Haluk Levent’in Ahbap Derneği’nde gelinen nokta, Türkiye’deki muhalefetin en büyük siyasi rezaletlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
6 Şubat depremlerinin ardından Türk devletinin kurumlarına karşı kara propaganda yapmak ve onlara alternatif oluşturmak amacıyla Haluk Levent’i parlatan muhalefet, bugün adeta gözüne far tutulmuş tavşan gibi ne yapacağını şaşırmış durumda… Rezil oldukları için bir çıkış yolu arıyorlar ama bir türlü bulamıyorlar.
Dün çıldırmışçasına Haluk Levent güzellemesi yaptıklarını ise unutmuş görünüyorlar…
Mesela Uğur Dündar, “Para toplama yetkisi verilmeseydi ne suç ne de suçlu olurdu.” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı. Ardından da, “Haluk Levent'in geçmişteki suç sicili şak diye önünüze dökülüyor, neden araştırmadınız?” diyerek vatandaşı suçladı.
Peki, aynı Uğur Dündar, Haluk Levent’i parlatan yayınlar yaptığı günlerde ne diyordu?
“Gerçekten bütün kalbimle söylüyorum; aştı o zor günleri. Şimdi işte görüyorsunuz, bir iyilik hareketi, topluma havuza atılmış bir taşın dalga dalga çevreye yayılması gibi yayılacak. Yeni yetişen gençler onu görecek, Ahbap bireylerini görecek, onları kendilerine örnek alacak ve kötülük yapmak yerine iyi olmak için çaba gösterecekler.”
Bazı gerizekâlılar ise Haluk Levent’in bakanlarla ve valilerle verdiği fotoğrafları gerekçe göstererek onu AK Partili ilan etmeye bile kalktı.
Gerçi bunlar, Muharrem İnce’yi de Cumhurbaşkanı adaylığı sırasında göklere çıkarmışlardı. Seçimi kaybettiği gün ise AK Partili ilan ettiler.
Yine bunlar, Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Cumhurbaşkanı adaylığı sırasında “Kemal Dedem”, “Pirom” diyerek göklere çıkarmışlardı. Seçimi kaybettiği gün onu da AK Partili ilan ettiler.
Yarınlarda emin olun… Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’da bu finali yaşayacak…
Haluk Levent’in konserini Halk Tv nasıl pazarlıyordu: Atatürkçü, Halkçı Haluk Levent…
Fatih Portakal gibilerse hiç uzatmadan “Bu şahıslara sınırsız bir güvenim söz konusu değildi. Hal böyleyken bu derneğe yapılacak olan bağışlarla ilgili bu derece güven duyduğum için geldiğimiz aşamada pişmanım. Gerekirse özür dilemeye hazırım.” Diyerek olaydan hemen sıyrılma peşine giriyor.
Bu ve benzeri isimler, yazıları ve yorumlarıyla Türkiye’ye yön vermeye çalışan kişiler olarak kendilerini gösteriyorlar. Ancak kendi değerlendirmelerinde yanılarak, Türkiye’yi dolandırdığı iddia edilen bir isme güvenip onun cilalamasını yaptılar.
Oysa ortaya çıkan yazışmalara göre, Haluk Levent’in kardeşinin bile ona güvenmediği anlaşılıyor. Kendi aralarındaki yazışmalarda, 29 milyon liralık çek ödemesi konusu gündeme geldiğinde kardeşi, Haluk Levent’e “Senin ben şerefini...” diyerek küfür ediyor.
Gerçi Haluk Levent, katıldığı televizyon programlarında da açık açık, “Bana fazla güvenmeyin, diyorum. Ben her an satarım hepinizi. Onu her zaman söyledim. Bu güvenilme meselesi bence abartılıyor.” demişti…
Muhalefetin zekâ seviyesi, bu sözleri bile doğru okuyamamıştı.
Başlı başına Haluk Levent (Ahbap) olayı bile, Türkiye’deki muhalefete hiçbir konuda güven duyulmaması gerektiğinin bir göstergesidir. Çünkü bu muhalefette ne öngörü var ne de vizyon…
Bu muhalefet, kendi içinden Türkiye’yi satan biri çıksa bile farkına varmaz. Hatta kendi böbreklerini söküp alsalar bile ruhu duymaz. Haluk Levent sınavları da böyle birşeydi…