Kırmızı et dünyasının bu iki dev ismi genellikle birbirinin yerine kullanılsa da, aslında karakterleri tamamen farklıdır. Bir akşam yemeğini sıradan bir öğünden unutulmaz bir gurme deneyimine dönüştürmek için bu farkları bilmek şart.
1. Antrikot: Etin "Mermer" Sanatı
Antrikot, dananın sırt bölgesinden (göğüs omurları üzerinden) elde edilen en kıymetli parçalardan biridir.
Yağ Dokusu: Antrikotu antrikot yapan, içindeki "mermerleşme" dediğimiz ince yağ damarlarıdır. Pişerken eriyen bu yağlar, ete o meşhur yumuşaklığı ve aromayı verir.
Pişirme: Ocak ayının soğuk akşamlarında döküm tava için en ideal ettir. Kendi yağı yettiği için ekstra yağ istemez; yüksek ateşte mühürlenerek içi sulu bırakılmalıdır.
2. Biftek: Yalın ve Güçlü
Biftek aslında genel bir terim olsa da kasaplarda genellikle dananın but veya sırt kısmından alınan, daha yağsız ve kaslı parçaları ifade eder.
Yapısı: Antrikota göre çok daha yağsızdır. Bu yüzden "fit" beslenenlerin ve ağır et kokusu istemeyenlerin favorisidir.

Pişirme: Yağ oranı düşük olduğu için yüksek ateşte çok uzun süre tutulursa kuruyabilir. Genellikle marine edilerek (zeytinyağı, kekik, sarımsak) dinlendirilmesi, yumuşaklığını koruması adına önemlidir.
3. Hangisini Seçmelisiniz?
Keyif ve Aroma İçin: Tercihiniz kesinlikle Antrikot olmalı. Etin en yumuşak ve en lezzetli hali budur.
Daha Az Kalori ve Sade Lezzet İçin: Biftek (özellikle bonfile veya kontrfile kısmı) doğru seçimdir.
4. Ocak Ayına Özel Sunum Önerisi
Kış mevsiminde bu etlerin yanına en çok yakışan eşlikçi, ağır ateşte pişmiş bir kereviz püresi veya fırınlanmış kök sebzelerdir. Etinizi mühürledikten sonra tavanın dibinde kalan yağa bir parça tereyağı ve biberiye atarak hazırlayacağınız sos, lezzeti ikiye katlayacaktır.