Türkgün | Gündem | Bakan Göktaş’tan dijital kuşatmaya karşı 'aile şefkati' vurgusu: Evlatlarımızı algoritmaların insafına bırakamayız

Bakan Göktaş’tan dijital kuşatmaya karşı 'aile şefkati' vurgusu: Evlatlarımızı algoritmaların insafına bırakamayız

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği bağımlılık ve siber zorbalık tehditlerine karşı "Dijital Anafor-Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde önemli uyarılarda bulundu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği bağımlılık ve siber zorbalık tehditlerine karşı "Dijital Anafor-Ekran Bağımsızlığı Zirvesi"nde önemli uyarılarda bulundu.

KAYNAK: İHA

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye dijital kuşatmayı erken fark eden ve bu alanda kararlı bir vizyonla hareket eden ülkelerden biridir. Hiçbir algoritma bir annenin şefkatinin, bir babanın rehberliğinin, bir ailenin sağladığı güvenin yerini tutamaz. Hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez. Hiçbir yapay zeka, bir çocuğun kalbine dokunan gerçek bir ilginin alternatifi olamaz. Biz çocuklarımızın gözlerinin sadece ekran ışığıyla değil; merakla, bilgiyle, sanatla, sporla, arkadaşlıkla, aile sevgisiyle ve umutla parlamasını istiyoruz" dedi.

"Dijital Anafor- Ekran Bağımsızlığı Zirvesi", Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve İstanbul Aile Vakfı paydaşlığında gerçekleşti. Şişli'de bir otelde gerçekleşen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Radyo ve Televizyon Üst kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık ile birlikte bazı kamu kurumlarından temsilciler, akademisyenler, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve davetliler katıldı. Zirvenin açılışı kısa film gösterimiyle yapıldı.

"Dijital dünya; insanları zararlı içeriklere, bağımlılıklara ve siber zorbalığa karşı savunmasız bırakıyor"

Programda konuşan Bakan Göktaş, "Dijital dünya öğrenme imkanlarını geliştiriyor, iletişim kanallarını genişletiyor. Ancak aynı dijital dünya; insanları zararlı içeriklere, bağımlılıklara ve siber zorbalığa karşı savunmasız bırakıyor. Yapay zeka, yeni imkanlarla birlikte yeni tehditleri de beraberinde getiriyor. Algoritmalar, kendi hakikatini üretiyor, evlatlarımızın düşünce dünyasını tehdit ediyor. Artık şu soruyu daha açık ve net bir şekilde sormak zorundayız. Çocuklarımız mı dijital dünyayı kullanıyor? Yoksa onların dikkatini, zamanını ve duygularını dijital dünya mı yönetiyor? Dijital anafor dediğimiz şey tam da burada başlıyor. Bir video daha, bir bildirim daha, bir içerik daha, bir kaydırma daha. Çocuklarımız sonsuz kaydırma döngüsünün içine çekiliyor. Bizler de, bu kısır döngü içerisine girebiliyoruz. Bu döngü, basit bir kullanım alışkanlığı olmaktan çıkıyor. Davranışları etkileyen güçlü bir dijital mimariye dönüşüyor. Yani aileler ve fertler, aşırı enformasyon yüküne maruz kalıyor. İşte bu nedenle bugün ekran bağımsızlığını konuşuyoruz. Çünkü esas mesele, teknolojiyi reddetmek değildir. Mesele; fertlerin ve ailenin dikkatini, zamanını ve duygularını koruyabilmektir" dedi.

"Türkiye, dijital kuşatmayı erken fark eden ve bu konuda önleyici, güçlü ve kararlı bir vizyonla hareket eden öncü ülkelerden biridir"

