MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda iç ve dış politik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Aziz milletimiz kimin küçük hesapların, günü kurtarma telaşının peşine düştüğünü; kiminse vatan ile millet derdine ömür ve gönül verdiğini bütün çıplaklığıyla görmüş ve kavramıştır.
Bugün artık hakikat daha gür, daha berrak biçimde anlaşılmaktadır.
"CHP YÖNETİM BUHRANI İÇİNE DÜŞTÜ"
Bu hakikatin aynasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin içine düştüğü yönetim buhranı da bütün çıplaklığıyla görülmektedir.
CHP’li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibe süreçleri; rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur.
Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin CHP çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına ibretlik bir tablodur.
Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme, dönüp dolaşıp CHP Genel Merkezi’nin çatısına çökmüştür.
Ecdadımız “Balık baştan kokar” demiştir.
CHP’li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şaibe ve yönetim aczi; bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
CHP bugün milletin karşısına; kendi iç hesaplaşmasının, koltuk kavgasının, mahkeme süreçleriyle düğümlenen yönetim krizinin ve kurumsal aklını tüketen hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır.
Bu tablo tesadüf değildir.
Bu tablo, siyaseti millete hizmetin şerefli yolu olmaktan çıkarıp kişisel ikbalin, hırsın, öfkenin ve güç gösterisinin dar patikasına sıkıştıran anlayışın neticesidir.
Bugün CHP’de bir siyasi partinin kendi hukukunu, geleneğini, kurumsallığını ve meşruiyet zeminini nasıl aşındırdığı vahim bir manzaradır.
Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmesi, siyasi kıyametin büyük alametlerindendir.
Parti içi arınma ve durulma ihtiyacının tehditkâr cümlelerin gölgesinde kalması, idari iflasın vesikasıdır.
İç düğümleri çözmek yerine yağlı urganlara sarılmak, kementleri ülke gündeminin boynuna ısrarla dolamak, aziz milletimize ne fayda getirir?
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Bizim meselemiz CHP’nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir.
Bizim meselemiz; Türkiye’de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır.
Ancak görünen köy de kılavuz istememektedir.
CHP’de bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası; muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır.
Bir tarafta hukuki zemine dönme ihtiyacı, toparlanma isteğiyle buluşmaktadır.
Diğer tarafta meydan okuma üzerinden güç gösterileri sergilenmekte sokak diliyle parti içi krizi büyütme hevesi gündemin üzerine ağır bir sis misali çökmektedir.
"Özgür Özel, ateşe körükle gitmemeli"
Bu noktada CHP’ye ve Sayın Özgür Özel’e düşen; ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir.
Zira keskin sirke ancak küpüne zarar verir.
CHP, kendi içindeki çetrefilli ihtilafı meydanların hararetine terk etmemelidir.
Serinkanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır.
Cumhuriyetle yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığı ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline havale etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır.
Bugün CHP’nin önünde iki yol vardır:
Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır.
Nitekim ülke gündemi, siyasi partilerin kendi iç hesaplarının yükünü taşıyacak bir hamal değildir.
Siyasette her sözün bir sonucu, her tavrın bir karşılığı, öfkeyle kalkılan her oturuşun bir maliyeti vardır.
Bu hesabın sonunda mahcup olmamak, milletin vicdanına borçlu kalmamak isteniyorsa gaflet uykularından uyanılmalı, gözler dört açılmalıdır.
Siyaset; millete hizmet etme yolunda feraseti fevriliğe, aklı asabiyete, sükuneti saldırganlığa tercih etme sanatıdır.
Bu sanatın sanatkarı olmak isteniyorsa sözlerimize kulak verilmelidir.
Bu sebeple Sayın Özgür Özel’e tavsiyemiz açıktır:
CHP’nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir.
Genel merkezdeki çift başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve TBMM koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır.
Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl karı değildir.
Hararet yapan bir aracın gazına basarcasına CHP’yi daha büyük bir savruluşa sürüklemekten yüz çevrilmelidir.
Motoru yakmadan, direksiyonu kilitlemeden, yoldan büsbütün çıkmadan bu gidişata bir an evvel nizam verilmelidir.
Hz. Ali’ye atfedilen hikmetli söz ne güzeldir:
“Hak sizi hür yaratmışken hırs sizi kul etmesin.”
İşte bizim siyaset anlayışımızın özü de budur.
Hırsın kulu olanlar koltuğun gölgesinde küçülür; Hakk’ın yolunda yürüyenler milletin gönlünde büyür."