Azerbaycan, bağımsızlığa giden yolda çok can kaybetti.
En acı günlerinden biri de Sovyet ordusunun Bakü’ye tanklarla girerek, insanları katlettiği 20 Ocak 1990’da yaşandı.

1990 yılının ilk günlerinde Karabağ ve çevresinde Ermeni silahlı gruplarının Azerbaycan köylerine saldırıları ve tacizleri artmıştı. Ermenilerin kışkırtmalarıyla zaten teşne olan Sovyet ordusu Bakü'ye girdi ve onlarca insan tankların paletleriyle ezilerek, kurşunlanarak vurularak şehit edildi.
Ancak Azerbaycan tarihinin en karanlık günü aydınlık bir geleceğe evrilecekti.
Karabağ’ın Ermenistan'a bağlanmasını hedefleyen siyasi kampanya
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ozan Böke, TRT Haber'e yaptığı değerlendirmede Kanlı Ocak sürecinin en kritik kırılma noktasının Karabağ meselesi olduğuna işaret etti:
"Ermenistan’da şekillenen ve Karabağ’ın Ermenistan SSC’ye bağlanmasını hedefleyen siyasi kampanya, Azerbaycan toplumunda egemenliğe ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılanmıştır. 1988 yılından itibaren Karabağ’da alınan ayrılıkçı kararlar ve Ermenistan yönetiminin ilhak yönündeki girişimleri, bölgede zorunlu göçlere, etnik gerilimlere ve geniş kitlelerde derin bir toplumsal travmaya yol açmıştır. Bakü’de yükselen halk hareketi ise yalnızca Karabağ meselesine değil, Sovyet merkezî yönetiminin bu sürece göz yuman tutumuna karşı gelişen bir toplumsal itiraz niteliği taşımıştır. "

Böke, Sovyet yönetiminin krizi askeri güç kullanarak çözmeye çalışmasının faciayı kaçınılmaz kıldığını söyledi:
"1990 yılı Ocak ayında Bakü’ye askerî birliklerin sevk edilmesi, fiilen halk iradesine karşı silahlı zor kullanımı anlamına gelmiş; yüzlerce sivil hayatını kaybetmiş, binlerce aile derin bir sarsıntı yaşamış ve Sovyet rejiminin baskıcı karakteri bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır."
“20 Ocak Azerbaycan halkının bağımsızlık yolunda ödediği ağır bedelin tarihi sembolü”
"20 Ocak faciası, yalnızca bir baskı ve şiddet eylemi değil, aynı zamanda Azerbaycan halkının bağımsızlık yolunda ödediği ağır bedelin tarihi sembolü haline gelmiştir." diyen Ozan Böke, Azerbaycan'ın tarih sahnesinde güçlendiğini vurguladı.
Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanmasına yönelik talepler sürecin fitilini ateşleyen temel unsur olmuş; Sovyet merkezî yönetiminin bu talepler karşısındaki tutumu ve nihayetinde Bakü’ye askerî müdahalede bulunması olayların doğrudan belirleyicisi olmuştur. Ancak bu müdahale, Azerbaycan’ın bağımsızlık iradesini bastırmak yerine, onu tarih sahnesinde daha da güçlendiren bir dönüm noktasına dönüştürmüştü.
Kanlı Ocak’a adım adım
1990 yılının ilk günlerinde Karabağ ve çevresinde Ermeni silahlı gruplarının Azerbaycan köylerine saldırıları arttı. Nitekim 12 Ocak 1990’da Hanlar ilinin Kuşçu köyüne 500 kişilik silahlı Ermeni grubu saldırarak onlarca insanı katletti.
Yerel güçler, Milli Savunma Konseyi çatısı altında toplandı. Lakin ayrılıkçı Ermenilerin kışkırtıcılığı durmadı, hatta Bakü’de 13 Ocak’ta bir Ermeni, 2 Azerbaycanlıyı kasıtlı olarak öldürdü. Bunun üzerine şehirde Azerbaycanlılar ile Ermeniler arasında karşılıklı saldırılar yaşandı ve Sovyet güvenlik güçleri olaylara karışmadı.
Karabağ’da OHAL ilan edildi
Ocak ortalarında Sovyet yönetimi ülkenin farklı bölgelerinden topladığı yaklaşık 50 bin kişilik orduyu, şehir sınırlarında konuşlandırdı. 15 Ocak’ta Karabağ ve çevresinde olağanüstü hal ilan (OHAL) edildi. Azerbaycan halkı karara tepki göstererek ülke yönetimini istifaya çağırdı.
En büyük gösteri 17 Ocak’ta düzenlendi. Halk Moskova’dan, Ermeni silahlı gruplarının Azerbaycan köylerine saldırmasına engel olmasını ve Bakü sınırlarına topladığı ordunun Ermenistan ile sınıra nakledilmesini istedi. Bunun üzerine Azerbaycan Sovyet yönetimi, Moskova’ya gönderdiği telgraflarda göstericiler arasında silahlı grupların olduğunu iddia ederek ısrarla SSCB ordularından şehre operasyon yapmasını talep etti.
Bakü’de OHAL ilan edildi, halkın haberi olmadı
Sovyet yönetimi 19 Ocak gece saat 12.00’de, Bakü’de olağanüstü hal ilan etti. Ancak olağanüstü halin halka duyurulmasından 5 saat önce bütün Azerbaycan’ı televizyon ve radyo yayınlarıyla temin eden Büyük Kule’de nedeni belirsiz patlamalar oldu ve televizyon/radyo yayınları kesildi. Halk, olağanüstü halin ilan edildiğini öğrenemedi.

