Verilerimizi ancak devlet korur!

13.01.2021 10:00

WhatsApp uygulamasının Facebook ile daha önce paylaştığından daha fazla veriyi paylaşmasına imkân veren kullanıcı sözleşmesi değişiklerinin uygulanma tarihi yaklaşınca tüm dünyada WhatsApp karşıtı bir kampanya başlatıldı. Biz elbette Batı dijital servislerinin yoğun kullanıcısı bir ülke olarak hemen bu kampanyaya katıldık ve alternatif birçok uygulama yükledik!

Bu köşede elbette şu yabancı uygulamaları kullanın demem, bu köşenin misyonuna ters düşer. Ancak belirtmek istediğim bazı noktalar var.

Sözleşme değişikliği ile WhatsApp kimlerle konuştuğunuz, yazıştığınız, bunu ne sıklıkla yaptığınız, WhatsApp durum bildirimi ile hangi içerikleri paylaştığınız, güncel tüketim ihtiyaçlarınız gibi ticari tüm bilgilere erişiyor ve bunları Facebook ile paylaşmak istiyor. Ancak, WhatsApp uçtan uca şifreli mesajlara ulaşamayacak ve bunu da açıkça belirtiyor. Yani durum bildirimleriniz dışındaki mesajlara bugünkü bilinen yöntemlerle erişemeyecek. Bunun alternatifi olarak yaygın yüklenen uygulamaların WhatsApp’tan da daha kötü güvenlik sunanları var. Örneğin Telegram normal mesajlarda uçtan uca şifreleme bile kullanmıyor. Sunucular üzerinden mesajlarınızın görünmesi mümkün olabilir.

PEKİ, ALTERNATİF NE KULLANALIM?

Kesinlikle yerli mesajlaşma yazılımı alternatiflerini kullanmanızı öneriyorum. Bu noktada BİP uygulamasının başarılı olduğunu söyleyebilirim. Üreticisi olan Turkcell’den okuyucularımız için taleplerim ise şunlar: Öncelikle uygulamaya uçtan uca şifreli mesajlaşma gelmeli. Bu anlamda WhatsApp‘tan çok daha geride kalıyor. Tüm mesajların BİP sunucularında yedeklenmesini gerektiren masaüstü arabirimi ise mesajların telefon dışına çıkmasını gerektirmeden çalışabilmeli. Üçüncü gereksinim de Turkcell iştiraki AB mevzuatına tabi Hollandalı şirket Lifecell tarafından sunulan BİP’in, Türkiye mahkemeleri dışında hiçbir mahkemeye Türk vatandaşlarının verilerini paylaşmayacağını temin etmesidir. Diğer yandan Turkcell’in kullanım sözleşmesi de sütten çıkmış ak kaşık değil. Bir hayli can sıkıcı veri toplama izni, ticari kullanım hakları, hatta üçüncü şirketlere paylaşma ve verileri farklı ülkelerde saklayabilme garantilerini içeriyor. Bu sözleşmeyi yazan korumacı hukukçuları bir kenara koyarak gizlilik ve mahremiyeti öne alan bir hâle getirilmesinde büyük fayda var.

Bu önerilerimin BİP’in yaygın, güven içinde kullanılması için önemli olduğunu düşünüyorum. Ben, bir süredir kullandığım ve çevremde birçok insanı da kullandırmak için aylardır çaba gösterdiğim gibi BİP kullanmaya devam edeceğim.

Yerli halka açık mesajlaşma uygulamalarından BİP dışında bakabildiklerim ile şimdilik teknik yeterlilik ve/veya güven ilişkisi kuramadım. Ana ilke olarak, her ne yazılım kullanıyor isek bunların karşısında hukuki sorumluluk ve muhataplık alacak bir tüzel kişilik olmasına önem vermeliyiz. Eğer üretici tüzel kurum değil ise sadece açık kaynak kodlu yazılım sunanları tercih etmeyi düşünün.

VERİLERİMİZİ ANCAK DEVLET KORUR

WhatsApp konusuna karşı hafta sonu aklımdan geçirdiğim üzere KVKK harekete geçeceğini belirtti, muhtemelen bugün bu konuda toplanıyor. Bundan da önce, Rekabet Kurumu hızlı bir tepki vererek bu konuda bir karar aldı. WhatsApp’a karşı, sözleşmeyi Türk vatandaşları için geri aldıracak bir hamle yaptı. Sonucunu önümüzdeki günlerde izleyeceğiz.

Belki dikkatinizi çekti, WhatsApp bu sözleşme güncellemesini AB vatandaşları haricindekilere uyguluyor. Diğer bir deyişle, AB, kendi vatandaşlarının verisini korumak için yeterince önce hassasiyet göstermiş ve WhatsApp’ı dize getirmiş. “Sözleşmeyi onaylatırsan her şeyi yapabilirsin” tarzında bir kullanımı reddetmiş, imzalat-kullan tarzı veri koruma (aslında korumama) modelini uygulatmamış. Bu bizim KVKK’mıza da örnek olmalı.

Bu sözleşme WhatsApp tarafından Temmuz 2020’de duyurulmuştu. Vatandaş verilerini koruma konusunda Cumhurbaşkanlığı seviyesindeki hassasiyetin, tüm uygulayıcı devlet kurumlarınca yeterince önce gösterilmesi ile belki şu an farkında bile olunmayan birçok veri kullanımına karşı önlem alabiliriz.

Kamu özelinde ise 2019 Temmuz’da yayınlanan Bilgi Güvenliği Tedbirleri Genelgesi açık bir şekilde haberleşmede yerli uygulamaların kullanılmasını kamuya emretmektedir. Buna rağmen bugün dahi WhatsApp’tan başka yabancı uygulamalara geçen kamu kurumları olabilmesini kabullenmeden bu kritik konunun daha emredici bir şekilde çözülmesi gerekiyor.

Veri emperyalizmine ve bunun ötesinde dijital faşizme karşı elimizdeki gücün proaktif farkındalığımız, kendimize güvenimiz, kıymetli verimiz ve büyük pazarımız olduğunu unutmayalım. Geçmiş aylarda çıkan, gerek internet televizyonları gerekse sosyal medya kanunlarına karşı, ilk başta direnen birçok şirketin bugün kanunlara tabi olmayı kabul etmesi de bunun işaretidir.