MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesinde Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın İsmail Özdemir ile gerçekleştirdiği röportajda, “Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dâhili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkân tanımayacağız.” dediği gün, yine “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” projelerine düşmanlık yapanların fitneleri ve iftiraları birbiriyle yarışıyordu. Bu fitneleri yayan, iftiraları atanların dünün PKK ortakları ve terörle mücadeleye karşı çıkan isimler olması ise ayrı bir garabettir.
Bunlar öyle azıttı, öyle bir ruh ve akıl tutulmasına sürüklendiler ki siyasette tutunabilmek için sınırları zorlamaya devam ediyorlar.
Bölücü terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’a “Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” dedirten süreç ortada iken, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, aşiret temsilcileriyle yapılan bir görüşmeye dayandırılarak “Terörsüz Türkiye” odaklı hazırlanan yasa için “Bu yasa Kürdistan’ın dört parçası içindir. Bu süreç Kürdistan’ın dört parçası içindir.” dediğine dair iftira attılar. Buna inanmak, böyle bir söz söylemiş gibi göstermek ve bunu yaymak ise şeref, namus ve onur yoksunluğundan başka bir şey değildir.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye “Kürdistan’ın dört parçası dedi” iftirasını atanlar; Sayın Devlet Bahçeli ile görüşen Pinyaniş Aşireti liderlerinden Ali İhsan Zeydan’ın, “Sayın Devlet Bahçeli’nin tüm sohbet boyunca ısrarla vurguladığı temel nokta; binlerce yıldır birlikte kardeşçe yaşayan insanımızın bundan sonra da birlikte ve kardeşçe yaşayacağı olmuştur. Bunun dışında konuşulduğu iddia edilen herhangi bir ifade asla ama asla kullanılmamıştır.” şeklindeki açıklamasına; yine aşiret liderlerinden Orhan Piruzbeyoğlu’nun, “Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği husus; ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin, komşularımız Irak, Suriye ve İran’ı da kapsayan daha geniş bir ‘Terörsüz Bölge’ perspektifinin parçası olduğudur.” açıklamasına ve aşiret mensubu Ekrem Karademir’in, “Ben o röportaj sırasında bizzat oradaydım. Sayın Devlet Bahçeli, ‘dört parçalı Kürdistan’ ifadesini asla kullanmamıştır.” şeklindeki açıklaması sonrası kimi utancından paylaşımlarını sildi, kimileri ise attıkları iftiraları sürdürmekte hâlâ ısrar ediyor.
“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi; Türkiye’yi ve komşu ülkeler Irak, İran ve Suriye’yi terör ve bölücülükten tamamen temizlemeyi, bu dört ülkenin toprak bütünlüğünü kıyamete kadar korumayı, ABD ve İsrail gibi emperyalist güçlerin bölgedeki oyunlarını ve terör örgütlerini taşeron olarak kullanma planlarını boşa çıkarmayı; kardeşliği, huzuru ve istikrarı tesis etmeyi amaçlayan bir projedir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yine Türkgün röportajında “Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir.” dediği gün, onun tertemiz Türk vizyonuyla şekillenen stratejilerine iftira atanlar, emin olun, Türk milletinin geleceğini düşünmeyen ve yalnızca siyasi hesaplarının peşinde koşan asalaklardır.
Çünkü Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu düşünce; “Düzen, adalet ve istikrara dayanan Türk barışı; Türkiye ve bölgemizin ahlaki ve manevi yükseliş hamlesi; adil, paylaşımcı huzur ve refah modelinin teminatıdır.” anlayışını merkeze alan, kaliteli ve sağduyulu bir Türk milliyetçiliği vizyonu taşımaktadır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin içinde olduğu bir konuda her daim kazanan Türk milleti olur. Onun olduğu yerde Türk milletine yanlış olmaz, yanlış yapılamaz.
Siyasette tükenenler, alçakça yalana ve iftiraya sarılmıştır. Bu da onları iyice tüketecektir.