19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece, Sovyet ordusuna ait tanklar, Bakü’ye 5 yönden girdi. Tanklar, kendilerini engellemeye çalışan insanları öldürerek şehre ilerledi.
Yaklaşık 150 Azerbaycan Türkü ŞEHİT OLDU
Gece boyunca devam eden müdahale bir katliama yol açtı. O gece Bakü’de 130’dan fazla kişi hayatını kaybetti.

Sovyet ordusu, katliamını Neftçala ve Lenkeran gibi diğer illerde de sürdürdü ve yaklaşık 150 Azerbaycanlı sivil 20 Ocak katliamının kurbanı oldu.
Olaylarda 744 kişi yaralandı, yaklaşık 400 kişi Sovyet ordusu tarafından gözaltına alındı.
1 milyon kişi Azadlık Meydanı’nda
Şehitler, 31 Mart 1918'de Ermenilerin saldırıları sonucu hayatını kaybeden Azerbaycanlıların mezarlarının bulunduğu, daha sonra Sovyet döneminde park haline getirilen Dağüstü Parkı’na defnedildi.

Cenazeleri defnetmek için 1 milyon Azerbaycanlı, Azadlık Meydanı’nda toplandı.
Toprakları için canlarını verenler, “Şehitlik Hıyabanı”na götürüldü.
“Bağımsızlık ideali yalnızca siyasi çevrelerin değil, halkın ortak davası haline geldi”
Kanlı Ocak sonrasında Bakü’de ve ülkenin diğer bölgelerinde şekillenen toplumsal atmosferin Moskova’ya duyulan güvenin bütünüyle sarsıldığını belirten Ozan Böke, "Şehitlerin cenazelerinin milyonların katılımıyla gerçekleştirilen kitlesel törenlerle defnedilmesi, bağımsızlık idealini yalnızca siyasi çevrelerin değil, halkın ortak davası haline getirmiştir. Bu hadise, Azerbaycan’ın 1991 yılında devlet bağımsızlığını ilan etmesinin hem manevi hem de siyasi zeminini hazırlayan temel gelişmelerden biri olmuştur." dedi.
Azerbaycan halkı, her yıl 20 Ocak’ta, Kara Yanvar şehitlerini anmak için bu şehitliğe akın ediyor.
Azerbaycan bağımsızlık yolunda
Kara Ocak, Azerbaycan halkının sabrını taşırdı. Azerbaycanlılar artık Sovyet yönetimine güvenmiyordu.
Ozan Böke, siyasi açıdan Kanlı Ocak'ın, Azerbaycan millî hareketini daha kararlı ve radikal bir çizgiye taşıdığının altını çizdi.
Karabağ meselesi artık yalnızca bölgesel bir ihtilaf olmaktan çıkarak Azerbaycan’ın varlık, egemenlik ve devlet inşası sürecinin merkezî unsurlarından biri haline gelmiştir. 1990 sonrasında siyasal kadroların söylemlerinde 'müstakil devlet, müstakil ordu ve müstakil karar alma iradesi' vurgusunun ön plana çıkması, doğrudan bu tarihi travmanın bir yansımasıdır.
Azerbaycan için bağımsızlığa giden yolda önemli adımlar atıldı. 1991 yılına gelindiğinde, Azerbaycan halkı artık bağımsızlıklarını ilan etmek istedi.
5 Şubat 1991 yılında, ülke, “Azerbaycan Cumhuriyeti” olarak adlandırıldı.

