Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda Türkiye'nin yükseköğretimde önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirterek ‘’Bizim gözümüzde her Türk genci korunması gereken birer emanet, her evladımız, tek başına milli servettir'' dedi.
‘’129’u devlet üniversitesi olmak üzere ülkemizde 208 üniversite bulunmaktadır''
MHP Lideri Devlet Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir. Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır.
Üniversitelerimizin ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını, ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda saygın bilim insanlarımız çalışmalarında toplumsal meseleleri de öncelemeli ve çözüm yolları üreterek devletimizin istifadesine sunmalıdır.
Türkiye yükseköğretimde önemli bir kapasiteye, her ilimizde yer alan bir üniversite zenginliğine sahiptir.
129’u devlet üniversitesi olmak üzere ülkemizde 208 üniversite bulunmaktadır. Yükseköğretimde toplam öğrenci sayısı 6 milyon 554 bin 312’dir.
Bu vesile ile üniversitelerde bilgi ve hakikat uğruna emek veren, geleceğini ilimle inşa etmeye çalışan tüm gençlerimize ve akademisyenlerimize 2026-2027 öğretim yılında başarılar diliyorum.
‘’hikmetsiz bilgi atıldır; irfanla bezenmemiş bilim ise batıldır''
Emeklerinin ve ilim yolculuklarının kıymet bulduğu bir gelecek temenni ediyorum. Üniversite; bir milletin düşünme kabiliyetini geliştiren, ekonomik üretim kapasitesini yükselten, toplumsal sorunlarını anlamlandıran ve insan gücü yetiştirerek geleceğe ilişkin stratejilerini bilimsel bilgiyle şekillendiren temel kurumlardan birisidir.
O sebeple üniversiteleşme ve yükseköğretime erişim alanındaki genişlemeyi, daha nitelikli hâle getirme hamlesiyle desteklemek zorundayız.
İlim dünyasında rekabetin, fikir egemenliğimizin ve kültürel bağımsızlığımızın kaleleri olan üniversitelerimiz, “Türkçe bilim dili değildir” diyen müstemleke zihniyetlerin, kültürel emperyalizmin yerli aparatlarının arka bahçesine dönüşmemelidir. Eleştirel düşünce, sorgulama elbette üniversitelerin ilmi merakının temel motivasyonudur. Lakin eleştirel düşünce, Türkiye düşmanlığının, Türk diline ve kültürüne yönelik hazımsızlığın paravanı değildir, olamaz.
Üniversitelerimiz bilimin merkezi olduğu kadar hikmetin kapısı, özgür düşünceyi vicdan terazisinde tartan irfan yuvasıdır.
Unutmayalım ki hikmetsiz bilgi atıldır; irfanla bezenmemiş bilim ise batıldır.
Üniversitelere yapılan yatırım, gençliğe, geleceğe, ülkemizin aklına, üretim ve teknik kapasitesine yapılan yatırımdır.
‘’her evladımız, tek başına milli servettir''
Türk ve Türkiye yüzyılını inşa edecek irade ve cesaret; Büyük Atatürk’ün “Türk, övün, çalış, güven” parolasının birincil muhatabı Türk gençliğindedir.
Türk gençliği, Mehmet Âkif’in sözleriyle;
“Yerleri yırtan sel olup taşmalı!
Dağ demeyip, taş demeyip aşmalı!”
Bizim gözümüzde her Türk genci korunması gereken birer emanet, her evladımız, tek başına milli servettir.
O sebeple gençlerimizi karanlık hesaplarına alet etmeyi planlayanların oyunlarını bozmalıyız.
Gençlerimiz; ne Fransa’da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa’ya yayılan kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere; ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır. Vatanın bütün ümidinin onların anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan, bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır.