MHP Lideri Devlet Bahçeli, Polis Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada Türk polisinin devletin sürekliliğindeki kritik rolüne işaret etti. Emniyet teşkilatının yalnızca güvenliği sağlayan bir yapı olmadığını belirten Lider Bahçeli, polislerin artan iş yükü, uzun mesai saatleri ve psikolojik baskı altında görev yaptığını ifade ederek, bu sorunların çözülmesinin önemine dikkat çekti.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Milletimizin huzuruna kasteden her tehdidin karşısında dimdik duran irade, Türk polisimizin bükülmez bileğinde hayat bulur.
Türk polisi; asayişin teminatı, kamu düzeninin muhafızı, toplumsal huzurun siperi, bayrağın gölgesinde görev yapan cefakar evlatlarımızdır.
Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu anlamlı zaman diliminde, yalnızca bir kurumun tarihsel serüvenini değil; devletin sürekliliğini sağlayan hayati bir damarın, görünmeyen fakat hissedilen bir kudretin, sessiz fakat sarsılmaz bir iradenin varlığını konuşmak mecburiyetindeyiz.
Zira polis teşkilatı, herhangi bir meslek grubunun ötesinde; devletin sokaktaki aklı, gecedeki gözü, kriz anındaki refleksi ve toplumla kurduğu en doğrudan temas noktasıdır. Bu teşkilat, sadece suçla mücadele eden bir yapı değil; aynı zamanda devletin varlığını günlük hayatın en somut alanında temsil eden canlı bir organizmadır.
Tarihe dönüp baktığımızda görürüz ki, güçlü devletler yalnızca ordularıyla değil, iç düzenlerini sağlayan teşkilatlarıyla ayakta kalmıştır. Osmanlı Devleti’nin en zor dönemlerinde dahi asayişin muhafazası için kurulan zaptiye teşkilatları, yalnızca güvenliği değil, devletin otoritesini ve devamlılığını temsil etmiştir. Çünkü iç düzen çökerse, dış tehditlerin önünde duracak hiçbir set kalmaz.
İşte Türk Polis Teşkilatı, bu tarihsel mirasın bugünkü taşıyıcısıdır.
Polis Haftası münasebetiyle, yurdumuzun dört bir yanında gecesini gündüzüne katarak görev yapan; kimi zaman canı pahasına, kimi zaman evladıyla geçireceği zaman pahasına, kimi zaman kendi yorgunluğunu içine atarak vatandaşlarımızın güvenliği için vazife başında olan bütün emniyet mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum.
Şehit olan polislerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Görevi başındaki her bir polis kardeşime de üstün başarılar temenni ediyorum.
Türk polisi bugün çok ağır bir yük taşımaktadır. Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz; evlerimizde huzurla uyumamız üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır.
Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz.
Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir.
Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir.
Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir. Yalnız bırakılmamalıdır. Yalnızlaştırılmamalıdır.
Polis, sadece bir güvenlik unsuru değil; aynı zamanda devletin sokaktaki nabzını tutan, krizleri ilk hisseden ve müdahale eden bir erken uyarı mekanizmasıdır.
Bu mekanizma zayıflarsa, devlet körleşir.
Bu mekanizma yıpranırsa, devlet ağırlaşır.
Bu mekanizma çökerse, devlet felç olur."