Türk dünyasının devlet başkanlarını yan yana görünce gerçekten çok mutlu oluyorum. Türkiye’nin, Özbekistan’ın, Kazakistan’ın, Azerbaycan’ın, Türkmenistan’ın, Kırgızistan’ın, KKTC’nin bayraklarını yan yana görünce huzurla doluyorum. Yüreğim ferahlıyor, millî heyecanım beni çepeçevre sarıyor. Türk Devletleri Teşkilatının her zirvesinde bu duyguları yaşıyorum.
Sanatçının eserinde dile getirdiği duyguları ben de yüreğimde hissediyorum:
“Sen mi geldin gardaş, sen mi geldin?
Yanan yüreğime kar mı getirdin?
Ben geldim gardaşım, ben geldim.
Yanmış yüreğine kar getirdim…”
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yıl dönümünde, başkent Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nin 13’üncüsünün gerçekleştirilmesi, Türk milleti adına gerçekten çok anlamlı olmuştur. Türk dünyasındaki her devletin yaşadığı bayram, ortak bayramımızdır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin en anlamlı kuruluş yıl dönümünde Türk devlet başkanlarının ülkemize teşrif etmesi de bize büyük onur vermiştir.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve TDT Zirvesi vesilesiyle konuk devlet ve hükûmet başkanlarının katılımıyla düzenlenen resmî akşam yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk dünyası olarak tam bir dayanışma içinde, karşılıklı saygı ve kardeşlik içinde geleceğimize beraber yürüyeceğimize, önümüzdeki dönemi inşallah Türk asrı yapmak için mücadele edeceğimize yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullanmıştır. Erdoğan’ın bu mesajı, günün iki önemli anlamını bir araya getirmesi bakımından önem taşıyordu.
Türk Devletleri Teşkilatının kuruluş aşamasından itibaren ve sonrasında Türk dünyasının güçlenmesi için büyük çaba gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yıl dönümü gibi anlamlı bir günde TDT’nin 13. Zirvesi’nin Ankara’da gerçekleştirilmesinden dolayı Türk milletinin her ferdi şükran duymalı ve en içten teşekkürlerini iletmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatının her alanda güçlenmesi adına hiçbir fedakârlıktan, çabadan ve mücadeleden geri durmamaktadır. Türkiye’nin bütün kurumlarını bu amaç doğrultusunda seferber etmiş durumdadır.
“Önümüzdeki dönemi inşallah Türk asrı yapmak için” sözü, el ele ve gönül gönüle verilerek hedefe ulaştırılmalıdır. Bunun gerçekleşmesi için Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri kendi aralarında iş birliği ve dayanışma içinde olmalı, aynı zamanda bu ortak hedef uğruna tatlı bir rekabet yürütmelidir. Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi sonrasında yayımlanan 163 maddelik Ankara Bildirisi, bu anlamda ete kemiğe bürünmüş iş birliğinin somut bir örneği olmuştur.
Türk dünyasının arasına fitne sokmaya, bozgunculuk tohumları ekmeye çalışanlara karşı dikkatli olunmalıdır. Yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye ile Azerbaycan arasında ortaya çıkan hafif tondaki küskünlük üzerinden Türk düşmanlarının, özellikle de İsrail’in, yangına körükle gitme çabaları bile hepimize önemli bir sinyal olmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böyle bir atmosferde verdiği, “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.” mesajı, herkese anlamlı bir mesaj olmuştur.
Merhum şairimiz Dilaver Cebeci’nin şiirindeki dizeler, bu konudaki uyarıları en güzel şekilde ifade ediyor:
“Yüz bin değer yıkılırken bir günde,
Türk’ün Türk’e küseceği çağ mıdır?”
Türk Dünyası, Sayın Erdoğan’ın da vurguladığı “Türk asrının” peşinde olmalıdır. Bu yüzden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Türk dünyasının birliğini zayıflatmaya, kardeş devletlerin arasına güvensizlik sokmaya ve istikbalimizi gölgelemeye yönelik her türlü girişim karşısında sağduyuyu, kararlılığı ve kardeşlik hukukunu esas almalıyız.” uyarısını can kulağıyla dinlemeliyiz.
Son sözümüz “Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Türk Dünyası!” olsun… Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk dünyasının birlik ruhunu yaşatan herkes var olsun!