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “MHP kapısına’ tasfiye sürecindeyiz’ diye astı. Artık MHP diye bir parti kalmadı” diyen de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel… Bu nasıl tezatlık?

Karar verin CHP’nin şaşkınları, ‘MHP Türkiye’yi mi yönetiyor’ yoksa MHP tasfiye mi oldu?

Fitne yaratmaya çalışırken rezil olmak, sanırım tam böyle oluyor.

          Kemal Kılıçdaroğlu tokmak-davul işine girmişken biz de kendisine soralım. Seni tokmak gibi kullanan PKK mı, FETÖ mü, YPG mi, PYD mi, DHKP-C mi, MLKP mi?

          Çünkü hep terör örgütlerine sahip çıkıyor, siyasette hep onlar adına tokmakçılık yapıyorsun. Ya da davul olmuşsun bunların tamamı gelip gidip sana vuruyor?

          Kemal Kılıçdaroğlu bir konuda konuştuğunda heyecan duymayan, umutlanmayan bir terör örgütü var mı?

Hep onlar mutlu oluyor, hep onlar tatmin oluyor.

          Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhur İttifakı’nın içine fitne salmak için kurguladığı “davul-tokmak” işinden daha rezil olan açıklaması da aynı konuşma içindeki “Bu vesayetin ve çıkar birliğinin sürdürülmesi pahasına ikilinin yerel seçimlerde İmralı’ya nasıl sığındıklarını da biliyoruz.” cümlesidir. Cumhur İttifakı İmralı’ya sığınmış, bak sen…

          Cumhur İttifakı İmralı’ya sığınıp sonuç alamadıysa, “Bizim tek ölçümüz İmralı” diyen HDP, Kandil ve terörist Demirtaş’a sığınan Kemal Kılıçdaroğlu nasıl sonuç almıştır?

          Kemal Kılıçdaroğlu eğer teröristbaşı Apo’nun mektubundan bahsediyorsa “Önderimiz Öcalan’ın mektubundan mesajımızı aldık” diyerek CHP’yi destekleyen HDP’yi ve “Kararımızı Önder Apo’nun ortaya koyduğu bu ölçü belirlemiştir” diyen KCK Yürütme Konseyi’nin (Kandil) tüm elebaşlarının CHP’ye destek açıklamasını ve “Önderimiz Öcalan’ın alacağı her türlü inisiyatifin yanında yer alacağımdan, başarısı için samimi gayret sarf edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın” diyen terörist Demirtaş’ın “Sizi (AKP-MHP) tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz ve iktidarınızı sallayacağız” açıklamasını bize izah etmelidir. Buradan çıkan sonuç “İmralı, Kandil, HDP, terörist Demirtaş” sığıntısının bizzat kendisi olduğu yönündedir. Kandil, HDP ve terörist Demirtaş İmralı’ya bağlılıklarını bildirerek CHP’yi desteklediğine göre ortada sonuç almış tek sığıntı Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

          Teröristbaşı Öcalan’a bağlılık ilkesiyle tüzük hazırlamış olan terör örgütü için “YPG terör örgütü değildir. Vatanını korumaya çalışan oluşumdur” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, sırf Zeytin Dalı Operasyonu’nda 4600 YPG’li teröristin leşini yere sermiş Cumhur İttifakı iradesine “İmralı’ya sığındılar” diyor…

          Atatürk’ün miras bıraktığı CHP’yi davul yapıp terör örgütlerine tokmaklatan Kemal Kılıçdaroğlu bu fitne üretme işlerini bıraksın da, CHP’yi terör örgütlerinin vesayetine teslim ettiği bataklıktan çıkarmayı denesin…

          Kemal Kılıçdaroğlu kendini rezil eden basit fitneleri bıraksın da, CHP’nin içine düştüğü rezalete baksın… Davul-tokmak işine girerse bu işin içinden çıkamayacak tek parti CHP’dir.

          Kemal Kılıçdaroğlu “Sendeki kafayı taksak kuşa / Paraşüt takmadan geçmez uçuşa / Evlat olsan inan bana/ Baba deme diye gelmem eve barka” şarkısıyla sosyal medyada hakkında tonlarca klip üretilen bir siyasetçi oldun… Güldürme kendine, var git işine…