Türkgün | Gündem | 10 yıllık Denizolgun dosyasında çember daralıyor! Otopsi videosu ve doktor ifadesi davalık

10 yıllık Denizolgun dosyasında çember daralıyor! Otopsi videosu ve doktor ifadesi davalık

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada 10 yıl sonra iki ayrı iddianame hazırlandı.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada 10 yıl sonra iki ayrı iddianame hazırlandı.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada, biri İstanbul Adli Tıp Kurumunda görevli 3 kişi, diğeri olay tarihinde özel doktor olduğu belirtilen Nurettin Demirkol hakkında olmak üzere iki ayrı iddianame düzenlendi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamelerden birinde İstanbul Adli Tıp Kurumunda görevli İsmail Çoban, Çağdaş Köse ve Samet Çalışkan hakkında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği”, diğerinde ise Nurettin Demirkol hakkında “yalan tanıklık” suçundan kamu davası açıldı.

Otopsi videosu için üç kez yazışma yapıldı

Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden derinleştirilmesi kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Şubat 2026’da İstanbul Adli Tıp Kurumuna yazı göndererek otopsi işlemine ait görüntü kaydı bulunup bulunmadığını sordu.

Adli Tıp Kurumu, ilk yazısında yalnızca fotoğrafların bulunduğunu bildirdi. Bunun üzerine savcılık 1 Haziran’da video ve fotoğraf kayıtlarının gönderilmesini istedi.

Kurum tarafından gönderilen CD’de 145 fotoğraf bulundu. Başsavcılık, 14 Temmuz’da üçüncü kez yazı göndererek özellikle otopsiye ilişkin video kaydının bulunup bulunmadığının araştırılmasını talep etti.

“Video yok” cevabından sonra “video var” denildi

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi, 16 Temmuz 2026 tarihli cevabında otopsi işlemine ilişkin video kaydının bulunmadığını bildirdi.

Soruşturmanın dikkat çeken gelişmelerinden biri 18 Ağustos 2026’da yaşandı. Bu tarihte Denizolgun’un mezarının açılarak yeniden inceleme yapılması amacıyla fethi kabir kararı alındı.

Aynı gün Adli Tıp Kurumundan Başsavcılığa gönderilen yeni yazıda ise otopsi videosunun bulunduğu bildirildi. Kurum, video kayıtlarının flash bellek ve CD’ye aktarılarak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini belirtti.

Fethi kabir işlemi 19 Ağustos 2026’da gerçekleştirildi.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun

Üç Adli Tıp görevlisi hakkında dava açıldı

Soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhanede görevli Samet Çalışkan’ın ifadeleri alındı.

Samet Çalışkan, yaptığı sorgulama sonucunda 145 fotoğrafı teslim ettiğini, Çağdaş Köse “video kaydı yoktur” şeklinde cevap verdiğini, İsmail Çoban’ın ise bu cevabın yer aldığı yazıyı onayladığını ifade etti.

Savcılık, daha sonra video kaydının bulunduğunun ortaya çıkması ve şüphelilerin de videonun varlığını kabul etmesi üzerine, otopsi videosu mevcut olduğu halde Başsavcılığa gerçeğe aykırı şekilde “video yok” cevabı verildiği değerlendirmesinde bulundu.

İsmail Çoban, Çağdaş Köse ve Samet Çalışkan hakkında TCK’nin 204/2. maddesi kapsamında “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçundan kamu davası açıldı.

İddianamede ayrıca Adli Tıp Kurumunca üç görevli hakkında idari soruşturma yürütüldüğü ve bu kişilere kınama cezası verildiği bilgisine yer verildi.

İkinci iddianame özel doktor olduğu belirtilen Demirkol hakkında

Soruşturma kapsamında hazırlanan ikinci iddianame ise olay tarihinde Özel Hisar Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak çalışan Nurettin Demirkol hakkında düzenlendi.

İddianameye göre Demirkol, 26 Ağustos 2026’da Başsavcılıkta yeminli tanık olarak dinlendi.

Demirkol ifadesinde Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, ölümü şüpheli değerlendirmediğini, polisi kimin aradığını bilmediğini ve Denizolgun’un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini söyledi.

Demirkol ayrıca olay yerinde yalnızca Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu ifade etti.

155 kayıtlarında farklı bilgiler yer aldı

Savcılık, tanık ifadesinin ardından HTS kayıtlarını, 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtlarını, olay yeri tutanaklarını ve diğer tanık anlatımlarını dosyaya aldı.

155 ihbar kayıtlarında polisi arayan kişinin Nurettin Demirkol olduğu, kendisini “ailenin hekimi” olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği tespit edildi.

Olay yerine ilk ulaşan polis memuru da kendilerini arayan kişinin maktulün özel doktoru olduğunu söylediğini ve ölümü şüpheli değerlendirdiğini anlattı.

Olay yeri inceleme görevlisi de Demirkol’un kendisini Denizolgun’un özel doktoru olarak tanıttığını belirtti.

2016’daki tutanak ile 2026’daki ifade arasında kan çelişkisi

Savcılığın tespit ettiği çelişkilerden biri de Denizolgun’un cesedindeki kan izlerine ilişkin oldu.

Demirkol, 2026’daki ifadesinde Denizolgun’un yüzünde veya vücudunda kan görmediğini söyledi.

Ancak 2016 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağında Demirkol’un, Denizolgun’un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği kaydedildi.

Bilirkişi doktorun da Denizolgun’un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından kan geldiğini tutanağa geçirdiği belirtildi.

HTS kayıtlarında “Kısıklı’daydım” ifadesiyle de çelişki tespit edildi

Demirkol, olay günü Kısıklı’daki evinde bulunduğunu söyledi. Savcılık ise HTS kayıtlarında Demirkol’un söz konusu saatlerde Kısıklı bazında bulunmadığını tespit etti.

Savcılık ayrıca Demirkol’un çiftlikte yalnızca iki kişinin bulunduğunu söylemesine karşın Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunu; olay yeri kayıtları, HTS verileri ve tanık beyanlarıyla belirledi.

Ahmet Gökçen’in Adli Tıp Kurumunda olmadığını söyleyen Demirkol’un bu anlatımının da HTS kayıtlarıyla çeliştiği belirtildi.

Savcılık “gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu” değerlendirmesinde bulundu

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Demirkol’un yeminli tanık olarak verdiği ifadenin 155 ihbar kayıtları, HTS verileri, olay yeri inceleme tutanakları, ölü muayene kayıtları ve tanık anlatımlarıyla birçok noktada çeliştiğini değerlendirdi.

Savcılık, Demirkol’un “kalem kalem belirtilen hususlar yönünden gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu” sonucuna vararak hakkında TCK’nin 272/3. maddesi kapsamında “yalan tanıklık” suçundan kamu davası açtı.

Demirkol’un 4 Eylül 2026’da tutuklandığı ve iddianamenin düzenlendiği tarih itibarıyla tutukluluğunun sürdüğü de dosyada yer aldı.

İki iddianame 2 Ekim’de düzenlendi

Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada hazırlanan iki iddianame de 2 Ekim 2026 tarihinde düzenlendi.

Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkındaki dosya Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine, Nurettin Demirkol hakkındaki yalan tanıklık dosyası ise Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...