OECD verilerine göre, gelişmiş ekonomilerde kamu borcunun GSYH'ye oranı ortalama yüzde 110 seviyesini aşmış durumda. Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da yaşlanan nüfus, artan sosyal harcamalar, artan savunma harcamaları ve yüksek faiz ortamı borç yükünü sürdürülemez bir noktaya taşıdı.

Küresel borç baskısı artarken Türkiye öne çıkıyor
Küresel ekonomide altın fiyatlarındaki rekor yükseliş 2026 yılına damga vururken Türkiye, sergilediği mali disiplin performansı ve altın rezervlerindeki stratejik artışla OECD ve G20 ülkeleri arasında pozitif yönde ayrışmaya devam ediyor.
Başta Japonya, Çin, İtalya, ABD ve Fransa olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomi devasa borç yükleri altında çıkış yolu ararken Türkiye, hem düşük borç oranı hem de sağlam rezerv yapısıyla küresel piyasalarda güven tazeleyen bir profil çiziyor.

OECD ülkelerinde borç oranları tarihi seviyede
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve ilgili ülke maliye bakanlıklarının son verilerine göre; gelişmiş ekonomilerde kamu borcu sürdürülebilirliği tarihsel bir testten geçiyor.
OECD verilerine göre gelişmiş ekonomilerde kamu borcunun GSYH'ye oranı ortalama yüzde 110 seviyesini aşmış durumda. Özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da yaşlanan nüfus, artan sosyal harcamalar, artan savunma harcamaları ve yüksek faiz ortamı borç yükünü sürdürülemez bir noktaya taşıdı.
Japonya yüzde 237'ye ulaşan borç oranıyla listenin başında yer alıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD'de kamu borcu GSYH'nin yüzde 124'üne ulaşırken; Kanada yüzde 113, Fransa yüzde 111,7 ve İtalya yüzde 137,8 ile kritik sınırların üzerinde seyrediyor.

Altın rezervlerinde küresel rekabet
Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre dünyanın en büyük altın rezervine sahip ülkesi ABD, 8 bin 133,5 tonluk stokuyla listenin başında yer alıyor. ABD'nin toplam rezervlerinin yaklaşık yüzde 79'u altından oluşuyor.
Almanya 3 bin 350,3 ton ile ikinci sırada yer alırken, İtalya 2 bin 451,8 ton ve Fransa 2 bin 437 ton ile geleneksel altın tutma politikalarını sürdürüyor. Son yıllarda dolardan uzaklaşma stratejisi izleyen Rusya 2 bin 333 ton, Çin ise 2 bin 306 tonluk rezerviyle dikkat çekiyor.
Türkiye ilk 10’da yerini güçlendirdi
TCMB verilerine göre resmi altın rezervleri 641,3 tona ulaşan Türkiye, Japonya ve Hindistan gibi ekonomilerin hemen ardında yer alarak dünyanın en çok altın tutan 10. ülkesi konumuna yükseldi.
Kamu borç yönetiminde güçlü görünüm
Birçok OECD ülkesinin aksine Türkiye, kamu borç yönetiminde sürdürülebilir bir tablo sergiliyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin kamu borç stokunun GSYH'ye oranı yüzde 24,6 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, yüzde 60 olan Maastricht kriterleri ve OECD ortalamasının oldukça altında kalmasıyla dikkati çekiyor.
Ülkenin net borç stokunun GSYH'ye oranının yüzde 18,2'ye kadar gerilemesi ise Türkiye'nin elindeki finansal varlıkların borç karşılama kapasitesindeki gücü teyit ediyor.
Ekonomistler: yapısal duruş etkili
Ekonomistler, Türkiye'nin 4749 sayılı Kanun ile başlayan bu yolculuğunu, “borcun sadece miktarını değil, niteliğini ve sürdürülebilirliğini de kontrol eden bir yönetim başarısı” olarak nitelendiriyor.
Bu yapısal zırhın Türkiye’yi 2026 küresel borç riskleri karşısında OECD’nin en dirençli ekonomilerinden biri haline getirdiği değerlendiriliyor.
Türkiye son 5 yılda altın biriktirmede lider
Altın rezervlerinde Türkiye, merkez bankası düzeyindeki stratejik alımlarıyla dünya sıralamasında hızla yükseldi.
Değer olarak TCMB'nin resmi altın rezervleri Ocak 2026 itibarıyla 134 milyar dolar bandına yaklaşırken, toplam brüt rezervler 200 milyar dolar eşiğini aştı. Türkiye son 5 yılda en hızlı altın biriktiren OECD ülkesi oldu.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, Şubat 2026'da yaptığı son açıklamalarda Türkiye'de hanehalkının elinde (yastık altında) bulunduğu tahmin edilen altın miktarının yaklaşık 600 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtti.
Altın fiyatlarındaki artışın son bir yılda bu varlıklar üzerinden yaklaşık 200 milyar dolarlık servet etkisi yarattığı ifade edildi.
Büyüme tahminleri güçlü
OECD tahminlerine göre Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6, 2026 yılında ise yüzde 3,4 oranında büyümesi öngörülüyor. Bu tahminler Türkiye’yi OECD genelinde en hızlı büyüyen ilk dört ülke arasına yerleştiriyor.