ABD'li gazeteci Tucker Carlson, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İran'a yönelik nükleer saldırı düzenlemesi için baskı yaptığını öne sürdü. Carlson, olası saldırının İran'ın orta kesimlerinde bulunan Kazma Dağı'nı hedef alabileceğini iddia ederek, "Netanyahu’nun baskısı altındaki Trump yönetimi, İran’a yönelik nükleer saldırı başlatmanın eşiğinde olabilir. Saldırının hedefi, İsrail istihbaratının İran hükümetinin nükleer zenginleştirme programını yeniden başlattığını iddia ettiği, İran'ın orta kesimlerinde bulunan Kazma Dağı olacak" dedi.
TRUMP'A YOĞUN BASKI
ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik temaslar sürerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Washington yönetimine yönelik askeri baskısını artırdığı iddiaları gündeme geldi. ABD'li gazeteci Tucker Carlson, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Trump yönetiminin İran'a karşı nükleer silah kullanma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürdü.
Carlson, ABD'nin mevcut konvansiyonel silahlarının İran'daki bazı yer altı tesislerini imha etmek için yeterli olmayabileceğini savundu. Nükleer silah kullanımının tek askeri seçenek olabileceğini öne süren gazeteci, Netanyahu'nun bu yönde yoğun lobi faaliyeti yürüttüğünü iddia ederek, "Tek askeri seçenek nükleer saldırı. Netanyahu da bunun için yoğun baskı yapıyor. Konuya hakim bir gözlemci ‘Bibi, bu konuyla ilgili olarak Trump’ı her gün arıyor" ifadelerini kullandı.
"hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak"
Netanyahu'nun iç siyasi gelişmeler nedeniyle Trump yönetimiyle yakın ilişkilerini korumaya ihtiyaç duyduğunu öne süren Carlson, ABD yönetimindeki bazı isimlerin de askeri operasyonların yeniden başlatılmasını desteklediğini iddia etti.
Gazeteci, İsrail Başbakanı'nın siyasi geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı:
"Geçen haftaki seçim sonuçlarının ardından, Trump İsrail siyasetine doğrudan müdahale etmediği ve Netanyahu'ya Knesset'te 61 sandalye kazandıracak bir anlaşma için diğer partilerle arabuluculuk yapmadığı sürece hükümet kuramıyor. Aksi takdirde başbakanlık görevinden ayrılacak ve itibar kaybı, soruşturmalar ve muhtemelen hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak. Netanyahu, Trump'a yakın kalmak zorunda. Bu savaşa ihtiyacı var. Bu amaçla Netanyahu, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Brad Cooper da dahil olmak üzere yönetimdeki en yakın müttefikleri üzerinden azami baskı uyguladı. Her ikisi de feci şekilde kötü yönettikleri savaşın müzakere yoluyla çözüme kavuşturulmasına karşı çıkıyor; her ikisi de büyük çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması için baskı yapıyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı John Ratcliffe de Demokrat Parti liderleri de Netanyahu'nun izinden gidiyor. Konuyla ilgili yakın tarihli bir toplantıda eski Başkan Barack Obama, Doha'da hazırlanan mevcut İran barış anlaşmasına karşı çıktığını söyledi"
"Netanyahu gizlice Abu Dabi'ye uçtu"
Carlson, Netanyahu'nun İran'a yönelik olası bir saldırı için bölge ülkelerinden de destek aradığını öne sürdü. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bu girişime dahil olmayı reddettiğini iddia eden gazeteci, bölgedeki çatışmaların küresel enerji ve ekonomi üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.
Carlson, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
"Netanyahu, İran’a yönelik nihai bir saldırı için yürüttüğü lobi çalışmalarına Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) dahil etmek amacıyla 27 Eylül'de gizlice Abu Dabi'ye uçtu. Emirlikler bunu reddetti. Sekiz aylık çatışmanın ardından Körfez ekonomileri sarsılmak üzere. Küresel enerji ve gübre piyasaları da öyle. Yakın zamanda toparlanamayacaklar. Petrolü üretici ülkelerden dünyanın geri kalanına taşımak için kullanılan toplam yaklaşık 850 süper tanker bulunuyor. Yalnızca ekim ayında bunlardan 11'i Hürmüz Boğazı'nda ağır hasar gördü. Bu hızla devam edilmesi halinde küresel bir ekonomik buhran kaçınılmaz. Nükleer saldırı yıkımı radikal biçimde hızlandıracaktır. Kazma Dağı'nda gerçekleştirilecek yer altı patlamasının yol açacağı radyoaktif serpinti Basra Körfezi'ni kirletecek ve 100 milyon insanın su kaynaklarını zehirleyecektir"
"Üçüncü Dünya Savaşı kaçınılmaz olacaktır"
ABD'nin İran'a yönelik olası bir nükleer saldırısının diğer ülkeler açısından da tehlikeli bir emsal oluşturacağını savunan Carlson, Rusya, Pakistan, Hindistan ve Kuzey Kore'nin de nükleer silah kullanma ihtimaline dikkat çekti.
