Gün boyu süren koşuşturmanın ardından evin yavaş yavaş sakinleşmesi beklenirken, birçok ebeveyn için tam tersi bir süreç başlar. Akşam saatleri yaklaşırken çocuklarda görülen huzursuzluk, ani ağlama nöbetleri, aşırı hareketlilik ve duygusal dalgalanmalar; anne babalarda yoğun bir beklenti kaygısına dönüşür. Bu durum son yıllarda “akşam sendromu” ya da “gün batımı kaygısı” olarak adlandırılıyor.
Her ne kadar tıbbi bir tanı olmasa da, özellikle küçük çocuk sahibi ailelerin büyük bölümünün bu duyguyu deneyimlediği biliniyor.
Akşam saatleri neden daha zor geçiyor?
Uzmanlara göre bu saatlerin zorlayıcı olmasının birkaç temel nedeni bulunuyor:
Gün boyunca biriken fiziksel ve zihinsel yorgunluk
Çocukların biyolojik ritmi nedeniyle akşamları daha huzursuz olması
Uyku saatine yaklaşırken artan beklenti stresi
Ebeveynlerin kendilerine ayıracak zamanın kalmadığını hissetmesi
Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan klinik psikolog Sarah Honaker, karanlığın beyin için güçlü bir sinyal olduğunu vurgulayarak, “Gece, bilinçaltında belirsizlik, uykusuzluk ve kontrol kaybı hissini çağrıştırabiliyor. Bu da kaygıyı artırıyor,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Sosyal medyada yaygın ama az konuşuluyor
Son dönemde sosyal medya platformlarında “gün batımı kaygısı” etiketiyle paylaşılan videolar milyonlarca izlenmeye ulaşmış durumda. Birçok ebeveyn, bu duygunun daha önce kimse tarafından kendilerine anlatılmadığını, ancak yaşadıktan sonra ne kadar yaygın olduğunu fark ettiklerini dile getiriyor.
Bebek uyku danışmanı Rachel Shepard-Ohta da bu durumu şu sözlerle özetliyor:
“Güneş batarken içime çöken o huzursuzluğu kimse bana anlatmamıştı. Her akşam sanki kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek insanı çok yoruyor.”
Eski akşamlar ile yeni gerçeklik arasındaki fark
Çocuk sahibi olmadan önce akşam saatleri çoğu insan için dinlenme, sosyalleşme veya kişisel zaman anlamına geliyordu. Ancak bebekle birlikte bu zaman dilimi:
Biberon yıkamak
Çamaşır toplamak
Uyku rutini oluşturmak
Ağlayan çocuğu sakinleştirmek
gibi görevlerle dolu bir “ikinci mesaiye” dönüşüyor.
Uzmanlar, bu ani yaşam tarzı değişiminin ebeveynlerde kontrol kaybı ve yetersizlik duygusunu tetiklediğini belirtiyor.
Uyku kaygısı kısır döngüyü büyütüyor
Akşam sendromunun bir diğer boyutu da “uyuyamama korkusu”. Çocuğun her an uyanabileceği düşüncesi, ebeveynin rahatça uykuya dalmasını engelliyor. Bu da:
Daha yüzeysel uyku
Sürekli tetikte olma hali
Sabahları daha yorgun uyanma
gibi sonuçlara yol açarak kaygıyı daha da artırıyor.
Akşam sendromuyla başa çıkmanın yolları
Uzmanlara göre bu süreci daha hafif atlatmak mümkün:
✔ Bunun geçici olduğunu hatırlayın
Bebeklik dönemi ve gece uyanmaları kalıcı değildir.
✔ Uyku düzeninizi koruyun
Mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkmaya çalışın.
✔ Kendinize yüklenmeyin
Akşam saatleri hayat muhasebesi yapmak için uygun bir zaman değildir.
✔ Destek istemekten çekinmeyin
Eşinizle görev paylaşımı yapın, gerekirse yakınlarınızdan yardım alın.
✔ Yalnız olmadığınızı bilin
Bu duyguları yaşayan binlerce ebeveyn var.
Uzmanlara göre en önemli mesaj
Sarah Honaker, ebeveynlerin kendilerine karşı daha şefkatli olmaları gerektiğini vurguluyor:
“Bu sadece uykusuzluk değil; aynı zamanda iyi bir ebeveyn olup olmadığınızı sorguladığınız bir dönem. Ancak bu duygular, kötü bir anne ya da baba olduğunuz anlamına gelmez. İnsan olduğunuzu gösterir.”