Asıl önemli meselenin, dijital dünyayla sağlıklı bir ilişki kurmak olduğuna dikkat çeken Bakan Göktaş, "Ekran karşısında iradeyi kaybetmemek; teknolojiyi insanın, ailenin ve çocuğun gelişimine hizmet eden bir araç olarak tutabilmektir. Bugün, bütün dünya ise bu meseleyi artık sadece teknolojinin gelişimi olarak görmüyor. Birleşmiş Milletler, çocukların çevrim içi platformlarda korunması için hükümetlere ve teknoloji şirketlerine daha güçlü sorumluluk üstlenme çağrısında bulunuyor. Bu konu insan hakları, mahremiyet, kamu sağlığı, medya okuryazarlığı, yapay zeka güvenliği ve dijital egemenlik başlıklarıyla ele alınıyor. Çünkü çocuğun karşısında artık tek tek içerikler yok. İçerikleri seçen, sıralayan, öneren ve çocuğu ekranda tutmak üzere tasarlanmış sistemler, algoritmalar var. Bu sistemler verileri topluyor, davranış örüntülerini ölçüyor. Tercihleri analiz ediyor, dikkatleri yönlendiriyor. İnsanlar, yapay zeka sistemleriyle konuşuyor, algoritmik akışların içinde vakit harcıyor. Bazen gerçek ile kurgu arasındaki sınırları ayırt etmekte zorlanıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor. Evlatlarımızı sadece zararlı içerikten değil, zararlı içeriği onların önüne taşıyan mekanizmalardan da korumak zorundayız. Çocuklarımızı algoritmaların insafına bırakamayız. Elimize sığan telefonların, telefonlara sıkışan bir dünyanın esiri olamayız. Bugün pek çok ülke, bu konuda önlemler alıyor. Yaş doğrulama sistemlerinin mahremiyeti ihlal etmeden kurulması. Platformların çocuk güvenliğini tasarım aşamasından itibaren dikkate alması. Yapay zeka uygulamalarının olumsuz etkilerinin önceden değerlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin denetlenebilir sorumluluklar üstlenmesi. Tüm bu hususlar artık ertelenemez. Türkiye, dijital kuşatmayı erken fark eden ve bu konuda önleyici, güçlü ve kararlı bir vizyonla hareket eden öncü ülkelerden biridir" ifadelerini kullandı.

"Dijital hizmet sunan hiçbir yapı, çocukların yaşını, gelişim düzeyini, mahremiyetini ve güvenliğini göz ardı ederek hareket edemez"

2025 Aile Yılı'nda bireyleri ve aileyi koruyan pek çok çalışma yaptıklarını söyleyen Bakan Göktaş, "Dijital ve teknoloji bağımlığı alanında yüzlerce etkinlik düzenledik. Dijital Detoks Etkinlikleri ile bilinçli teknoloji kullanımını teşvik ediyoruz. Tüm bu çalışmalarımızın en kritik adımlarından biri, hiç şüphesiz, sosyal medya düzenlemesi oldu. 15 yaş altı için hayata geçirdiğimiz bu düzenlemeyle, evlatlarımızı dijital dünyanın kontrolsüz içeriklerden korumayı amaçlıyoruz. 15-18 yaş için ise yetişkinlerden ayrıştırılmış, yaşlarına uygun, güvenli ve denetlenebilir dijital alanların oluşturulmasını vazgeçilmez görüyoruz. Bu anlamda bu düzenleme, her birinin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini gözeten sosyal politikalarımızın bir yansımasıdır. Burada esas hedefimiz, dijital medya platformlarının fertlerin güvenliğini açık, etkili ve denetlenebilir bir sorumluluk olarak üstlenmelerini sağlamak. Artık dijital hizmet sunan hiçbir yapı, çocukların yaşını, gelişim düzeyini, mahremiyetini ve güvenliğini göz ardı ederek hareket edemez. Sosyal ağlar ve oyun mecraları; çocuklara uygun bir dijital çevre oluşturmakla yükümlü olacak. Tüm bunlar, güvenli ve denetlenebilir bir dijital düzen oluşturma irademizin yansımasıdır" diye konuştu.

"Hiçbir algoritma bir annenin şefkatinin, bir babanın rehberliğinin, bir ailenin sağladığı güvenin yerini tutamaz"

Son dönemde yaygın olarak kullanılan ‘Dijital Yetimler' kavramına da değinen Göktaş, "‘Dijital yetimler' bu kavram, ebeveynleri tarafından dijital ortama tamamen terk edilen çocukları anlatıyor. Fiziken evde olan ama duygusal olarak yalnızlaşan ekran karşısında uzun saatler harcayan ailesinin ilgisinden mahrum, dijital dünyanın akışına bırakılan çocuklar. Bu kavram hepimize önemli bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü dijital anafordan çıkış tek bir kurumun çabasıyla mümkün olamaz. Bu alanda hukuk, eğitim, teknoloji, medya, psikoloji, sosyal hizmet, aile politikası ve sivil toplum aynı hedef etrafında buluşmalıdır. Şu çok açıktır ki, hiçbir algoritma bir annenin şefkatinin, bir babanın rehberliğinin, bir ailenin sağladığı güvenin yerini tutamaz. Hiçbir ekran, çocuğun göz göze kurduğu ilişkinin sıcaklığını veremez. Hiçbir yapay zeka, bir çocuğun kalbine dokunan gerçek bir ilginin alternatifi olamaz. Biz çocuklarımızın gözlerinin sadece ekran ışığıyla değil; merakla, bilgiyle, sanatla, sporla, arkadaşlıkla, aile sevgisiyle ve umutla parlamasını istiyoruz. Onların, dijital imkanları bilinçli kullanmasını arzu ediyoruz. Hakikati ayırt edebilen ve mahremiyetini koruyabilen nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz" dedi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...