Su dışında dünyada en fazla tüketilen içecek olan çay, bugün milyarlarca insanın günlük yaşamının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Binlerce yıllık geçmişe sahip bu bitkinin keşfi ise tamamen bir tesadüfe dayanıyor. Çin imparatorlarının saraylarından Avrupa salonlarına, oradan da evlerimize uzanan çayın yolculuğu dikkat çekici bir tarih barındırıyor.
Kökleri MÖ 2737’ye uzanıyor
Çayın bilinen tarihi, MÖ 2737 yılına kadar uzanıyor. Efsaneye göre Çin İmparatoru Shen Nung, halk sağlığını korumak amacıyla içme sularının kaynatılmasını zorunlu kılmıştı. Bir gün dinlenirken kaynatılan suyun içine rüzgârla birkaç yaprak düştü ve suyun rengi ile kokusu değişti.
Bir tesadüf dünyayı değiştirdi
Ortaya çıkan karışımı tadan imparator, içeceğin ferahlatıcı ve canlandırıcı etkisini fark etti. Bu yaprakların, günümüzde “Camellia sinensis” olarak bilinen çay bitkisine ait olduğu anlaşıldı. Böylece çayın hikâyesi de başlamış oldu.

Önce ilaç, sonra alışkanlık
Keşfin ardından uzun yıllar boyunca çay, keyif içeceğinden çok şifa kaynağı olarak kullanıldı. Yorgunluğu azalttığına, zihni açtığına ve sindirime yardımcı olduğuna inanıldı. Yapraklar kaynatılarak veya ezilerek tüketildi.
Manastırlardan Uzak Doğu’ya yayıldı
Tang Hanedanlığı döneminde Budist rahiplerin uzun meditasyonlarda uyanık kalmak için çay içmesi, bu içeceğin sosyal hayatta yaygınlaşmasını sağladı. Bu alışkanlık zamanla Japonya ve Kore’ye taşındı ve bölge kültürünün önemli bir parçası haline geldi.
Avrupa’nın çayla tanışması
Çay, 17. yüzyılda Portekizli ve Hollandalı tüccarlar aracılığıyla Avrupa’ya ulaştı. İlk dönemlerde oldukça pahalı olduğu için yalnızca soyluların tüketebildiği bir ürün olarak öne çıktı ve eczanelerde “doğulu şifa kaynağı” olarak satıldı.

İngiltere’de modaya dönüştü
İngiliz sarayına giren çay, Prenses Catherine of Braganza’nın sarayda bu alışkanlığı sürdürmesiyle aristokrasi arasında hızla yayıldı. Böylece “beş çayı” geleneği doğdu ve çay, İngiliz kültürünün simgelerinden biri haline geldi.
Bugün milyarlarca insanın vazgeçilmezi
Sanayi devrimiyle üretimin artması ve fiyatların düşmesi, çayın her kesim tarafından ulaşılabilir olmasını sağladı. Günümüzde çay, sudan sonra dünyanın en çok tüketilen ikinci içeceği olarak öne çıkıyor.