Azerbaycan 30 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra Ermenistan, Karabağ’da hak iddia etti. Bunun üzerinde etnik çatışmalar yaşandı.
Azerbaycanlılar, 18 Ekim 1991’de bağımsızlıklarını son kez ilan ettiler.
“Karabağ Azerbaycan'dır”
Ozan Böke, "Kanlı Ocak hadisenin ardından toplum, Karabağ sorununu yalnızca bir toprak ihtilafı olarak değil, 20 Ocak’ta başlayan millî varlık mücadelesinin devamı şeklinde algılamış; bu yaklaşım, uzun yıllar süren zorluklara rağmen millî iradenin kırılmamasını sağlamıştır." dedi.
Ermenilerin, 1988’den beri devam eden 32 yıllık işgali, Azerbaycan ordusunun başarılı operasyonuyla son buldu.
Karabağ, 2020 yılında özgürlüğüne kavuştu. Aradan 32 yıl geçse de Azerbaycan hiç vazgeçmedi ve topraklarını alarak “Karabağ Azerbaycan’dır” ülküsünü tüm dünyaya kabul ettirdi.
Ermeni güçleri 1992’nin ilk günlerinden itibaren Karabağ’da büyük saldırılar düzenledi. Şubat ayında Hocalı’da yüzyılın en büyük soykırımlarından birini gerçekleştiren Ermeni askerleri, Mayıs’ta Karabağ’ın stratejik şehri Şuşa ile Ermenistan sınırındaki Laçın şehirlerini işgal etti. 1993’te Kelbeceri ele geçirdi. Neticede Ağdam, Füzuli, Gubadlı, Zengilan ve Cebrayıl illeri işgal altına düştü. Yüz binlerce insan yurdundan göç etmek zorunda kalırken, binlerce kişi hayatını kaybetti.
2020 Karabağ Zaferi’nin toplumsal meşruiyetinde Kanlı Ocak’ın etkisinin açık biçimde hissedildiğini söyleyen Ozan Böke, "2020’de başlayan Vatan Savaşı sırasında ortaya çıkan geniş toplumsal birlik, cephe gerisindeki yüksek moral ve devlet etrafında kenetlenme olgusu, köklerini büyük ölçüde Kanlı Ocak’ın şekillendirdiği millî hafızadan almıştır." değerlendirmesinde bulundu.
20 Ocak şehitleri ile 2020 savaşında hayatını kaybeden askerler, toplumsal bilinçte tarihsel bir süreklilik içerisinde birleştirilmiştir. '20 Ocak’ta başlayan yolun Şuşa’da tamamlandığı' yönündeki söylem, güçlü bir sembolik anlatıya dönüşmüş; böylece 2020 Zaferi, yalnızca askerî bir başarı olarak değil, tarihsel adaletin tecellisi şeklinde algılanmıştır.
Azebaycan Milli Marşı'ndan bir bölüm:
Azerbaycan, Azerbaycan!
Ey kahraman evladın şanlı vatanı!
Senden ötürü can vermeye cümle hazırız!
Senden ötürü kan dökmeye cümle kadiriz!
Üç renkli bayrağınla mesut yaşa