Turizm ve İstanbul Sözleşmesi!

16.04.2021 10:00

Şu akıllara zarar cümleler İP’in Topuklusuna ait:

"Turizmdeki düşüşün sebebi İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmamız!"

Yahu İstanbul Sözleşmesi 2011’de imzalanıp 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girene kadar bu memlekette turizm yok muydu? Yoksa gelenlerin hepsi kadın veya LGBTİ’li miydi?

*

İP’in topuklusu asıl amacını sonra açıklıyor:

“Turizm, özgürlüğün peşinden gider. Ülkenizde demokrasi yoksa, turizm de olmaz. Ülkenizde adalet yoksa, turizm de olmaz. Ülkenizde huzur yoksa, turizm de olmaz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıp, Türkiye’yi dünya aleme rezil ederseniz, turizm de rezil olur. Yani Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nden kurtulmadan, turizmde liderlik koltuğuna oturamayız.”

İnsaf, 2017’de halkın iradesi için referandumla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018’de uygulamaya geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden önce turizm yok muydu?

*

Hadi dönüp turizm gelirlerinin geçmiş tarihlerine bir bakalım:

2003’te yaklaşık 13 milyar 900 milyon dolar…

2007’de yaklaşık 20 milyar 950 milyon dolar…

2011’de 28 milyar 116 milyon dolar…

2013’te 32 milyar 309 milyon dolar…

2016’da 22 milyar 108 milyon dolar…

2018’de 29 milyar 513 milyon dolar…

2019’da 34 milyar 521 milyon dolar…

Ve 2020’de 8 milyar 146 milyon dolara düşmüş…

Neden? Kovit-19 dünyayı kasıp kavurmuş!

Eee nedir problem?

*

2018’den önce şu fitne kaynağınız parlamenter sistem vardı, Meclisin bir türlü seçemediği sözde partisiz Cumhurbaşkanı vardı…

Hedef turizm falan değil, doğrudan Erdoğan ve Cumhur ittifakına saldırabilmek…

“Covit-19 belâsındaki ülkeyi bilim kurulu yönetsin” demekte onun allâmeliği!

Ama bir defa olsun “Ey millet, bu belâdan ‘maske-mesafe-hijyen’e sıkı sıkıya uyarak kurtulacağız” demediler…

İktidar, hem salgının çaresini, aşısını, hastahanesini, hem halkın sağlığını, ekonomisini, çalışanların geleceğini düşünerek, “bilim kurulunun tavsiyeleri” doğrultusunda karar alıp uygulamaya sokuyor…

Bu uygulamanın neyinden rahatsızsınız?

1 Mart 2020’den beri ülkenin yaşadıkları küçümsenemez…

*

Herşeyi anladık da, Türkiye’nin Libya’ya 100 bin aşı göndermesini niye kınıyorsunuz?

“Devlet olma”nın, Mavi Vatan’da güvenliği sağlamanın ve bölgede “lider ülke olma”nın gereğidir bu politika…

Siz bu kafayla yavru vatan “KKTC’ye yapılan desteği de istemez”siniz!

Selo’yla kahvaltı ve onun özgürlüğü sizin için daha önemli çünkü…

HDPKK destekli Y-CHP’nin kucağındaki belediyelerde koltuk kapmak daha öncelikli…

Erdoğan ve Bahçeli husumetiniz, Cumhur ittifakı düşmanlığınız egonuzu kör etmiş…

Aşıyı ilk kullanan ülkelerdeniz, planlamada eksikler olsa da aşılama oranımız iyi gidiyor…

Sizinkilerin “yeni bir iskambil destesi açarsın, kıraathaneler kurtulur” kafasına rağmen, esnafa, çalışana destek olunuyor…

İnsanlarımız “maske-mesafe-temizlik” hususunda vurdumduymaz…

Halkımızı iyi eğitmek, virüsü anlatmak zorundayız, yapılan bunca masraf yine halkın parasıdır.