Türk dünyasına birlik çağrısı

22.10.2020 10:00

Azerbaycan Başsavcılığı, 27 Eylül’de Ermenistan’ın başlattığı saldırılar sonrasında bugüne kadar meydana gelen can ve mal kayıplarına ilişkin bir resmî açıklama yaptı. Buna göre, 63 Azerbaycanlı sivil hayatını yitirirken, 292 kişi yaralandı. Ayrıca, 1981 ev, 90 apartman ve 386 kamu binası kullanılamaz duruma geldi.

Bu rakamlara bakılırsa Ermenistan’ın askerî hedeflerden çok sivillere ve sivil yerleşim yerlerine saldırdığı açıkça görülüyor. Hâl böyleyken de Ermenistan’ın savaş suçu işlediğini, insanlık için utanç verici bir terör devleti olduğunu belirtmek gerek.

Hem Türkiye’den hem de can Azerbaycan’dan yapılan açıklamalar, Ermenistan’ın insanlık adına işlediği vahim suçları öne çıkarıyor. Erivan’ın çaresizlik içinde olduğu için sivillere zarar verdiği, bunların da savaş suçu teşkil ettiği sıkça dile getiriliyor. Ancak, sözüm ona medeni dünyadan Ermenistan’ı kınayan, Ermenistan’a dur diyen yok. Ağzını açan “çatışmalar sona ersin, ateşkes ilan edilsin, müzakere masası kurulsun” diyor ama Ermenistan’a “sen nasıl sivilleri vurursun” diye soran, “sivillere zarar vermeye devam edersen sana şu yaptırımı uygularım” diye ikaz eden maalesef yok.

Türkiye, terörle mücadelesinde de Batı’nın bu çelişkili ve ikiyüzlü tavrını defalarca gördü. Batı’nın çıkarları ve ideolojik saplantıları yüzünden haklı ile haksızı ayıramadığını birçok kez bizzat tecrübe etti. Bazı güya medeni ve insan haklarına saygılı devletlerin, Türkiye’ye “terör operasyonlarını durdurun” derken teröristlere kol kanat gerdiğine, onlara silah ve para desteği sağladığına, Türkiye’yi durdurmak için algı kampanyaları yürüttüğüne de şahit olduk. Bu tavrın bir benzerinin şimdi Azerbaycan’da da sergilendiğini görmemek mümkün değil.

Azerbaycan hakkını, hukukunu ve insanlarını korumaya çalışırken uluslararası toplum tarafından destek görmüyorsa bu Batı’nın ikiyüzlülüğünün ispatıdır. 30 yıllık sorunu çözmek için kayda değer hiçbir adım atamayan Minsk Grubu’nun Eş Başkanlarının tarafsız olamadıkları, Ermenistan’ı korumak için çırpındıkları ortadadır. Fransa, ABD ve Rusya’nın hem Türklere husumet duymaları hem de ülkelerindeki Ermeni lobilerine hoş görünmek istemeleri sebebiyle Azerbaycan’a cephe aldıkları açıktır. Bu şartlar altında Bakü’nün sadece Erivan’la mücadele ettiğini düşünmek yanlış olacaktır.

Azerbaycan, Ermenistan’ın arkasında duran bu güçlerle de savaşmaktadır. Bu süreçte, Azerbaycan’a samimi ve güçlü destek sunan tek ülkenin Türkiye olması şaşırtıcı değildir. Ancak Azerbaycan, Ermenistan maskesi altında bir araya gelen güçlere karşı mücadele ederken, diğer Türk cumhuriyetlerinden anlamlı bir desteğin gelmemesi hem düşündürücü hem de üzüntü vericidir. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun “Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı kendini savunabilmesini umduklarını” belirttiği bir ortamda Orta Asya’daki soydaş ve kardeş Türk cumhuriyetlerinin “Ermenistan’ı işlediği savaş suçlarından dolayı kınıyoruz” dahi diyememeleri Türk dünyasının birlik ve beraberliği açısından kaygı vericidir.

Türk cumhuriyetlerinin Yukarı Karabağ konusundaki sessizliğine dikkat çeken MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Türk’ün feryat ettiği bir ortamda, bir başka Türk’ün buna duyarsız kalması abesle iştigaldir” sözleriyle Türk dünyasına ataletten kurtulma çağrısı yapmıştır.

Rusya’nın, Çin’in ya da Batı’nın ne diyeceğinden, nasıl karşılık vereceğinden çekinip de Ermeni terörüyle çarpışan Azerbaycan’a destek vermekten imtina edenler, nerede durduklarına bir kez daha bakmalıdır. Bu yapılırken de mesele, sadece Azerbaycan-Ermenistan çatışması değil tüm Türk dünyasının hak mücadelesi olarak değerlendirilmeli ve buna göre saflar netleştirilmelidir. Kırım’ın, Kerkük’ün, Sincan ve Karabağ’ın başına gelenlerin, birlik ve beraberlik sağlanmazsa Türk coğrafyasındaki başka yerlerde de görülebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir.