Türkgün | Başyazı | Siyonistlerin Suriye'deki Türkiye korkusu

Siyonistlerin Suriye'deki Türkiye korkusu

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Siyonist yaratık Netanyahu, bir yıl önce Türkiye’yi kastederek, “Ben saf biri değilim ve Suriye’de kiminle uğraştığımızı çok iyi biliyorum, bu yüzden güç kullandık.” açıklamasında bulunmuştu.

Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’de istikrarın sağlanmasını ve devlet-millet bütünleşmesinin gerçekleşmesini istemeyen İsrail; çeşitli aralıklarla Suriye’nin devlet kurumlarını ve stratejik merkezleri bombaladı, Suriye içinde terör örgütü YPG’yi kara gücü olarak kullanmaya çalıştı ve Nusayrileri kurulan hükümete karşı iç savaş çıkarmak için sürekli tahrik etti. Türkiye ve Suriye’nin işbirliğiyle terör örgütü YPG işgal ettiği bölgelerden çıkarılırken, İsrail güdümünde hareket eden bazı Nusayri unsurlarının iç isyan girişimleri de önlendi.

İsrail, aylar sonra bir kez daha Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde bulunan Ebu Zuhur (Abu al-Duhur/Abu al-Zuhur) Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. İsrail uçakları, üssün pistine ve depolama tesislerine 8 hava saldırısı düzenledi.

Siyonist yaratık Netanyahu, Suriye’ye yönelik bu saldırının ardından yaptığı açıklamada, yine Türkiye korkusuyla şekillenen bilinçaltını ortaya döken şu ifadeleri kullandı:

“Türk askeri varlığının güneye doğru genişleyerek kalıcı hale gelmesine müsamaha göstermeyeceğiz. Bunu genel hatlarıyla açıkça ifade ettik. Türkiye’nin Halep yakınlarındaki bir havaalanına yerleşme niyetinde olduğunu gördük ve kendilerine bir mesaj ilettik. Mesajı ilettik ancak görünüşe göre duymadılar. Biz de mesajı daha iyi anlamalarını sağladık.”

Türkiye-Suriye işbirliği arttıkça İsrail’in kaygıları da artmaktadır. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” stratejileri, İsrail’in bölgede terör örgütlerini taşeron olarak kullanma planlarını doğrudan bozan bir stratejik hamledir.

İsrail’in resmi politikalarına yakın yayın çizgisiyle bilinen Haaretz gazetesi de geçtiğimiz yıl, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” manşetini atmıştı.

Bunun nedeni açıktır: İsrail’in bölgede en aktif şekilde kullandığı PKK unsurlarının önemli bir bölümü Suriye’de bulunuyordu. Türkiye’nin ortaya koyduğu millî stratejiler ve “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi ise bu taşeron sistemine ağır bir darbe vurmaktadır.

Suriye’de PKK/YPG merkezli işgalin temizlenmesi ve bölgedeki unsurların Suriye devlet yapısına entegrasyonu sonrasında herhangi bir çatışmanın yaşanmamış olması da bu stratejinin bölgesel istikrar açısından önemini ortaya koymaktadır.

Suriye’deki huzur ve istikrardan büyük rahatsızlık duyan İsrail bu yüzden aylar sonra yine Suriye’yi bombalamış ve bunun gerekçesi olarak da Türk askeri varlığının Suriye’de güçlenmesi olarak göstermiştir.

İsrail misyoneri gibi ortalıkta dolaşan Ümit Özdağ’ın “İsrail Türkiye’de iç savaş çıkarır, şöyle yapar böyle yapar diye korku uyandırılmaya çalışılıyor.” diyerek İsrail’e odaklanılmasını önlemeye yönelik bu sözlerini şimdi daha iyi anlıyorsunuz, değil mi?

Şundan yüzde yüz emin olabilirsiniz: Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine çıldırmış gibi karşı çıkanların kesin bir ABD-İsrail bağı vardır.

Çünkü bu projeler, ABD ve İsrail’in bölgede yıllardır terör örgütleri üzerinden kurduğu taşeronluk düzenini bozmayı hedeflemektedir.

Terör örgütleri taşeron olarak kullanılamayacaksa, bundan en fazla kim rahatsız olur?

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, bu süreçlerin daha en başında ortaya koyduğu vizyonu şu sözlerle açıkça ifade etmişti:

“Golan’da diş gösterenlerin, Şam’a parmak sallayanların azı dişini Kudüs’te sökmek sadece bir zaman meselesidir. Bizim Siyonist alçaklığa eyvallahımız yoktur, korkumuz yoktur, ayranımız kabarmaya görsün, gerisini düşünecek olanlar bellidir.”

Sayın Bahçeli’nin bu sözleri, bugün yaşanan gelişmeler ışığında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Son yıllarda Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerilimler; İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artmasından duyduğu rahatsızlık ve özellikle İran, Suriye, Lübnan ve Kıbrıs eksenindeki saldırgan tutumu, yaptığı planlar aslında gidişatın aynasıdır.

Dolayısıyla “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini, sanki bir sabah kalkılıp “Bugün de böyle bir proje başlatalım.” denilerek ortaya atılmış, gelişigüzel hazırlanmış bir stratejik fantezi gibi değerlendirenlere itibar etmeyin.

İsrail bile her şeyin farkında ama bazı embesillerin iftiraları ve yalanları artık iğrenç bir hâl alıyor. Belki de onlar embesil rolünde İsrail hesabına çalışıyorlar.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...