Fon vurgunu, Türkiye’nin ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Kamuoyu vicdanı, “Adalet yerini buldu, hukuk eksiksiz uygulandı.” diyene ve hiçbir soru işareti kalmayana kadar da gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu konuda hem toplumsal hem de siyasi baskı artmış durumda. İktidarın kendi iç dinamiklerinin de “Bu vurguna kimler karıştıysa sonuna kadar hesap versin.” duruşunu sergilemesiyle fon soruşturmasına yönelik odaklanma daha da güçleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturması hakkında net ve kararlı bir basın toplantısı yaptı. Bakan Gürlek, açıklamalarında “organize dolandırıcılık”, “üst düzey bürokrasi”, “suç yapılanması” ve “şebeke” gibi ifadelerin yer aldığı şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şunu açıklıkla ifade ederim ki soruşturmada kapsamlı, organize bir piyasa dolandırıcılığı ve suç yapısı tespit edilmiştir. Soruşturma her ne kadar piyasa aktörleri üzerinden başlamış olsa da geldiği noktada üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasına şahit oluyoruz.”
Bu suç yapılanmasına karıştığı tespit edilen tek bir kişi dahi gözden kaçırılmamalıdır. Kişinin kim olduğuna, kimlerle yakınlık kurduğuna veya hangi siyasi nüfuza sahip olduğuna bakılmaksızın hiç kimseye tolerans gösterilmemelidir. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Milletimiz müsterih olsun, vurguncular ise tedirgin olmaya devam etsin. Hiç kimse, sahip olduğu makamın, kurduğu ilişkilerin veya arkasına aldığı gücün kendisini hukuktan koruyacağını düşünmesin. Kimse ‘Ben paçayı kurtarırım.’ hesabı yapmasın.” sözleri, bu sürecin güvencesi olarak not edilmelidir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in soruşturmanın geldiği aşamaya ilişkin verdiği “Gelinen aşamada soruşturma kapsamında toplam 433 şüpheli bulunmaktadır. 112 kişi tutuklu olup 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmaktadır. 38 şüpheli ise firaridir. Ayrıca 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişinin malvarlıklarına ve banka hesaplarına bloke ve tedbir işlemleri uygulanmıştır.” şeklindeki bilgiler de soruşturmanın boyutunu ortaya koymaktadır.
Kamuoyu, İBB’deki rüşvet ve yolsuzluk davasına karışan isimleri nasıl tek tek biliyorsa, fon vurgununa karışanları da isim isim bilmek istiyor. Mesela, 38 şüphelinin firari olduğu belirtiliyor. Peki, bu kişiler kimdir, necidir, nereye kaçmışlardır?
Bir de joker kullanarak başkaları üzerinden parasını işleten ve vurgun yapanlar var mıdır? Bu konunun da mutlaka açıklığa kavuşturulması elzemdir. Bu vurgunun ana damarları tamamen açığa çıkarılmalıdır. Aksi hâlde, bu vurgun nedeniyle oluşan atmosfer, iktidar bünyesinde damar tıkanıklığı yaratır.
Soru işaretlerini ortadan kaldıracak her adım, konunun netleşmesini ve iktidarın üzerindeki yükü atmasını sağlayacaktır.
CHP’li belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk olayları halkı bıktırmış ve iğrendirmişken, iktidar mahallesinin sorumluluğunda olan fon vurgununun da bunlara eklenmesi, toplum psikolojisine büyük darbe olmuştur.
Özgür Özel, kendi mahallesindeki vurgunları inkâr ederek “cambaza bak” oynayıp örtbas etmeye çalışıyor. Ancak iktidar, kendi mahallesinde muhataplık oluşturan fon vurgunu karşısında ne inkâr yoluna gidiyor ne de olayın üzerini örtüyor; aksine, olayın üzerine gidiyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son açıklamaları da bunun işaretidir. Bu durum, doğal olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tutumunu da yansıtıyor.
Kimsenin gözünün yaşına bakmadan atılacak hukuki adımlar, fon vurgunu nedeniyle sıkışmış Türkiye’yi düzlüğe çıkaracaktır. Ülkemizin acilen buna ihtiyacı vardır. “Arınma” Türkiye’nin her yanını sararsa, o zaman rahatlama ve ferahlama yaşanacaktır.