Türkgün | Başyazı | Tarihe not düşmek: Kadir İnanır’a dair

Tarihe not düşmek: Kadir İnanır’a dair

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Birçok sinema ve dizi filmiyle hayatımıza giren usta sanatçı Kadir İnanır, uzun süredir mücadele ettiği rahatsızlıklar sonucu aramızdan ayrıldı.

Kadir İnanır, yıllar önce bir röportajında “Ben öldüğümde Türkiye’de bütün evlerden cenaze kalkacak” demişti. Bu özgüven, dizi ve sinema filmleri üzerinden yıllarca televizyonlar aracılığıyla neredeyse her eve girmiş birçok sanatçıda görülür. 

Özellikle tek kanallı TRT döneminde Kadir İnanır gibi sanatçılar, filmleriyle adeta tüm evlerin başkonuğu olurdu.

Çocukluk ve gençlik yıllarımda tanıdığım ne kadar sanatçı varsa, hayatlarını kaybettiklerinde ideolojik görüşlerine bakmaksızın içimde derin bir hüzün oluşur. 

O çağlarda onları tanıdığım için sanki evimizin bir üyesi gibi görürüm. 

Onları ekranda gördüğümde de kaybettiğimde de hep geçmişe götüren güzel hatıralar gözümde canlanır. 

Annemle, babamla, kardeşlerimle, komşularımızla birlikte izlediğimiz o film günleri, sinema şeridi gibi önümden geçer…

Nice sanatçıda yaşadığımız bu duyguları elbette Kadir İnanır’ı kaybettiğimizde de hissettik. 

Kırgızistanlı yazar Cengiz Aytmatov’un 1961 yılında yayımlanan “Kırmızı Eşarp” adlı romanından uyarlanan “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini Türkiye’de izlemeyen neredeyse yoktur. 

“Tatar Ramazan” da onunla özdeşleşmiş filmler arasındaydı.

Sanatçılığında usta idi. Buna kimsenin itirazı olmaz. 

Fakat son dönemlerde Kadir İnanır, filmleriyle değil, ortaya koyduğu düşünceleriyle eleştiriliyor ve tepki görüyordu.

Geçmişte Atatürkçü, ulusalcı ve milliyetçi söylemlerle tarihe birçok değerli düşünce bırakan İnanır, “çözüm süreci” döneminde çok radikal çıkışlar yaparak büyük bir değişime uğramıştı. 

Kimlerden bu derece etkilendiğine kimse anlam verememişti. 

Bir zamanlar emperyalizmin ürettiği kavramları anlamlı röportajlarla deşifre ederken, o dönemde tam tersine emperyalizmin kavramlarına sahip çıkar olmuş, hatta terörizmi kutsallaştırmaya başlamıştı.

Bu tutum, topluma mal olmuş ve filmleriyle Türkiye’deki her evde gönüllere taht kurmuş bir sanatçıya halkın gönül koymasına yol açmıştı. Biz de bu konuda kendisini eleştiren çok ağır yazılar yazmıştık. Kadir İnanır keşke birilerinin peşine takılıp radikal dönüşümler yaşamadan bu toplumla vedalaşsaydı. 

Keşke hep dizi filmlerde canlandırdığı İpsiz Recep rolüne sadık kalsaydı. Çünkü İpsiz Recep (asıl adıyla Recep Reis) veya halk arasındaki adıyla Emice, Kurtuluş Savaşı sırasında Karadeniz ve çevresinde düşmana karşı destansı bir milis gücü oluşturan Kuvâ-yi Milliye kahramanıdır. Kadir İnanır da o rolü usta sanatıyla çok güzel taçlandırmıştı.

Bu tespitimizi ve ona dair sitemimizi de tarihe ilkeli bir tutum adına not düşmek istedim. Sevdiğimiz ve sevmediğimiz yönleri bunlardı…

Kadir İnanır, Türk milletinin sanat tarihine iz bırakmış biri olarak aramızdan ayrıldı. Toprağa verilmesinden sonra ilk işim TRT’de yayınlanmış başrolünü onun oynadığı “İpsiz Recep” filmini tekrar izlemek ve “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin fon müziğini dinlemek oldu…

Ölümünün ardından sosyal medyada eski bir röportajında “Dini inançlarınız çok mu kuvvetli?” sorusuna verdiği cevaba denk geldim:
“Çok enterasan bir şey söyleyeyim. 4 yıldır şükür namazı kılmadan evden çıkmam. Daha önce de namaz kılardım ama 4 yıldır düzenli hale getirdim. Çok iyi bir Müslüman olduğumu sanıyorum. Biraz eksiklerim var ama hiç kimse mükemmel değildir. Herkesin noksanlıkları vardır. Benim de herkes gibi hatalarım var. Bunları en aza indirmeye çalışıyorum bütün meselem bu.”

Bize de Allah rahmet eylesin demek düşer…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...