Türkgün | Gündem | Kene ısırığı sonrası sessiz tehlike! Bilim insanlarından kritik uyarı geldi

Kene ısırığı sonrası sessiz tehlike! Bilim insanlarından kritik uyarı geldi

Bilim insanları, kene ısırığıyla gelişen ve kırmızı et tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabilen alfa-gal sendromu vakalarının dünya genelinde hızla arttığını açıkladı. Hayati risk oluşturabilen bu alerjinin teşhis edilmesinin ise oldukça zor olduğu belirtiliyor.

Bilim insanları, kene ısırığıyla gelişen ve kırmızı et tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabilen alfa-gal sendromu vakalarının dünya genelinde hızla arttığını açıkladı. Hayati risk oluşturabilen bu alerjinin teşhis edilmesinin ise oldukça zor olduğu belirtiliyor.

KAYNAK: Haber Merkezi

Kene ısırmasının ardından gelişebilen alfa-gal sendromu, son yıllarda dünya genelinde giderek daha fazla kişide görülmeye başlandı. Kırmızı et tüketimini takiben saatler sonra şiddetli alerjik reaksiyonlara yol açabilen bu nadir rahatsızlık, uzmanları endişelendiriyor.

İklim değişikliği riski artırıyor

Uzmanlar, son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak kene popülasyonunun artmasının ve yaşam alanlarının genişlemesinin alfa-gal sendromunun daha sık görülmesine zemin hazırladığını belirtiyor. Ayrıca geyik popülasyonundaki artışın da kenelerin yayılımını hızlandırarak vaka sayılarının yükselmesine katkı sağladığı ifade ediliyor.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, çevresel değişimlerin hastalığın yayılmasında önemli rol oynadığı vurgulanırken, sendromun tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin hâlâ yanıt bekleyen birçok soru bulunduğuna dikkat çekildi.

Kene ısırığıyla tetikleniyor

Alfa-gal sendromu, bazı kene türlerinin ısırması sırasında vücuda geçen alfa-gal (galaktoz-α-1,3-galaktoz) adlı şeker molekülüne karşı bağışıklık sisteminin geliştirdiği aşırı tepki sonucu ortaya çıkıyor.

Uzmanlar, aynı molekülü taşıyan keneler tarafından birden fazla kez ısırılan kişilerde bağışıklık sisteminin alfa-gale karşı antikor üretmeye başladığını belirtiyor. Bu durumun ardından kırmızı et ve bazı hayvansal gıdaların tüketilmesiyle karın ağrısı, kurdeşen, mide bulantısı, kusma ve nefes almada güçlük gibi belirtiler görülebiliyor. Hastalığın ağır seyreden vakalarında ise acil müdahale gerektiren ve hayati tehlike oluşturan anafilaktik şok gelişebiliyor.

Belirtileri neler?

Bilim insanlarına göre hastalığın teşhis edilmesini zorlaştıran en önemli neden, belirtilerin et tüketildikten saatler sonra ortaya çıkması. Üstelik alerji, kene ısırığından aylar sonra gelişebildiği için hastalar ile doktorların bu iki durum arasında bağlantı kurması her zaman mümkün olmuyor.

Karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtilerin farklı hastalıklarla karıştırılabilmesi nedeniyle gerçek vaka sayısının resmi kayıtlardan daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor.

Vakalar birçok ülkede artıyor
Araştırmalara göre alfa-gal sendromu en sık Avustralya ve ABD'de görülüyor.

Avustralya'nın bazı bölgelerinde her 100 bin kişiden 700'den fazlasının hastalıktan etkilendiği belirtilirken, şüpheli vakaların 2020'den bu yana her yıl yaklaşık yüzde 22 arttığı ifade ediliyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ise ülkede 450 bine kadar kişinin alfa-gal sendromuna sahip olabileceğini tahmin ediyor. 2017-2022 yılları arasında her yıl yaklaşık 15 bin yeni vaka tespit edildiği bildiriliyor.

Japonya ve Danimarka'da da alfa-gal duyarlılığına sahip kişi sayısının son yıllarda arttığı kaydediliyor.

İklim değişikliği riski artırıyor

Araştırmacılar, küresel sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kenelerin yaşayabildiği alanların genişlediğini belirtiyor.

ABD'de geyik popülasyonundaki artışın kene yayılımını hızlandırdığı, Avrupa'da ise karaca popülasyonlarının büyümesinin hastalıkla ilişkili kene türlerinin daha geniş alanlara yayılmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.

Tedavide hâlâ soru işaretleri var

Uzmanlar, bazı kişilerin neden ağır alerjik reaksiyon geçirdiğinin, bazılarının ise yalnızca antikor geliştirmesine rağmen hastalanmadığının henüz net olarak açıklanamadığını belirtiyor.

Bugün için alfa-gal sendromunu tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmazken, bilim insanları hem hastalığın mekanizmasını hem de etkili tedavi yöntemlerini ortaya koymak için çalışmalarını sürdürüyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...