MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Karadeniz'de ticaret gemilerine yönelik artan saldırılara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Novorossiysk açıklarında Türk işletmesine ait bir Ro-Ro gemisinin hedef alınmasını değerlendiren Topsakal, yaşananların yalnızca bir güvenlik olayı olmadığını, bölgesel istikrarı ve Türkiye'nin deniz ticaretini doğrudan etkileyen jeopolitik bir kırılmanın göstergesi olduğunu ifade etti.
Topsakal paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Kısa süre önce ifade ettiğimiz üzere, Karadeniz ve Hazar havzalarında ticaret gemilerini hedef alan saldırılar, artık birbirinden bağımsız güvenlik hadiseleri değil; bölgemizin deniz ulaştırma sistemini doğrudan etkileyen yeni bir jeopolitik kırılmanın işaretleridir.
Novorossiysk açıklarında Türk işletmesine ait Ro-Ro gemisine yönelik gerçekleştirilen saldırı, bu kırılmanın artık teorik bir risk olmaktan çıktığını açık biçimde ortaya koymuştur. Savaşın coğrafyası genişledikçe, cephe hattı deniz ticaret yollarına taşınmakta; sivil gemiler ise küresel rekabetin görünmez hedefleri hâline gelmektedir.
Karadeniz’de vurulan bir gemi değildir. Hedef alınan; Türkiye’nin deniz ticareti, Orta Koridor’un güvenilirliği, Türk dünyasını birbirine bağlayan lojistik hatlar ve uluslararası deniz hukukunun temel ilkeleridir.
Kısa süre önce ifade ettiğimiz üzere, Karadeniz ve Hazar havzalarında ticaret gemilerini hedef alan saldırılar artık birbirinden bağımsız güvenlik hadiseleri değil; bölgemizin deniz ulaştırma sistemini doğrudan etkileyen yeni bir jeopolitik kırılmanın işaretleridir.
Novorossiysk açıklarında Türk işletmesine ait Ro-Ro gemisine yönelik gerçekleştirilen saldırı, bu kırılmanın artık teorik bir risk olmaktan çıktığını açık biçimde ortaya koymuştur. Savaşın coğrafyası genişledikçe cephe hattı deniz ticaret yollarına taşınmakta, sivil gemiler ise küresel rekabetin görünmez hedefleri hâline gelmektedir.
Karadeniz’de vurulan yalnızca bir gemi değildir. Hedef alınan; Türkiye’nin deniz ticareti, Orta Koridor’un güvenilirliği, Türk dünyasını birbirine bağlayan lojistik hatlar ve uluslararası deniz hukukunun temel ilkeleridir.
Böylesi bir dönemde Karadeniz’in güvenliği, yalnızca kıyıdaş devletlerin meselesi olarak görülemez. Bu havzada tesis edilecek istikrar, bölgemizin ekonomik ve stratejik geleceğini doğrudan belirleyecektir. Türkiye ise tarihî sorumluluğu, jeopolitik konumu ve diplomatik kapasitesiyle Karadeniz’i çatışmanın değil, istikrarın denizi olarak muhafaza etme iradesini kararlılıkla sürdürmelidir."