Yıldıray Çiçek / TÜRKGÜN

Bir bilgeden dinlemiştim. Yükseldiği ve duracağı yeri bilmeyenlerle ilgili bir deneyini anlatmıştı.

“Bir levhayı yüksekten yere bıraktım. Günlerce düştüğü yerden kaldırmadım. O levhanın üzeri toz, toprak, börtü böcek, dökülen yapraklarla doldu ve üzeri görünmemek üzere kapandı” demişti.

“Taş yerinde ağırdır” diye; kişinin değeri kendi yerinde, çevresinde bilinir anlamına gelen çok güzel bir söz vardır. Taş egolar, hırslar, menfaatler için yerinden oynayınca artık hiçbir zaman eski düzenini tutmuyor. Bilge kişi de bu deneyi zaten bunun için anlatmıştı.

Bu deneyi MHP ve Ülkücü Hareket üzerinde yaşanan olaylar üzerinden değerlendirirsek ibretlik birçok örnek vardır.

MHP ve Ülkücü Hareket içinde egolarına, hırslarına, menfaatlerine yenik düşerek sağa-sola savrulanlar tepeden yere bırakılan levha örneğindeki gibidir. Nerede asılı duracaklarını hesap edemeyenler, yüksek bir yerden düşünce üzerlerini zamanla her şey kaplayabiliyor.

MHP ve Ülkücü Hareket üzerinde hesap yaparken, bir bakmışlar MHP ve Türkiye üzerinde hesap yapanların elinde oyuncak olmuşlar… Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Karakterleri, düşünceleri, kalemleri, eylemleri, söylemleri, mesaileri, kinleri, nefretleri hep düşmanın kullanışlı silahı hâline geliyor.

Bu sefer hesap yaptıkları MHP ve Ülkücü Hareket’e “Kullanışlı düşman” misali saldırıyorlar.

Dikkat edin hep yükseldiği ve duracağı yeri bilmeyenlerin hazin sonudur bu…

Yoksa Türk-İslam ülküsü adını verdiğin bir davaya inanıyorsan karakterine, şahsiyetine zarar veren hırsların, egoların sahibi olmayacaksın. Şahsi ve kişisel menfaatler için bu davayı manivela olarak görmeyeceksin. Yükseldiğin yeri dünya nimetleri için kazanç kapısı değil, manevi hazineye katkı olarak göreceksin… Mütevazı olacaksın, sözünün ağırlığı özünün yansıması olacak…

Aksi davranışlar sergilersen yukarıdan yere bırakılan ve gün geçtikçe üzeri tanınmayacak hâle gelen levha deneyi gibi olursun…

Kapı kapı partileri, davaları, ideolojileri değişen ibretlik ders çıkarılacak adamlara bir bakın… Bugün kimler tarafından kullanıldıkları belli değil, yarın kimlere teşrifatçılık yapacakları belli değil…

Seni kim alkışlıyor? Seni kim alkışlıyor?

Her birimizin levhası değer gören yükseklikte olur, durduğumuz yerin değerini mütevazı bir şekilde korursak, indiğimiz yerde de hepimiz ideolojik saygınlığımızı muhafaza ederiz.

Bir davaya inanıp yola çıkıyorsak, o davanın tüm değer yargılarını karakterimizde yaşatmalıyız.

Egoların, hırsların kimleri hangi mecralara sürüklediğine hepimiz şahidiz.

MHP’li ve Ülkücü kimlik kolay kazanılan bir kimlik olmadığı gibi, egolar, hırslar ve menfaatler yolunda da kolay kaybedilen kimlik olmamalıdır.

Bugün, MHP ve Ülkücü kimliği maske yaparak bize saldıranların acizliklerine, zavallılıklarına bakın, bunun aslında sadece Türk düşmanlarını mutlu edebileceğini anlayın. Dün içimizde olup, bugün bize düşman olanların hâline bizler üzülürüz ama onları kullananlar onlara sadece kullanabildikleri ölçüde değer verirler. Bu ölçüyü anlayanlar için gerçekten büyük dersler vardır.

Egoları, hırsları, menfaatleri için yolunu kendi seçenlerin düştüğü yerde ağıt yakmasının bir anlamı yoktur. Çünkü çoğu zaman tercihlerini kendi karakterleri belirler… Siz siz olun, yere düşmek ile her ortama düşmeyi birbirinden ayırın. Bilgeyi dinlerken ben dersimi aldım. Siz de şimdi okurken umarım dersinizi almışsınızdır.