Türklerin efsane zaferleri! Osmanlı'dan günümüze...

Dünya, Türk halkının 15 Temmuz'da vatan hainlerine karşı mücadelesini gördüğünde tanklara karşı gösterilen cesaretin nereden geldiğini merak etmişti. Osmanlı'da Kosova Savaşı ile başlayan kutlu zaferin 15 Temmuz'a dayanan izlerini sıraladı.

Türklerin efsane zaferleri! Osmanlı'dan günümüze... - Sayfa 1

FETÖ'nün 15 Temmuz'da gerçekleştirdiği hain darbe girişimine kadar Türklerin vatanlarını korumak adına gösterdiği mücadeleler tarih boyunca tüm medeniyetleri kendine hayran bıraktı. İşte Osmanlı'dan Cumhuriyete kadar dünyayı şaşkına çevirmiş Türklerin vatan savunmasını anlatan efsane savaşlar...

Türklerin efsane zaferleri! Osmanlı'dan günümüze... - Sayfa 2

Kosova Savaşı

Tarih ne zaman başlar sorusunun cevabıdır bir yerde. Yıl: 1389. Osmanlı kurulmuş, henüz üzerinden yüz yıl geçmiş. Osman Gazi'nin açtığı yolda Orhan Gazi hızla yürüyor. Sonra onun oğlu Sultan Murad namıyla bir kahraman. Babasının “Edirne'yi tut” tavsiyesinin üzerine gidiyor. Balkanlara doğru yürüyor Sultan Murad. O yürüdükçe ayak bastığı topraklar kısa sürede 'vatan'a dönüşüyor. Zaman hızlı geçiyor, Sofya, Niş ve Manastır gibi kıyamete kadar Türk yurdu olarak kalacak toprakları Osmanlı tek tek vatan kılıyor. Bütün Batı dünyası, Osmanlı'nın Pazar gezmesine çıkmış gibi Balkanlarda ilerleyişinden elbette rahatsız. Çare Haçlı ordusu kurmak. Kuruyorlar da. 100 binin üzerinde devasa bir Haçlı ordusu. Yakmak ve yıkmak için hazır. Osmanlılar, Haçlı ordusunun ancak yarısı kadar. Bu yeni Haçlı Ordusu'nun tek bir amacı var: Osmanlıların Balkanlardaki ilerleyişini durdurmak ve Müslümanları Balkanlar'dan ebediyen söküp atmak. Ancak Kosova Meydanı, 150 binden fazla kişinin katıldığı bu savaşa sadece 8 saat şahitlik edebildi. Haçlı ordusu bütünüyle ortadan kaldırıldı. Sultan Murad, savaştan hemen önce yaptığı duasında istediği gibi şehit oldu. Ama bu 8 saatlik zafer sonrası, Osmanlılar Balkanları 'yurt' kıldı. Bu zafer sonrası bölge, 400 yıldan daha fazla bir süre Osmanlı idaresinde kalacaktı. Kaldı da. Devlet-i Ali'yi İmparatorluğa dönüştüren ilk adımdı Kosova Savaşı. Benzerlerinin daha sonra çok defa yazılacağı eşsiz bir kahramanlık destanının ilk yazıldığı yer oldu. Kosova, tarih ne zaman başlar sorusunun cevabıydı.

