Savaşların hüküm sürdüğü, terör örgütlerinin cirit attığı; sabah uyandığımızda kimin dost, kimin düşman olduğunun bilinmediği; sapkınlar tarafından yönetilen ABD ve İsrail’in emperyalizm iştahının sürekli uluslararası hukuku çiğnediği dünyamızda millî savunma teknolojilerinin önemi kat kat anlaşılmaktadır. Millî savunma gücü caydırıcılıktır; üzerinde hesap yapmak isteyenlere gözdağıdır.
Türkiye’deki muhalefetin kalitesizliğini, vizyonsuzluğunu, art niyetini ve zekâ düzeyini birçok konuda ölçebileceğiniz gibi, millî savunma alanındaki gelişmeler karşısında takındıkları tavırlarla da daha net ölçebilirsiniz.
Düşünün; bünyesinde ve çevresinde terör örgütlerinin yarım asırdır hareketliliğinin olduğu, ABD ve İsrail’in bölgemizde sürekli planlar yaptığı, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin ezelî ve ebedî düşmanlığını her fırsatta sürdürdüğü bir atmosferde Türkiye’nin millî savunmasını güçlendirmesinden rahatsız olan muhalefet, emin olun, düşmanın Truva atıdır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin füze testlerini, “Yılın 182 günü ‘balığa çıkmayın, füze testi yapacağız’ diyorsunuz. O seslerden, o testlerden balıklar ürküyor, yuva yapmıyor, yuvalarını terk ediyorlar. Turistlerin üzerinden füzeler geçiyor.” şeklinde eleştirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ürettiğimiz millî savunma teknolojilerinin videosunu paylaşıp “Şayet ‘füze testi yapmayın, balıklar ürküyor’ diyenlere kulak kabartsaydık elbette bunların hiçbirini başaramazdık…” demesi de bugünlerde güzel bir mesaj oldu.
Türkiye’nin sağından, solundan, yanından ve üstünden füzelerle bombalar geçerken, bu zihniyetin ülkeyi bir saldırı karşısında koruma ve savunmaya bir katkısı olabilir mi?
Daha önce de Kemal Kılıçdaroğlu, “S-400 niye alındı, bize kim saldıracak? Irak mı, İran mı bize saldıracak? Rusya mı bize saldıracak? Silahlar zaten onların. Yunanistan’la mı kavga edeceğiz?” diyerek Türkiye’nin hava savunma sistemine karşı çıkmıştı.
Yine Meral Akşener, S-400’lerle ilgili, “Mesela benim bir bilgim var S-400’lerle ilgili, bir duyum şeklinde. Umarım doğru değildir. Bir güvensizlik neticesinde sarayın korunması için alındığına dair bir duyum aldım. Umarım doğru değildir.” türünden akıl almaz bir yorumda bulunmuştu.
Ali Babacan ise, “SİHA’lar hükümetin en önemli propaganda projesi. Bunu kutsal hâle getirdiler ama biz buna dokunacağız.” şeklinde fecaat bir açıklamada bulunmuştu.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise, “Vizyona bakın. Gözlerim yaşardı. İkinci yüzyıl vizyonu; tank, top, İHA, SİHA, vur kır, öldür, kahramanlık türküleri… Cumhuriyet bunun için kurulmadı. Cumhuriyet, bir medeniyet projesidir. Barış projesidir. Demokrasi projesidir.” diyerek Cumhuriyet’in kanla ve canla kurulduğunu, yine öyle korunacağını idrak edemediğini ve bölgedeki gelişmelerden bihaber olduğunu göstermişti.
CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Bayraktar SİHA üretimi durduruldu. Dışişleri Bakanı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin savaş suçu işleyen bu ölümcül silahlara ihtiyacı olmadığını söyledi. SİHA üretim merkezini yurt dışına taşıması için Selçuk Bayraktar’a iki hafta süre tanındı denildi.” şeklinde SİHA’ya düşmanlık içeren bir ironi yapmaya çalışmış; devamında ise “Bu korku size yeter, troller; ama emin olun adil olacağız.” diyerek tehditte bulunmuştu.
Muhalefetin millî savunma teknolojisinin bağımsızlık yolunda ilerlemesini ve üretime geçmesini hazmedemediğine, millî savunmayı güçlendirmeye dair karşı çıkışlarına çok örnek var. Ama yerimiz dar.
“Balık korkuyor füze yapma, terörist korkuyor İHA-SİHA yapma, bize saldırı olmaz S-400 alma” diyen muhalefet Türkiye’nin can düşmanıdır.
Son söz: Allah böyle bir muhalefete ve zihniyete Türkiye’yi muhtaç etmesin.