Son dönemde Türkiye’de çocukların işlediği suçlarda belirgin bir yükseliş gözleniyor. Sıradan akran zorbalığının ötesine geçen, çocukların ölümle sonuçlanabilecek şiddet davranışlarına yönelmesi, toplumda ciddi ve kalıcı bir yara oluşturuyor.
GİZLİ TEHLİKE: ÇOCUKLARIN ŞİDDETTEN KORUNMASI ZORUNLU
Bazı suçlarda daha ağır yaptırımlar talep edilse de, 18 yaş altındaki çocukların daha sert cezalandırılması yaklaşımı, sorunun kökenine inmeden yalnızca yüzeyde çözüm arama eğilimini gösteriyor.
Bu durum bize üç temel gerçeği hatırlatıyor:
1. Çocuklar yalnız bırakılıyor.
Aile içindeki iletişim eksikliği, ihmal, sevgisizlik ve hatalı ebeveyn tutumları, çocukları şiddete karşı savunmasız hâle getiriyor.
2. Medya ve çevre şiddeti normalleştiriyor.
Çocuklar ekranlarda şiddeti çözüm yöntemi gibi algılıyor; sosyal medya ise şiddet içeriklerine kolay erişim sağlıyor.
3. Mevcut yasalar yetersiz kalıyor.
Çocukların suça yönelmesini engelleyecek koruyucu yasalar yeterli değil ve mevcut cezalar caydırıcı olamıyor.
CEZALANDIRMADAN ÖNLEMEYE: ASIL ÇÖZÜM BU
Bugün bir çocuğun eline bıçak veya silah almasına sessiz kalırsak, yarın bu çocukların “suçlu” değil, aslında mağdur olduklarını geç fark edeceğiz.
Toplum olarak sorumluluğumuz, aileleri, okulları ve sosyal kurumları çocukların güvenli bir ortamda büyümesini sağlayacak şekilde bilinçlendirmek olmalıdır.
Çünkü çocuklarımızın geleceği, doğrudan bizim geleceğimizle bağlantılıdır.