Türkgün | Gündem | MHP'li Celal Adan: "Mısır Çarşısı bu milletin bereket duasıdır"

MHP'li Celal Adan: "Mısır Çarşısı bu milletin bereket duasıdır"

MHP'li Celal Adan "Burası, İstanbul’un sofrasıdır; bu şehrin mutfağıdır; bu memleketin bereket duasıdır. Bu çarşının muhteviyatı sadece baharat değil, aynı zamanda berekettir, şifadır, milletimizin ağız tadıdır. Bu çarşıda kurulan tezgâh, sadece tezgâh değildir; güvenin ve emeğin terazisidir." dedi.

MHP'li Celal Adan "Burası, İstanbul’un sofrasıdır; bu şehrin mutfağıdır; bu memleketin bereket duasıdır. Bu çarşının muhteviyatı sadece baharat değil, aynı zamanda berekettir, şifadır, milletimizin ağız tadıdır. Bu çarşıda kurulan tezgâh, sadece tezgâh değildir; güvenin ve emeğin terazisidir." dedi.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, Mısır Çarşısı esnafı ile “Hayırlı Günler Komşum – Derdin Derdimizdir” temalı istişare buluşması kapsamında bir araya geldi. Liderler Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla başlatılan buluşmaların amacının milletin sesine kulak vermek olduğunu belirten Adan, esnafla gönül bağını güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Mısır Çarşısı’nın yalnızca ticaret yapılan bir mekân olmadığını vurgulayan Celal Adan, buranın İstanbul’un sofrası, bu milletin bereket duası olduğunu ifade etti. Çarşının tarihine dikkat çeken Adan, Safiye Sultan’ın emriyle başlayıp Turhan Sultan tarafından tamamlanan bu kadim yapının, vakıf kültürünün ve ahilik geleneğinin yaşayan bir sembolü olduğunu dile getirdi. “Bu çarşıda kurulan her tezgâh, emeğin ve güvenin terazisidir” dedi.

Esnaf kültürünün bin yıllık ahilik anlayışıyla şekillendiğini belirten Adan, Türk esnafının ticarette vicdanı esas alan bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Vakıf geleneğinin “ben kazandım” değil, “komşum da kazansın” düsturunu taşıdığını vurgulayan Adan, Mısır Çarşısı esnafının bu irfanın günümüzdeki temsilcileri olduğunu ifade etti.

MHP'li Celal Adan'ın konuşmasının tamamı:

Kıymetli Mısır Çarşısı esnafı, muhterem vatandaşlarımız; hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Bugün burada, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in talimatlarıyla başlatılan “Hayırlı Günler Komşum – Derdin Derdimizdir” temalı istişare buluşmaları kapsamında bir araya gelmiş bulunmaktayız. 

burası, İstanbul’un sofrasıdır; bu şehrin mutfağıdır

Bu buluşmaların amacı; milletimizin sesine kulak vermek, esnafımızla aynı masada buluşmak ve dayanışmamızı canlı tutmaktır. Mısır Çarşısı yalnızca ticaret yapılan bir mekân değildir. Burası, İstanbul’un sofrasıdır; bu şehrin mutfağıdır; bu memleketin bereket duasıdır. Bu çarşının muhteviyatı sadece baharat değil, aynı zamanda berekettir, şifadır, milletimizin ağız tadıdır. Bu çarşıda kurulan tezgâh, sadece tezgâh değildir; güvenin ve emeğin terazisidir.

Mısır Çarşısı; yalnızca ismiyle değil, etkisiyle Türkiye hudutlarının çok ötesine dokunabilmektedir

Safiye Sultan’ın emriyle başlayan bu çarşının inşası, Turhan Sultan tarafından tamamlanmıştır. Neredeyse dört asra varan tarihçesiyle; kadim bir çınar gibi İstanbul’un ortasında gurur nişanemiz olarak yaşamaktadır. Yeni Camii’nin masraflarını karşılamak gibi ulvi bir amaçla kurulan vakfiyenin ürünüdür. Zaman içinde bu coğrafyada baharatın merkezi, ıtriyatın kalbi, lezzet yolculuklarının nihai menzili haline gelmiştir. Kahire’den toplanan vergilerle bina edildiği için Mısır Çarşısı adı verilen bu mekan; ismiyle dahi o haşmetli tarihimizin bir sembolüdür. Bugün de Mısır Çarşısı; yalnızca ismiyle değil, etkisiyle Türkiye hudutlarının çok ötesine dokunabilmektedir. 

