Anadolu, sadece yemekleriyle değil, o yemeklerin etrafında şekillenen hikayeleri ve deyimleriyle de devasa bir kültür hazinesidir. Hepimizin günlük konuşmalarda takdir ve sevgi belirtmek için kullandığı "Gözünün yağını yiyeyim" sözü de bu hazinenin en lezzetli parçalarından biri. Bu sıcak ifadenin kökeni, Sivas'ın kış aylarında sofralardan eksik olmayan, yapımı tam 16 saat süren meşhur "Kelle" geleneğine dayanıyor. Sadece bir yemek değil, bir kültürel miras olan Sivas kellesinin dilden dile dolaşan efsanesini sizler için araştırdık.
16 Saatlik Zahmetli Bir Lezzet Yolculuğu
Sivas mutfağında kış aylarının vazgeçilmezi olan kelle, oldukça zahmetli bir hazırlık sürecinden geçiyor. Kuzu ya da koyun başının büyük bir ustalıkla temizlenmesiyle başlayan süreç, kellenin uzun saatler boyunca kaynatılmasıyla devam ediyor. Ardından taş fırınlara sürülen kelleler, odun ateşinde saatlerce, adeta lokum kıvamına gelene kadar pişiriliyor. Yaklaşık 16 saati bulan bu emek yoğun sürecin sonunda, dışı nar gibi kızarmış, içi ise tel tel dökülen o eşsiz lezzet servise hazır hale geliyor.

‘Gözünün Yağını Yiyeyim’: Bir Sevgi ve Lezzet İfadesi
Tamamen doğal yöntemlerle ve ustalıkla pişirilen kellenin gurmeler tarafından en çok aranan, en lezzetli bölümü ise göz kısmı olarak kabul ediliyor. Son derece yağlı, yumuşak ve aromatik olan bu kısım, zamanla mecazi bir anlama bürünerek Sivas'tan tüm Türkiye'ye yayılan bir deyime dönüşmüş durumda.
Günlük hayatta birine duyulan sevgi, hayranlık ya da bir işin ne kadar iyi yapıldığını anlatmak için kullanılan "Gözünün yağını yiyeyim" sözü, işte bu eşsiz lezzetten ilham alıyor.
Ustaların Dilinden Kelle Geleneği
Kelle ustası Eren Sönmez, bu asırlık deyimin kökenini şu sözlerle anlatıyor:
"Bu söz atalarımızdan gelen bir sözdür. İnsan karşısındaki insana verdiği değeri anlatmak istiyor. ‘Gözünün yağını yiyeyim' demek kişiye verilen en büyük değeri anlatır. Kellenin en lezzetli kısmı gözüdür ve kelleyi yemeye de gözden başlanır. Soğutmadan, sıcak sıcak o göz kısmının yenmesi gerekir."

Bu geleneğin sıkı takipçilerinden olan Sivaslı vatandaşlar da ustaları doğruluyor: "Kellenin göz kısmını yemeden kelle yedim sayılmaz. Bu söz tamamen kellenin bu özel yapısından gelir." Hem sofralarda karın doyuran hem de günlük konuşmalarımızda gönülleri ısıtan kelle, Sivas'ın sadece mutfak tarihine değil, dil tarihine de vurduğu bir mühür olarak varlığını sürdürüyor.