Türklük ne zaman sizin meseleniz oldu?

31.03.2021 10:00

Milliyetçi Hareket Partisi, 13. Olağan Büyük Kurultayı sebebiyle bir süre ara verdiği grup toplantılarını yeniden başlattı. Sayın Bahçeli’nin grup konuşmaları siyasetin yönünü belirlediği gibi, özellikle zillet güruhunun karartma, bozma ve yıkma çabalarını da net olarak boşa çıkarıyor. Yine öyle oldu. Konuşmasına kurultay değerlendirmesi ile başladı. Muhteşem atmosferi hatırlatıp, “Gayemiz daha güçlü bir Türkiye’dir. Satanlardan, kaçanlardan, korkanlardan, dönenlerden, yılanlardan, yorulanlardan, ilk sallantıda yoldan sapanlardan olmadık, bundan sonra da olmayacağız” diyerek bir özet yaptı.

HERKES HADDİNİ BİLSİN

Uygur Türkleri son zamanların en çok istismar edilen meselesidir. MHP’ye bu kasıtlı ve planlı biçimde yapılan karalama elbette cevapsız kalmadı. “Türk milletiyle gönül bağı kopmuş kim varsa bize Uygur Türkleri konusunda laf ediyor, ileri geri konuşuyor. Be hey gafiller, Türklük ne zamandır sizin ana meseleniz oldu? Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Limasol kentinde, cami duvarlarına Türklere ölüm yazan faşist ırkçılarla sizin aranızda esasen ne fark vardır? Milliyetçi Hareket Partisi, Uygur Türklerinin kanayan yarasına yabancı başkentlerin prizmasından bakmaz, bakamaz. Türkmeneli davasına Barzani küstahlığıyla yaklaşmaz, yaklaşamaz. Kıbrıs Türklüğünün hak ve çıkarlarını Rum palikaryasının veya küresel baskı gruplarının dayatmalarıyla ele almaz, alamaz, almayacaktır. Herkes haddini bilsin, atacağımız taşı da biliriz, yiyeceğimiz aşı da biz seçeriz. CHP böyle demiş, İP şöyle demiş, HDP şunu söylemiş bizim için sadece gürültü kirliliğidir.”

CEVAP ARAYAN SORULAR

CHP’nin Türklük konusunda laf söylemesi eşine rastlanmamış bir garabettir. Sayın Bahçeli’nin şu soruları, aynı zamanda CHP’nin gerçek yüzünün ifşasıdır: “Karabağ Savaşı’nda, Ermeni propagandasına nefes olan CHP’nin bir gün de çıkıp Türkmeneli’ndeki gözyaşlarından; Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatu’nun çiğnenmiş haklarından bahsettiğini duyanınız oldu mu? 28 Mart 1991’de yaşanan Altınköprü katliamına ses çıkardığını, 1821 Mora soykırımını nefretle kınadığını bir Allah’ın kulu işitti mi? Peki, bu ayın ilk haftasında alay-ı valayla Irak’ı ziyaret eden Papa’nın Türkmenlerin haklarıyla ilgili tek bir kelam ettiğine şahit olundu mu? Küresel sömürü ve köleleştirme ablukasına en ufak itiraz, eleştiri, tepki gösterebildi mi? Bizim Türk milletine bağlılığımız bir siyasetin konusu değil, bir sevdanın, bir sadakatin, bir vefanın, bir varoluş bilincinin sonucudur. Andımız’ı istismar edenler, Türklüğü kirli projelerine malzeme yapmak için kuyruğa girenler bu sevdadan ilelebet mahrum olan kimliksizlerdir.”

BİLİNÇLİ SAPTIRMA

Zillet güruhu İstanbul Sözleşmesi üzerinden bir başka karalama yürütüyor. İşin aslı şudur: “İstanbul Sözleşmesi beklentileri karşılayamamış, sadra şifa olamamıştır. Dahası mezkur sözleşmenin toplumsal cinsiyet kimliğine ilişkin hükümleri aileyi, manevi değerleri, toplumsal düzen ve dengeyi tehdit etmiştir. Kadın haklarını yalnızca sözleşmeye bağlı görmek, bahse konu feshin arkasından feci sonuçların doğacağını iddia etmek cehalet olduğu kadar bilinçli bir saptırmadır. CHP yönetimi, parti teşkilatlarını saran taciz vakalarını unutmuş gibi davranarak kasten suyu bulandırmaktadır. Zillet ittifakı sürekli krize oynamaktadır. Fakat her seferinde de baltayı taşa vurmaktadır.”

FETÖ’NÜN PİYONLARI

Harp Okulları Yönetmeliği’nde yapılan düzenlemenin zillet güruhu tarafından istismar edilmesi de Sayın Bahçeli’nin gündemindeydi: “Düşmanın üzerine Allah Allah nidasıyla yürüyen kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin töhmet altında bırakılması, irticai tehditlerin odağı hâline geleceğinin yüzsüzce ifade edilmesi tepeden tırnağa kara propagandadır. Madem irticai faaliyetlere karşı bu kadar hassastınız, o zaman FETÖ’nün 1980’li yılların başından itibaren askeri okullara nasıl sızdığını, örgüt üyelerinin nasıl kamufle olduklarını ne çabuk hafıza kayıtlarınızdan çıkardınız? CHP’nin isnatları, bazı kiralık kalemlerin yorumları, bazı gazetelerin yayınları sanaldır, yavandır, gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bu zillet cephesine soruyorum, Müslüman Türk milletinin inançlarından ne istiyorsunuz? Camilerin bombalanacağını şerefsizce gündeme taşıyan FETÖ’cülerin peşine takılmaktan, onların piyonu olmaktan utanmadınız mı? İrtica tehlikesini kılıf yaparak estirilen İslam düşmanlığına tahammülümüz söz konusu olamayacaktır.”

YUH OLSUN SENİN ZİHNİYETİNE!

Grup konuşmasının son bölümü, Kılıçdaroğlu’nun HDP aşkına ayrıldı: “Ne gariptir ki, milli ve manevi her meselede muhalif tavrını gösteren CHP; konu HDP oldu mu, sıra egemenlik haklarımıza ve terörle mücadeleye geldi mi kahredici bir üslup takınmaktadır. Kılıçdaroğlu diyor ki, HDP’nin yanlışı olursa söyleriz. Bu durumda akla gelen ilk ihtimal, HDP’nin CHP’ye iltihak hazırlığı içinde olması, sonuçta PKK’nın siyasi ayağının CHP’de tecellisidir. Kılıçdaroğlu, anlaşılan HDP’yle süren yasak ve kanun dışı ilişkiyi resmileştirme arzusundadır. Yeni isim olarak da ‘Cumhuriyet Halk ve Halkın Partisi’ni tercih etmesi hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Kılıçdaroğlu ’nun kollarını açarak HDP’nin önünde zırh olması hiçbir gerçeği değiştirmeyecek, işleyen hukuki süreci durdurmaya kâfi gelmeyecektir. Biz, PKK eşittir HDP diyorduk, meğer kanlı denkleme CHP de bodoslama girmiştir. Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin yanlışı olursa söyleriz ifadesi tam bir hezeyan, tam bir aymazlık, tam bir sefillik örneğidir. Yazık sana, yuh olsun senin zihniyetine!”