Carlson, olası bir saldırının küresel sonuçlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"ABD dışında savaşta hiçbir ülke nükleer silah kullanmadı. Bazı ülkeler ise bunu yapmak istiyor. ABD'nin İran'a yönelik nükleer saldırısı yeni bir emsal oluşturacaktır. Ruslar, ABD'nin İran'a yönelik nükleer saldırısının kendilerine Ukrayna'ya karşı nükleer silah kullanma özgürlüğü vereceğini en az iki başka hükümete şimdiden bildirdi. Pakistan ve Hindistan da birbirlerine karşı, Kuzey Kore ise Seul'e karşı aynı şeyi yapmaya yönelebilir. İlk nükleer saldırının ardından Üçüncü Dünya Savaşı kaçınılmaz olacaktır. Bu savaş kısa ve nihai olacaktır. Aylardır gözlerimiz kapalı şekilde bu ana doğru ilerliyoruz. Şubat ayından bu yana yönetim, sözde ‘savaş alanı nükleer silahlarının’ ilk kullanımını kolaylaştırmak ve dolayısıyla daha muhtemel hale getirmek için ABD'nin nükleer doktrinini sessizce yeniden yazdı. Washington'da her iki partiden de kimse bu durumdan rahatsız görünmüyor. Şimdi ise bunun eşiğindeyiz"
"Trump, şu anda İran'la bir anlaşmaya varılabileceğini savunan Vance'i ve Witkoff'u dinliyor"
Trump'ın İran'a yönelik olası bir nükleer saldırı konusunda henüz karar vermediğini öne süren Carlson, ABD Başkanı'nın Başkan Yardımcısı James David Vance ve özel temsilcisi Steve Witkoff'un diplomatik çözüm önerilerini dinlediğini iddia etti.
Carlson, müzakerelerin zorlu geçebileceğini ancak İran'da savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmaya varılabileceğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Bu tarih, 7 Kasım olacak. Hakkını teslim etmek gerekirse Trump tereddüt ediyor. Trump şu anda İran'la bir anlaşmaya varılabileceğini savunan Başkan Yardımcısı James David Vance'i ve özel temsilcisi ve arkadaşı Steve Witkoff'u dinliyor. Haklılar, ancak bu kolay olmayacak. İranlılarla müzakere etmek her şartta bilindiği üzere son derece zor ve Ali Hamaney ile ailesinin şubat ayında öldürülmesinin ardından İran yönetiminin bazı unsurları daha radikal hale geldi. Yıllardır süren izolasyonun ardından, görece ılımlı İranlı liderler bile Batı'da kararların nasıl alındığı konusunda kafa karışıklığı yaşadığı görünüyor. (Örneğin Tahran'da ABD hükümetinin İsrail'i kontrol ettiğine dair yaygın bir inanış var.) Ancak genel olarak İran'daki karar alıcılarla görüşen kişiler, orada savaşın devam etmesinin herkes için kötü olduğu ve bir anlaşmaya varmaya değeceği konusunda uzlaşı bulunduğunu söylüyor"
Carlson, açıklamasının sonunda olası bir nükleer saldırının sonuçlarından etkilenecek dünya kamuoyuna seslendi. Gazeteci, "Şimdiye kadar görüşlerine başvurulmayan bir grup var: Trump'ın Netanyahu'nun baskısıyla gelecek hafta nükleer saldırı başlatması halinde çocuklarıyla birlikte öldürülecek yüz milyonlarca insanı kapsayan dünya nüfusu. Şimdi seslerini yükseltmelerinin zamanı" dedi.
ABD'den İsrail'e 10 askeri kargo uçağı sevkiyatı
İsrail merkezli KAN News'in perşembe günü yayımladığı haberde, ABD Hava Kuvvetlerine ait 10 askeri kargo uçağının İsrail'in güneyindeki hava üslerine ulaştığı öne sürüldü.
Texas'taki Fort Bliss Üssü'nden hareket eden uçakların, Orta Doğu genelinde yürütülen daha geniş kapsamlı askeri sevkiyat operasyonunun parçası olduğu belirtildi. Sevkiyat kapsamında İran'la olası bir çatışma ihtimaline karşı bölgedeki askeri unsurların korunması amacıyla hava savunma sistemlerinin taşındığı iddia edildi.
Uçaklarla İsrail'in Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma Sistemi (THAAD) ve Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan önleyici füze stoklarının da takviye edilmiş olabileceği değerlendirildi. Fort Bliss Üssü'nden gerçekleştirilen sevkiyatın, bölgedeki hava savunma kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığı ileri sürüldü.