“derdi yerinde görerek hareket etmekteyiz”

Bu çarşının her taşı, her dükkânı ve her esnafı bizim için değerlidir. Çünkü burada yapılan ticaret, doğrudan insan hayatına dokunmaktadır. Bir evin tenceresine giren, bir hastaya şifa niyetiyle alınan, bir misafire ikram edilen her ürün; esnafımızın emeğiyle değer kazanmaktadır. Bizim siyaset anlayışımız; insanı merkeze alan, dertle dertlenen, komşuluk hukukunu yaşatan bir anlayıştır. Biz bu buluşmalara bir propaganda faaliyeti diye bakmıyoruz. Biz bunu bir gönül mesaisi, bir dayanışma çağrısı, bir dert dinleme ve çözüm üretme iradesi olarak görüyoruz. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in çağrısı açıktır: Kapısı çalınmayan, hâli sorulmayan, derdi dinlenmeyen kimse kalmayacaktır. Biz de bu anlayışla, çarşımızın içine girerek, esnafımızın tezgâhının başında konuşarak, derdi yerinde görerek hareket etmekteyiz.

"Dürüst ticaret, temiz kazanç, helal lokma ve komşuya merhamet; bu medeniyetin omurgasıdır"

Aziz esnaf kardeşlerimiz; bu topraklarda esnaf kültürü rastgele oluşmamıştır. Ahilik geleneğimiz; ticarette ahlakı, ölçüde doğruluğu, sözde dürüstlüğü esas alan kadim bir nizamdır. Bu nizam; yalnızca üç beş dükkânı ayakta tutmamış, topyekûn bir ayakta tutmuştur. Bizim esnafımızın geliştirdiği anlayış; ilk sıraya cüzdanı değil, vicdanı koymuştur. Bu sayede de bin yıldır bu kutlu anlayış nefes alıp vermeye devam etmiştir. Mısır Çarşısı’nın tarihi ise bu ahlaki düzeni vakıf kültürüyle birleştiren müstesna bir mirastır. Vakıf anlayışı; “ben kazandım” demekle yetinmememiştir. Vakıf zihniyeti; “komşum da kazansın, dostum da kazansın, başkaları da nasiplensin” diyegelmiştir. Hizmeti merkeze alan bu anlayış, ticareti bir hayır kapısına çevirmiştir.  Bu sebeple söylüyoruz ki; Mısır Çarşısı işte böyle kutlu bir vakıf geleneğinin mirasçısıdır. Bugün her bir esnafımız, hem Ahilik şuurunun hem de vakıf irfanının günümüzdeki temsilcisidir. Dürüst ticaret, temiz kazanç, helal lokma ve komşuya merhamet; bu medeniyetin omurgasıdır.

“milletin moralini diri tutmak ve yapısal çözümleri desteklemektir”

Elbette günümüzün ekonomik şartları, hepimizi zorlamaktadır. Kira yükü artmaktadır. Enerji maliyetleri yükselmektedir. Hammadde ve lojistik giderleri esnafımızı sıkıştırmaktadır. Piyasadaki daralma, hem satışa hem de moral gücüne yansımaktadır. Biz bunları görüyor, biliyor ve not ediyoruz. Ancak bilinmelidir ki ekonomide yaşanan dalgalanmalar yalnızca Türkiye’ye özgü değildir. Bugün dünyada sarsılmayan, etkilenmeyen ekonomi yoktur. Mühim olan; kriz anında aklı ve dirayeti kaybetmemek, üretimden kopmamak ve dayanışmayı büyütmektir. Türkiye, geçmişte birçok ekonomik saldırıyı göğüslemiş ve her defasında güçlenerek yoluna devam etmiş bir devlettir. Ekonomiye yönelik manipülasyonların bir kısmı sadece rakamlara ilişkin değildir; aynı zamanda Türkiye’nin bağımsızlığına ilişkindir. Birileri, fiyat üzerinden psikoloji kurmakta; umutsuzluk üzerinden siyaset devşirmeye çalışmaktadır. Oysa Türk milleti, iradesini hiçbir baskıya ipotek ettirmeyecek bir karaktere sahiptir. Bu noktada bazı muhalefet çevrelerinin yaklaşımı da dikkatle izlenmektedir. Ekonomik dalgalanmaları çözüm üretmek yerine devlete karşı bir söylem malzemesine dönüştürmeye çalışanlar vardır. Teslimiyetin refah getireceğini zanneden, yabancı kapılarında medet arayan anlayışlar vardır. Biz buna rıza göstermiyoruz. Bizim duruşumuz; kriz zamanında devleti tahkim etmek, milletin moralini diri tutmak ve yapısal çözümleri desteklemektir.

