Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalarda, gündemdeki önemli gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; Güney Kore ile imzalanan anlaşma ve bundan sonra hayata geçirilebilecek yeni iş birlikleri çerçevesinde nükleer güç santrali takvimine, savunma sanayii alanındaki iş birliklerine ve İHA-SİHA projelerine değindi. Ayrıca Zelenskiy’nin Türkiye ziyareti, arabuluculuk girişimleri ve olası üçlü zirve kapsamında atılabilecek adımlara ilişkin önemli mesajlar verdi. ABD’deki seçim sonuçlarının Türkiye ve bölgemiz üzerindeki olası etkilerinin yanı sıra Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, Terörsüz Türkiye süreci ve yaşanan büyük fon vurgununa ilişkin de dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde yaşanan, her ne kadar sınırlı düzeyde olsa da hepimizi derinden üzen kırgınlıklar karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycanlı kardeşlerimizle ilgili verdiği şu müjde, hepimizin yüreğine su serpmiştir:
"8 Kasım’da Azerbaycan'ın Zafer Günü var. Ben de fevkalade bir durum söz konusu olmazsa, 8 Kasım günü bir Azerbaycan ziyareti yapmayı düşünüyorum. İnşallah bu ziyaret vesilesiyle de gerekli adımları atma imkânımız olur. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile zaten telefon görüşmelerimi yaptım. 8’indeki Zafer Günü’ne onlar da çok önem veriyorlar. Her zaman söylüyorum; bizim Azerbaycan’la ilişkilerimiz, klasik diplomatik temasların çok ötesindedir. İki ülkenin kopmaz bağı ortak tarihimizin, kültürümüzün, kaderimizin ve inşallah geleceğimizin ürünüdür. Türkiye ve Azerbaycan kardeşliğinin evelallah aşamayacağı hiçbir engel yoktur."
Bu adım, olması gereken ve gönülden beklenen bir adımdı. İnşallah hayırlara vesile olur ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yeni, güçlü bir dönemin kapısını aralar.
Türkiye’nin ve bölgemizin geleceği, huzuru ve istikrarı açısından büyük önem taşıyan “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamaları da devletin ve hükümetin bu konudaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin yasal çerçevede ve kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle Terörsüz Türkiye sürecimiz, Kanun'un belirlediği çerçevede devam ediyor. Oradan taviz vermemiz mümkün değil. Sürecin takibini titizlikle yapıyoruz. Milletimizin arzuladığı büyük hedefe ulaşmak için dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Ülkemizi terörsüz bir geleceğe hep birlikte taşıyacağız. Sağdan, soldan, nereden ne olursa olsun, ne gelirse gelsin bütün bu mağaraları boşaltarak terörün artık tamamen bittiğini hep birlikte inşallah göreceğiz ve yaşayacağız.”
Bu açıklama, Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca siyasi bir söylem olmadığını, devletin kararlılıkla takip ettiği stratejik bir hedef olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ana gündem maddelerinden biri hâline gelen “fon vurgunu” hakkında da dikkat çekici şu açıklamalarda bulundu:
“Tabii bir gerçek var. Nedir bu gerçek? Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor. Aziz milletim şunu çok iyi bilsin ki haksız kazanç sağlayan, sermaye piyasalarını manipüle eden veya bunlara çanak tutan kim varsa, bunun hesabını verecek. Sermaye piyasalarımızı bu mikroptan temizleyecek, inşallah her açıdan daha sağlıklı bir yapıya kavuşturacağız.”
Görüldüğü gibi dünyanın da Türkiye’nin de gündemi hiç durulmuyor. Olaylar, krizler, kaoslar, savaşlar ve skandallar hayatın bir gerçeği olarak sürekli karşımıza çıkıyor. Önemli olan, bütün bu fırtınalı süreçlerde gemiyi sağ salim limana ulaştırabilmektir.
Türkiye’nin bu iradeye, birikime ve tecrübeye sahip olduğuna inanıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağduyulu, kararlı ve çözüm odaklı yaklaşımıyla karşı karşıya olduğumuz sorunların aşılacağına güvenimiz tamdır. Bu konudaki inancımız ve desteğimiz güçlüdür.