İstanbul'da 14 ve 15 Ekim'de etkili olan yoğun yağışların ardından meydana gelen su baskınlarının yol açabileceği sağlık risklerine karşı çalışmalar sürüyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Dr. Mete Güngör, selden etkilenen bölgelerde yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek içme suyu güvenliği, bulaşıcı hastalık riski ve sel sonrası temizlik sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Güngör, selin ardından sağlık ekiplerinin sahadaki çalışmalarını artırdığını belirterek, şu aşamada bulaşıcı hastalıklarla ilgili endişe verici bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.
Sel sonrası 3 bin 500 klor numunesi alındı
Sel felaketinin ardından çevre sağlığı çalışmalarının yoğunlaştırıldığını belirten Güngör, 200'den fazla çevre sağlığı teknisyeninin 39 ilçe sağlık müdürlüğünün koordinasyonunda görev yaptığını söyledi.
İlk iki günlük çalışmalarda yaklaşık 3 bin 500 klor bakiyesi numunesi alındığını, 870 şebeke suyu numunesinin analiz edildiğini aktaran Güngör, şebeke suyunun kontrolüne yönelik çalışmaların artırıldığını kaydetti.
Güngör, normal şartlarda da İstanbul genelinde her gün yaklaşık 1.107 noktada klor bakiyesi ölçümü yapıldığını, 15 günde bir alınan biyolojik, mikrobiyolojik ve biyokimyasal numunelerin halk sağlığı laboratuvarlarında incelendiğini belirtti.
Şüpheli veya uygunsuz bir bulgu tespit edilmesi halinde İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) ile iletişime geçildiğini ifade eden Güngör, gerekli düzeltici işlemlerin takip edildiğini bildirdi. Selin ardından şebeke suyunda gerekli görülen noktalarda iki gün boyunca süper klorlama işlemi uygulandığını da aktardı.
Kirli suyla temas bulaşıcı hastalık riskini artırabilir
Sel sularının kanalizasyon sularıyla karışmasının halk sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkati çeken Güngör, bu suların bakteri, virüs ve parazit gibi hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerebileceğini belirtti.
Sel sularına yakıt ve sanayi kaynaklı kimyasal atıkların da karışabileceğini vurgulayan Güngör, bu tür alanların temizliğinin dikkatli şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.
Şebeke suyunun kontrol edilmesinin, bina içindeki su tesisatının güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirten Güngör, suyun kullanımına ilişkin şüphe bulunması halinde dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Böyle durumlarda suyun kaynatılarak kullanılması, içme suyu ihtiyacının ise kapalı ambalajlı sulardan karşılanması önem taşıyor.
Sel sonrası küf tehlikesine dikkat
Sel sularının çekilmesinin ardından evlerde ve kapalı alanlarda oluşabilecek nemin küf oluşumuna yol açabileceğini belirten Güngör, ıslanan alanların hızlı şekilde kurutulması ve havalandırılması gerektiğini vurguladı.
Küflerin içerdiği mantarların solunum veya temas yoluyla sağlık sorunlarına neden olabileceğini kaydeden Güngör, temizlik sırasında kişisel korunmanın önemine işaret etti.
Güngör, az miktardaki küfün uygun yüzey temizleyicilerle temizlenebileceğini, kullanılamayacak durumdaki eşyaların ortamdan uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, ilaçlama işlemlerinin profesyonel ekipler tarafından yapılması gerektiğini söyledi.
Ayazağa'da bir günde 100'e yakın ev ziyaret edildi
Selden etkilenen vatandaşlara yönelik sağlık ve sosyal destek çalışmalarının İstanbul genelinde sürdürüldüğünü belirten Güngör, özellikle yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin takip edildiğini ifade etti.
Ayazağa'da hekim, psikolog, sosyal çalışmacı, ebe ve hemşirelerden oluşan ekiplerin ev ziyaretleri gerçekleştirdiğini aktaran Güngör, yalnızca bir günde 100'e yakın evin ziyaret edildiğini söyledi.
Ekiplerin evlerin yanı sıra iş yerlerini, eczaneleri ve sağlık alanlarını da değerlendirdiğini belirten Güngör, kronik hastalığı bulunan ve yatağa bağımlı kişilere yönelik ziyaretlerin de gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bulaşıcı hastalıklar erken uyarı sistemiyle takip ediliyor
Bulaşıcı hastalıkların sel ve su baskını gibi afetlerin ardından yakından takip edildiğini belirten Güngör, Sağlık Bakanlığının erken uyarı sistemi sayesinde şüpheli vakaların tespit edilebildiğini söyledi.
Güngör, şüpheli bir bulaşıcı hastalık veya zehirlenme durumunun sağlık sistemine yansıması halinde ilgili birimlerin bilgilendirildiğini, ardından saha incelemesi, sürveyans ve filyasyon çalışmalarının başlatıldığını ifade etti.
Şu ana kadar sel sonrası bulaşıcı hastalıklarla ilgili kendilerine olağan dışı bir bildirim ulaşmadığını belirten Güngör, olası vakaların erken tespit edilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Bulantı, kusma ve sarılık belirtilerine dikkat
Güngör, sel sonrasında bazı bulaşıcı hastalıkların farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğine dikkati çekti. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetlerin yanı sıra ateş, halsizlik ve sarılık gibi belirtilerin de takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Yüzde veya gözlerde şişme, aşırı öksürük ve nefes darlığı gibi şikayetlerin görülmesi halinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirten Güngör, mevcut durumda endişe verici bir tablonun bulunmadığını ifade etti.
Temizlik ürünlerini karıştırmayın uyarısı
Sel sonrası temizlik sırasında yapılan hatalara da değinen Güngör, farklı temizlik maddelerinin bir araya getirilerek karıştırılmasının zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.
Temizlik yapılan alanların iyi havalandırılması ve kimyasal maddelere uzun süre maruz kalınmaması gerektiğini vurgulayan Güngör, sel sırasında veya sonrasındaki çalışmalar esnasında meydana gelen yaralanmalara karşı da dikkatli olunmasını istedi.
Kirli suyla temas etmiş yaralanmalarda sağlık kuruluşuna başvurulması ve tetanos aşısı gerekliliğinin sağlık çalışanları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini b