Üretmek ve tarıma önem vermek zorundayız...

30.06.2020 10:00

Bunun farkına varalım; zor bir dönemden geçiyoruz..

Belki de Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemi…

Kesin teşhisin, “Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığı”nı bildiğimize göre…

Kendi göbeğimizi kendimiz kesmek, askerî, ekonomik, stratejik tedbirlerimizi millî ve yerli olarak almak zorundayız…

Dünyada kimse kimsenin kaşına gözüne âşık değil…

Dünya, Türkiye ile tarihî, stratejik ve ekonomik olarak bizimle bir küs bir barışık…

Ne ABD, ne Rusya, ne Almanya, ne İngiltere ve Fransa, ne Irak ve Suriye, ne Mısır ve BAE bizimle ilgili iyi niyetli hiç olmadılar...

Bırakın 1453’ü, taa 1071’den beri Haçlı bizden rahatsız ve düşman…

*

Putin’in sık sık sergilediği U dönüşleri, Trump’un ucuz iç politika uğruna sergilediği gel-gitler, Macron’un cahilce düşmanlık politikası, sözde Müslüman Sisi ve Suudilerin sergilediği hasmane tutumu, kullanılan Barzani ve Irak yönetiminin PKK seviciliği nasıl bir çember içinde olduğumuzun delili…

Türkiye jeopolitik olarak, dünyanın cazibe noktası…

İnsanlığın su kaynakları, ticaret ve enerji yolları Anadolunun kaderinde hep belirleyici oldu.

Irak, Suriye, Doğu Akdeniz, KKTC, Libya ve Afrika’daki atılımlarımız, terörle mücadele ve “Mavi vatan” diklenişimiz hepsini rahatsız ediyor.

Özellikle yeni Koronavirüs salgınında Türkiye’nin elde ettiği başarı, önemli sağlık yatırımları, Batı’yı çileden çıkardı.

“Yerli ve millî” olmak, devlette sağlam irade göstermek, su ve enerji kaynaklarımıza sahip çıkmak, özellikle tarım ve hayvancılığımıza çok önem vermek zorundayız…

            *

Dik durmak ve kararlı olmak zorundayız…

“Üretim”e yönelmeliyiz… Kilit nokta ve “yerli ve millî üretim”…

Terörle mücadelede, Suriye ve Libya’da yerli İHA/SİHA’larımızın oynadığı rolü hep birlikte gördük…

Korona vesilesiyle dünyanın sürüklendiği yeni düzen, tarım, sağlık, yerli savunma ve eğitim sektörleri üzerine kurulu…

Bulunduğumuz stratejik konum, başımızdan Haçlı belâsının eksik olmayacağının belgesidir…

Binlerce yıllık tarih bunun canlı şahididir…

Bulunduğumuz topraklar bereketli topraklar…

“Kendi kendine yeten” bir ülke konumuna geçmek zorundayız ve tarım çok önemli…

Çiftçimize ve besicimize özel teşvikler vermek, üreticiyi desteklemek, geleceğe yatırım yapmaktır…

İnsanlığın geleceği gıda, su ve enerji üzerine kurulu…

İklim değişimi ve kuraklık kapımızı çalan tehlikelerden…

Son günlerde yaşadığımız sel, fırtına, hortum bunların habercisi…

İhmal ettiğimiz, tahrip ettiğimiz tabiatla barışmak zorundayız.

Bilimin ışığında, devletin tarım ve hayvancılıkta atacağı her adım önem taşıyor.

Gelecek Türk Asrı bunlar üzerine kurulacak…