Özel bir eğitim kurumunda spor koordinatörü olarak görev yapan personel, yöneticileri hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle işten çıkarıldı. İş Mahkemesi'nin işe iade kararı verdiği çalışan için Bölge Adliye Mahkemesi'nden (BAM) farklı bir karar çıktı.
ÜSLUP UYARISI YAPILDI
Özel eğitim kurumunda spor koordinatörlüğü yapan M.A., yöneticilerin ve misafirlerin de katıldığı bir değerlendirme toplantısında amirlerini hedef alan sözler sarf etti. İdari birim amirlerinin iş bilmez kişiler olduğunu ve görevlerini yerine getirecek yetkinliğe sahip olmadıklarını dile getiren çalışan, bu ifadelerinin ardından işten çıkarıldı.
Kurum yönetimi, fesih bildiriminde çalışanın işverenin şeref ve haysiyetini zedeleyen ifadeler kullandığını ve çalışma arkadaşlarına yönelik üslubu konusunda daha önce defalarca uyarılmasına rağmen aynı tutumu sürdürdüğünü belirtti. Bildirimde, "İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulundunuz. Çalışma arkadaşlarınıza yönelik üslubunuza dair defalarca uyarılmanıza rağmen aynı tutumu sürdürdüğünüz için sizinle çalışmamız beklenemez" ifadeleri kullanıldı.

İş Mahkemesi işe iade kararı verdi
İş sözleşmesinin sağlık raporlu olduğu dönemde feshedildiğini öne süren M.A., işe iadesi talebiyle İş Mahkemesi'ne başvurdu.
Davalı kurum ise çalışanın görev süresi boyunca diğer personelle iletişim ve üslup konusunda sürekli sorun yaşadığını, bu nedenle amirleri tarafından defalarca uyarıldığını savundu. İşten çıkarma kararının son değerlendirme toplantısında kullandığı ifadeler üzerine alındığını belirtti.
Davayı inceleyen İş Mahkemesi, çalışanın talebini kabul ederek işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçersiz olduğuna ve M.A.'nın işe iadesine hükmetti.
Bölge Adliye Mahkemesi'nden farklı karar
Kurum avukatının kararı istinafa taşıması üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, İş Mahkemesi'nin kararını kaldırarak davanın reddine karar verdi.
BAM, çalışanın yöneticilerine ve mesai arkadaşlarına karşı kullandığı üslubun çalışma ortamı açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Kararda, M.A.'nın sözlerinin sıradan bir eleştiri ya da kaba ifade sınırını aştığı vurgulandı.
Mahkemenin kararında şu değerlendirmelere yer verildi:
"İdari birim amirleri ve davalı kurum yöneticilerinin iş bilmez kimseler olduğu ve görevlerinde hiçbir yetkinliklerinin bulunmadığı yönündeki ifadeler ortadadır. Bu ifadelerin çalışma ortamında, davalı kurum yöneticileri ve misafirlerin bulunduğu etkinlikte söylenmiş olduğu, davacının konuşmalarının, işyeri çalışanları, idari olarak davalı kurumu yönetenlerin bulunduğu ortamda söylenmiş olması nedeniyle, davacının sözlerinin eleştiri ve kaba söz sınırını aştığı anlaşılmıştır. İşin işleyişine yönelik eleştiri mahiyetinde de olmadığı, eleştiri hakkı sınırlarını aşan, işveren ve işçi arasında huzursuzluğa sebep olacak nitelikte ifadeler olup, her ne kadar bu ifadeler davalı işverene haklı sebeple fesih hakkı tanıyacak ağırlıkta olmasa da objektif şartlar altında davalı işverenden iş ilişkisinin sürdürülmesinin beklenemeyeceği ortadadır. Davacının davranışı sebebiyle feshin geçerli nedene dayandığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. Davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olduğundan, İş Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine hükmedilmiştir."
Böylece Bölge Adliye Mahkemesi, çalışanın işe iadesine ilişkin kararı ortadan kaldırdı. Mahkeme, kullanılan ifadelerin işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesini beklenemez hale getirdiğini belirterek feshin geçerli nedene dayandığına hükmetti.