Japonya, uzun yıllara yayılan yasal düzenlemeler, yerel yönetimlerin kontrol politikaları ve sahiplendirme odaklı uygulamalarla başıboş sokak hayvanı sorununu büyük ölçüde kontrol altına aldı.
Sokakta sahipsiz hayvan görmenin neredeyse imkansız hale geldiği ülkede uygulanan politikalar, sorunun çok yönlü bir yaklaşımla ele alınabileceğini ortaya koydu.
Mikroçip ve ağır yaptırımlar devreye alındı
1973 tarihli Hayvan Refahı ve Yönetimi Yasası ile sahipsiz hayvanların korunması ve sahiplendirilmesine yönelik hukuki altyapı oluşturuldu.
2013 yılında yapılan düzenlemeyle yerel yönetimlere bağlı barınaklara, geçerli bir gerekçe sunulmadan bırakılan kedi ve köpekleri kabul etmeme yetkisi verildi.
1 Haziran 2020'de yürürlüğe giren değişiklikle ise evcil hayvanı sokağa terk etmenin cezası 500 bin Yen para cezasından 1 yıla kadar hapis veya 1 milyon Yen para cezasına çıkarıldı.

Ayrıca satılacak tüm kedi ve köpekler için mikroçip zorunluluğu getirilirken, hayvanların Çevre Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi şartı uygulamaya alındı.
"Sıfır ötenazi" politikası yaygınlaştı
Japonya'da Tokyo dahil birçok yerel yönetim sağlıklı hayvanlar için "sıfır ötenazi" politikasını benimsedi.
Japonya Çevre Bakanlığı verilerine göre belediye barınaklarında ötenazi uygulanan köpek ve kedi sayısı, 2004 mali yılında 394 bin 799 iken 2024 mali yılında 6 bin 830'a geriledi.
Böylece belediye barınaklarında ötenazi uygulanan hayvan sayısı 20 yılda yaklaşık yüzde 98 oranında azaldı.
Hayvan hakları alanında faaliyet gösteren Japon sivil toplum kuruluşlarının ise tedavi edilemeyen veya özel bakım gerektiren bazı hayvanlar için uygulanan ötenazinin tamamen kaldırılması yönündeki çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.