Türklerin efsane zaferleri! Osmanlı'dan günümüze... - Sayfa 3

Niğbolu Savaşı

Hikâye yine aynı: Bir tarafta Haçlı ordusu. Yani Roma- Cermen İmparatorluğu, İngiltere, Fransa, İskoçya, İsviçre, Macaristan, Eflak, Lehistan, Venedik Cumhuriyeti ve daha başka 'Kimi Hindu kimi Yamyam kimi bilmem ne bela' bir sürü farklı grup; diğer yanda Osmanlı ordusu. 60 bin kişiden oluşan Osmanlı, 130 bin kişilik Haçlı ordusunun karşısındaydı yani. Ortaçağ'ın son büyük Haçlı Seferi'ne bu kez Tuna Nehri kıyısındaki Niğbolu şahitlik edecekti. Haçlı ordusunun amacı bir öncekiyle aynıydı. Fakat matematiğe olan güvenleri bu kez taleplerini bir adım daha öteye taşımıştı. Türkleri tarihten silmek. Kalabalıktılar, güçlüydüler, kibirliydiler. Tarih: 28 Eylül 1396. Henüz Tuna'nın ağlamadığı yıllar. İki ordu karşılaştı. Tecrübe aydınlatıyor. Bu kez savaş hepi topu sadece 3 saat sürdü. Net bir Türk zaferiydi. Parlak bir zekânın dünyaya armağan ettiği bit kahramanlık destanıydı. Haçlı süvarilerini atından indirmeyi akleden Osmanlı'nın net bir zaferi. Nasıl mı? İlk hattın gerisinde yerlere sivri kazıklar çaktı Osmanlılar. Sonra geriye sahte ricat. Haçlılar, mutlulukla sürdüler atlarını, kazıkların olduğu yere gelince atlarından indiler mecburen. Atından inenin kellesiyle birlikte Türk'ü tarihten silmek düşüncesi de kafalarından çıkmış oldu. Artık toplanıp da kendileri gelemeyecekti. Eşsiz bir zafer olarak Türklerin kalın zaferler kitabındaki yerini aldı Niğbolu. Müthiş bir gündü.

Türklerin efsane zaferleri! Osmanlı'dan günümüze... - Sayfa 4

İstanbul'un Fethi

Zaman ilerlemiş, Osman Gazi Han'ın Söğüt'te kurduğu devlet, Anadolu'da olduğu gibi Trakya ve Balkanlar'da da epey mesafe kat etmişti. Osmanlı Devleti'nin tam ortasında bir ur gibi duran siyah lekeyi saymazsak her şey yolundaydı. Osmanlılar, bütün Batı ittifakını tek bir yumrukla dağıtacak kadar güçlüydüler ancak bu güçleri her şeye rağmen Doğu Roma'nın başkentini düşürmeye yine de yetmiyordu. Yıllar yılları kovalamış, daha önceki girişimlerin hepsi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bir avuç toprak olarak kalmıştı Bizans elbette. Ancak çok güçlü aşılmaz surları ve surlarından daha güçlü bağlantıları vardı. Ne vakit niyet ettiysek olmadı. Ancak günü gelmişti. Tahtta II. Mehmed oturuyordu. İlk günden itibaren bütün hesapları İstanbul'u almak üzerineydi. Yaptığı her şeyi bunun için yaptı. Ön hazırlıklardan sonra nihayet 6 Nisan 1453'te ilk kuşatma başladı. Bizans'a yine yedi diyardan yardım etmeye çalıştı Haçlılar. Fatih'in aldığı önlemler pek çoğunu engelledi. Osmanlı ordusu, şehri dört bir yandan kuşatmış, ağır bombardıman altına almıştı. Ara ara hücumlar da gerçekleştiriliyordu ancak büyük ve güçlü surlar bir türlü aşılamıyordu. Yabancı kronikler, Türklerin surlar önünde şövalyeler tarafından ekin biçilir gibi biçildiğini kaydediyordu. Kuşatmanın üzerinden bir ay geçmesine karşın, Bizans hiç de düşecek gibi durmuyordu. Bin yıldır ayakta olan Doğu Roma İmparatorluğu'nu devirmek elbette kolay olmayacaktı, olmadı da. Fatih, bu kez fizik kurallarını zorlayan dâhiyane bir çıkış üretti: Haliç'e gerilen Bizans zincirini aşmak için gemileri karadan yürütmek! Hani diyordu ya: “Deha, imkânsız zannedilende mümkünü görebilmektir. Gemilerin karadan da yürüyebileceğini sezmek, Mehmet'lerden birini Fatih yapar.” Tam olarak buydu. Osmanlılar, 56 gün sonra, 1058 yıldır ayakta duran Doğu Roma İmparatorluğu'nu tarih defterinden ebediyen sildi.