Türkgün | Başyazı | Herkesi kör, âlemi sersem sanan ikili

Herkesi kör, âlemi sersem sanan ikili

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan tarafından kurulan ve “Önderimiz Apo” diyen partilerle kurduğu ittifaklarla yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gündem olmuş İYİ Parti ve Zafer Partisi, çaresizce “Terörsüz Türkiye” projesi üzerinden nasıl bir siyasi istismar alanı bulabiliriz diye çırpınıyor.

Bunu yaparken de herkesi kör, âlemi sersem sanıyorlar.

Terör devam ederken PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifaklar kuruyorlar, anayasa taslakları hazırlıyorlar, terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkıyorlar… Ama o partilere “Teröre cephe alın. Türkiye partisi olun.” dendiğinde şiddetle karşı çıkıyorlar.

Müsavat Efendi, HDP ile ittifak kurdukları günlerde ne diyordu?

“HDP’li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır.”

Yani diyorlar ki: “Sırtımızı İmralı ve Kandil’e dayadık.” diyen Öcalan’ın kurduğu partiler, siyasi menfaatlerimiz söz konusu olduğunda ve işbirlikçi ihanetlerde verilen görevlerimiz için lazım.

“Terörsüz Türkiye” sürecine saldırarak siyasette tutunma mücadelesi veren Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde çıktığı NOW TV’de bu arayışını sürdürmüş ve aslında yine nasıl ikiyüzlü siyaset yaptığını ispatlamıştır.

Mesela diyor ki:

“Ben neyim?” diye soruyor Öcalan. “Vatan haini, bebek katili, Cumhuriyet düşmanı, millet düşmanı, Kürt’ün de Türk’ün de müştereken düşmanı ve bu zamana kadar bu topraklarda akan kanın sorumlusudur kendisi. Kendisine statü arayışı zaten bizim vermiş olduğumuz bu sıfatlardan muzdarip olmasından kaynaklanıyor.”

Düz baktığınızda “Ne var bunda?” diyebilirsiniz. Evet, kurduğu terör örgütüyle Türk milletine acılar yaşatan biri, bu sıfatların hepsini ve fazlasını da hak ediyor.

Mesele burada Öcalan’ın bu sıfatları hak etmesi değil; Öcalan’ın kurduğu partilerle siyasi ittifak ve iş birliği söz konusu olduğunda “Bebek katili Öcalan’ın kurduğu partilerle biz siyasi menfaat için yan yana gelmeyiz.” diyemeyenlerin, söz konusu “teröre cephe alma, silah bırakma, terör örgütünü feshetme” olunca neden böyle çıldırmış rollerine girdikleridir.

Söz konusu siyasi ve kişisel menfaat olunca ne PKK ne de Öcalan hiç umurlarında olmuyordu.

Mesela 2019 yerel seçimlerinde “HDP’nin başımın üzerinde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum.” diyen Ekrem İmamoğlu’nun, “Mersin’deki zafer aynı zamanda HDP’nin başarısıdır.” diyen Vahap Seçer’in ve “Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm.” diyen Mansur Yavaş’ın peşinde, dilleri dışarıda pay kapmak için koşturuyorlardı.

Müsavat Dervişoğlu, HDP’nin “İzmir’de bizim profilimize en uygun aday.” dediği ve “HDP’lilerin gücüne güç katmaya geldim.” ifadelerini kullanan Tunç Soyer ile selfie çekilmek için gerdan kırarken ne “Önderimiz Apo” diyen ne de “Sırtımızı İmralı’ya dayadık.” diyen Öcalan’ın kurdurduğu HDP aklına geliyordu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de PKK ile kurdukları ittifakta, alacakları bakanlığa ve kurum kontenjanına baktıkları için böyle bir hassasiyetleri yine yoktu. HDP, Kemal Kılıçdaroğlu ile ittifak anlaşması yaptıktan sonra seçim meydanlarında “Bir oy Yeşil Sol’a, bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na.” diye oy toplarken, içinde bulunduğu ittifaktan rahatsız olan bir Müsavat Dervişoğlu veya bir Ümit Özdağ gören oldu mu?

Öcalan “Silahları bırakın, örgütü feshedin.” demediği ve terörün devam ettiği günlerde PKK’nın siyasi uzantılarıyla iş birliği ve ittifak yapanlar, Öcalan “Silahları bırakın, örgütü feshedin.” Dediğinde ve bunu güçlendirmeye adımlar atıldığında niye çıldırıyor? Bu ikilinin ruh hâlini tarif edecek psikiyatrist yok mu?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...