"Milletimizin huzuru için tavizsiz bir irade ortaya konulmaktadır"

Anamuhalefetin hukuki meseleler dolayısıyla, Türkiye’yi batı başkentlerine şikâyet etme telaşı; her şeyden önce Gazi Paşa’nın kurduğu parti için utanç vesilesidir. Tamamen içeriği yolsuzluk olan bir dosya, söz konusudur. İçeriği herkesçe malumdur. Bağımsız Türk yargısı süreci işletmektedir. Adaletin tesis edilmesi için uğraş vermek ve Türk yargısına güvenmek yerine; koşa koşa batı başkentlerinin kapısını çalmak; Türkiye’nin hiçbir partisine yakışmamaktadır. Bu anlamda söz konusu hatadan Anamuhalefet partisinin de döneceğini umuyorum.  Aziz kardeşlerim; devlet hayatının en temel şartlarından biri güvenliktir. Güvenliğin olmadığı yerde ticaret olmaz. Huzurun olmadığı yerde çarşı nefes alamaz. Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşamaktadır. Sınırlarımız içinde ve ötesinde terörün hareket alanı daraltılmıştır. Milletimizin huzuru için tavizsiz bir irade ortaya konulmaktadır.

"Liderimizin en bariz özelliği; Türkiye’nin lehine olan işlerde öncü olması, aleyhine olan durumlarda yıkılmaz bir kale gibi durmasıdır"

Terörün bittiği yerde; hayat vardır, huzur vardır, bereket vardır. Mısır Çarşısı’nda bugün daha güvenle alışveriş yapılabiliyorsa, bu güvenlik siyasetinin sonucudur. “Terörsüz Türkiye” hedefi, milletin ortak hedefidir ve milli bir projedir. Bu işin milli bir proje olduğunun delillerinden biri de; öncülüğünü Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in yürütmesidir. Çünkü Liderimizin en bariz özelliği; Türkiye’nin lehine olan işlerde öncü olması, aleyhine olan durumlarda yıkılmaz bir kale gibi durmasıdır. Bunu dost da düşman da kabul etmektedir. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, bu meseleyi bir devlet politikası hâline getirmiştir. 

"Terörsüz Türkiye; A’dan Z’ye Türk devletinin gelecek vizyonudur"

Bugün gelinen nokta itibariyle Terörsüz Türkiye; tek başına Cumhur İttifakı’nın meselesi değildir. Terörsüz Türkiye; A’dan Z’ye Türk devletinin gelecek vizyonudur. Çünkü Terörsüz Türkiye sayesinde; bu memleketin en derin yarası kapanacak, kan ve kin devri bitecektir. Terörle mücadeleye harcanan kaynaklarımız, enerjimiz, insan varlığımız; artık daha güçlü ve daha müreffeh bir Türkiye’nin inşasına harcanacaktır. Artık ay yıldızlı al bayrağın yeri, gencecik Mehmetçiklerin tabutları değil; Türkiye Yüzyılı’nın parlak ufkudur.  Biz buraya nutuk atmaya değil; sizleri dinlemeye, birlikte düşünmeye ve çözüm yollarını istişare etmeye geldik. Bu sebeple konuşmamı kısa, sohbetimizi uzun tutmak niyetindeyiz. Talepleriniz bizim için kıymetlidir. Notlarımız takip edilecek, çözüm kanalları işletilecek, hiçbir söz havada bırakılmayacaktır. Kadim geleneğimizdeki gibi her birinize “Pazar ola” diyerek cümlelerimi nihayete erdiriyor ve dükkanınıza bereket, hanenize huzur, gönlünüze ferahlık diliyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...