Yanlış varsa düzeltilir

17.10.2020 10:00

Zor bir coğrafyadayız. Aşmamız gereken karmaşık ve büyük sorunlarımız var. Bütün bunlara rağmen iddialı, belirleyici ve etkin bir devlet olmak istiyoruz. Bu bir hayal değildir. Biz cihan imparatorluğu kurmuş Türk milletiyiz. Yaptık, yine yapacağız. Bundan hiç kimsenin bir kuşkusu olmasın. Zaten sorun da buradadır. Bizden önce karşımızdakiler iddiamızı görüyor, biliyor ve çok ama çok rahatsız oluyorlar. Türkiye’nin geri döndüğünü, lider ülke olma yolunda hızla ilerlediğini itiraf ediyorlar ama bir taraftan da ne yapıp edip, bu yolu kesmek istiyorlar. Alayı birden üzerimize geliyor. Sadece bize saldırmakla yetinmiyor, yanımızda olan, birlikte hareket eden, güvenen ve destek verenleri de hedef alıyorlar. Şu anda Azerbaycan’ın yaşadığı budur.

ŞER CEPHESİ KURDULAR

Türkiye’nin yolunu kesmek isteyenler bir şer cephesi kurdular. Bugün bir millet ve devlet olarak tarih sahnesinde bulunabilmeyi tamamen Türk milletine borçlu olan, sözde din kardeşlerimiz gibi görünen ülkeler bile karşımıza geçtiler. Suudi Arabistan’ı, Mısır’ı bir kenara bıraktık, Birleşik Arap Emirlikleri gibi uyduruk devletler bile açık ve aleni düşmanlık ediyor, arkadan vurmak için sıraya giriyorlar. Azerbaycan’ın şu anda yaşadığı çok mu farklı? İran’da 35 milyon Azerbaycan Türkü yaşıyor. İran, Müslüman bir ülke ve mezhep olarak da Azerbaycan’la örtüşüyor. Ama sahada durum bu tablonun tam tersi. Bugün Ermenistan’ın bölgedeki en önemli, hatta en değerli müttefiki ne acıdır ki, İran’dır.

YANLIŞ YAPMA HAKKIMIZ YOK

Bunları bizim kendi gücümüze, kendi ordumuza, kendi milletimize güvenmekten, kendi işimizi kendimiz görmekten başka çaremizin olmadığını anlatabilmek için hatırlatıyorum. Hiç kimsenin yanlış yapma, engel çıkarma, karşımızdaki şer cephesine malzeme verme ve onları cesaretlendirme gibi bir hakkı yok. Siyasi partilerimiz de, kurumlarımız da, iş adamlarımız da, spor ve sanat camiamız da, kültür ve bilim adamlarımız da buna dâhildir. Topyekûn millet olarak aynı hedefte buluşmak, aynı kararlılığı ortaya koymak zorundayız. Siyasi çekişmelerimizi biz kendi içimizde her zaman yaparız.

KİMLER GELDİ GEÇTİ

Bir asra yaklaşan cumhuriyet tarihimizde kimler geldi geçti. Geriye baktığımız zaman hatırladıklarımız, saygı ve övgüyle bahsettiklerimiz, bu ülkeye ve bu millete hizmet eden, emek verenlerdir. Verdikleri emeği, yaptıkları hizmetleri yanlarında götürmediler, bu millete, bu ülkeye bıraktılar. Onların bıraktıklarının üzerine koyuyor, kaldıkları yerden devam ediyoruz. Bugün yönetimde olanlar için de aynı şey geçerlidir. Yaptıkları da, yapacakları da kendileri için değildir. Sonuçta bir gün bırakıp gidecekler. Gelenlerin doğruları devam ettirmek, yanlış bulduklarını da değiştirip geliştirmek gibi bir hak ve yetkileri her zaman olmuştur ve olacaktır.

ÖNCEKİLER İÇİN DE AYNI ŞEYLER SÖYLENDİ

Bu söylediklerimizi daha da somutlaştıralım. İşim gereği, 35 yıldır siyasetin içindeyim. 1980 sonrasındaki bütün hükümetleri bizzat takip ettim. Rahmetli Özal ve Demirel için söylenenleri alın, Tansu Çiller-Mesut Yılmaz çekişmelerini hatırlayın ve bugüne uyarlayın. Tek adamlıktan diktatörlüğe, devleti ele geçirmeden kayırma ve kadrolaşma iddialarına kadar tıpa tıp aynı şeyler olduğunu ibretle göreceksiniz. Çıkarılan kanunlara, yapılan değişikliklere itirazlar, Anayasa tartışmaları, atamalara takılan kulplar her dönem aynı ve hiç değişmiyor. Sonra gelenler, daha önce itiraz ettikleri her şeyi alıyor, kabul ediyor ve kullanıyor.

CHP VE YANCILARI CİDDİYE ALINAMAZ

Bütün buradan vardığım sonuç şudur: CHP ve yancılarının itirazlarını, eleştirilerini ciddiye almak mümkün değildir. Milli iradenin kararına herkes saygılı olmak zorundadır. Devleti yönetme yetkisine sahip olanlar, gördükleri yanlışı düzeltecek, yeni ve farklı kararlar alacaklardır. Bu olması gerekendir. Dolayısı ile ne Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasına da, barolarda olduğu gibi diğer kurumların da çoklu bir yapıya kavuşturulmasına yapılan itirazlar da yersizdir. Türk Tabipleri Birliği örneğinde olduğu gibi, eğer bir yerde çürüme varsa, maksat aşılmış ve ipin ucu kaçmışsa, üstelik bu durum terör örgütlerin uzantısı olmaya kadar gitmişse, elbette buna müdahale edilecektir. Edilmemesi yanlıştır.

HEDEF, TÜRK DEVLETİNİ YÜCELTMEKTİR

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Genel olarak Türk milletinin menfaatlerinin korunması, Türk devletinin yükseltilmesi, yüceltilmesi, etkin ve saygın bir duruma getirilmesi ana hedeftir. Ne Azerbaycan’ımızın yanında olmaktan vazgeçebiliriz, ne Akdeniz’deki hak ve hukukumuzdan zerre kadar geri adım atabiliriz. Ne Kıbrıs’tan, ne Ege’de varlığımızın ve menfaatlerimizin gereğini yapmaktan imtina edebiliriz, ne terörle mücadelede taviz verebiliriz. Libya’da da olacağız, bize karşı olanlarla da her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar mücadele edeceğiz. Anayasa Mahkemesini yeniden yapılandırmak da, Türk Tabipleri Birliği denilen ihanet yapılanmasına ayar vermek de, gerektiğinde yeni kurumlar oluşturup yeni düzenlemeler yapmak da bu ülkenin ve bu milletin menfaatleri içindir. Bunun dışında söylenen ve yapılanlar kimseye bir fayda sağlamayacağı gibi, sadece düşmanlarımızın işini kolaylaştırır ve ne yazık ki, CHP ve yancılarının yaptığı budur.