Türkgün | Gündem | MHP'li Yıldız: 'Terörsüz Türkiye hedefi geri dönülmez bir devlet meselesidir'

MHP'li Yıldız: 'Terörsüz Türkiye hedefi geri dönülmez bir devlet meselesidir'

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Esenler İlçe Başkanlığı'nın 14. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Biz, milletimizin onurunu koruyarak ve devletimizin haysiyetini gözeterek, Terörsüz Türkiye hedefine yürüyoruz. Bu mesele tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülmez bir devlet meselesidir" dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Esenler İlçe Başkanlığı'nın 14. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Biz, milletimizin onurunu koruyarak ve devletimizin haysiyetini gözeterek, Terörsüz Türkiye hedefine yürüyoruz. Bu mesele tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülmez bir devlet meselesidir" dedi.

KAYNAK: TÜRKGÜN

MHP'de ilçe kongreleri ile teşkilatların yenilenme süreci devam ediyor. Ankara ve İstanbul’da hafta sonu gerçekleştirilen kongrelere parti yönetiminden çok sayıda isim katıldı. MHP’nin 15’inci Olağan Büyük Kurultayı ise 7 Mart 2027 tarihinde yapılacak.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, İstanbul MHP Esenyurt İlçe Başkanlığının kongresinde önemli açıklamalarda bulundu.  Kurultayın divan başkanlığını yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız şunları ifade etti:

Milliyetçi Hareket Partisi Esenler İlçemizin 14. Olağan Kongresine hoş geldiniz. Kongremizin ülkemize, milletimize, partimize hayırlar getirmesini diliyor hepinizi saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin her birinize selam ve muhabbetlerini iletiyorum. Biz Türk milletinden aldığımız yetkiyi, Türk Milletinin gösterdiği istikamette kullanırız.

'Amacımız, terörü tarihin çöplüğüne göndermektir'

Aziz milletimiz her işimizin hakemi ve hâkimidir. Tüzel bir kişilik olarak Milliyetçi Hareket Partisi, kişiliğini sadece hukuki var olma gerçeğinden değil, Türk Tarihinin sorumluluğundan ve Türk milletinin tarihsel hikâyesinden almaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi, olağanüstü bir tecrübenin, milli bir birikimin, imrenilecek bir disiplinin merkezidir.

Binlerce yıllık tarihi-kültürel bir mirasa, 200 yıllık pratiğe, 57 yıllık yiğit bir siyasal mücadele geleneğine sahiptir.

Amacımız, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, Türk Milleti’nin maddi ve manevi gelişmesinin önündeki engelleri kaldırmak, hürriyet, adalet, hakkaniyet ve fırsat eşitliğini esas alan, toplumsal barışı ve huzuru hâkim kılmaktır. Temel hak ve hürriyetleri, kardeşlik hukukunu ve dayanışma kültürünü geliştirmek, terörü tarihin çöplüğüne göndermektir. Bunlar teorik ifadeler değil, elli yedi yıllık pratik, somut ve davranışa dönüşmüş her sağduyulu Türk vatandaşının tanıklık ettiği gerçeklerdir. Ülkemizin birliği ve dirliğine kast etmiş her odağın karşısında gördüğü yıkılmaz bir kaledir.

Bu kale: Hakkın terazisi, vicdanın sesi, hukukun ruhu, ahlakın özü olduğunu bilen kararlı, sabırlı, arkadaşlarını yolda bırakmayan, hak ve hukukuna saygılı, yüksek ahlak sahibi, merhametli, yetkisini kötüye kullanmayan, nefsini öne çıkarmayan, kibirden uzak duran, fanilik duygusuna aşina, hoşgörülü, hayata hikmet ve hakikat gözüyle bakan, derviş gönüllülerin buluşma adresidir.

İnsanlığın bütün zamanlarda tutkuyla tartıştığı, uğruna bedeller ödediği adaleti, yeryüzüne hâkim kılmak isteyen Kızılelma yolcularının merkezidir. Adaletin amacı, Devleti ve İnsanı yaşatmaktır.

'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'

Devletini kaybetmiş toplumlarda insanların  hali ortadadır. Osmanlı Türk Devletinin manevi kurucusu Şeyh Edebali,

Osman Gazi’ye öğüdünde ifade ettiği gibi; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın..” Evet… Devletin direği adalettir… Batı o karanlık döneminde Engizisyon Mahkemelerinde insanları inançları sebebiyle diri diri yakarken, atalarımız bu toprakları  yüzyıllarca adaletle yönetmiştir.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın bir Rum Mimarla aynı şartlarda yargılanması ve Kadı Hızır Beyle olan diyaloğu dillere destandır.

Unutmayalım..! Adalet siyasi bir ideal, hukuki bir olgu ve Ahlaki bir erdemdir. Adalet bir güneş gibidir. Geri kalan her şey onun etrafında döner. Hazreti Ömer’in söylediği gibi Adalet Mülkün Temelidir. Şanlı tarihimize bakıldığında şu gerçeği görürüz.

Bugünün adalet kavramının şekillenmesinde önemli bir etkiye sahip olan Yusuf Has Hacip’in başyapıtı Kutatgu Bilig’de:

Adalet ile devletin bekası arasında doğrudan bir ilişki olduğu vurgulanır. Sevgi, nefret, heves ve öfke gibi duyguların adaleti gölgeleyeceği lirik bir şekilde anlatılır. Geleneksel tarihin doğruladığı İbn-Haldun, önemli eseri Kitabül İber de, ‘’Devleti Neshep kurar, sebep devam ettirir’’ derken buradaki sebebin adalet olduğu bilinir.

'Terör bir milli güvenlik sorunudur'

Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk Siyasetname’de, hukuk, siyaset, iktisat ve halk arasında ilişkilerde adil olunduğu sürece devletin yaşayacağı aktarılır. Osmanlı Türk devletinde yetişen ulema, devletin asırlarca ayakta kalmasını ‘’adalet dairesi’’ anlayışı ile açıklar. Bir devlette adalet yoksa hangi sistemle yönetildiğinin, kim tarafından idare edildiğinin, vatandaşlarının hangi inanca ve milliyete sahip olduğunun bir önemi yoktur.

Hukuk devleti bir kere inşa edilen ve tamamlanan statik bir olgu değildir.

Değişen toplum yapısı, ekonomik gelişmeler ve ortaya çıkan riskler, fırsatlar hukuk devletinin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Terör yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde değil, daha geniş kitleler üzerinde yıldırma ve korku iklimi yaratan bir insanlık suçudur.

Ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da bir milli güvenlik sorunudur.

Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir vatandaşı ve bu milletin ayrılmaz muhterem bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamak

Demokrasimiz için bir tercih değil bir zorunluluktur.

'terör sorununa nihai çözüm yolunda tarihi bir fırsat yakalandı'

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin, 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM’de Parti Grubumuzda yaptığı tarihi konuşma yüzyılın en cesur siyasi hamlesidir. Yarım asırdan beri ülkenin beşeri, sosyal ve ekonomik kaynaklarına ağır maliyetler yükleyen terör sorununa nihai çözüm yolunda tarihi bir fırsat yakalanmıştır.

Liderimizin işaret ettiği gibi; Yıllar boyunca terör ve şiddetle mücadeleye ayrılmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul; yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti; çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma; gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi; kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah; esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım; şehirlerimiz altyapı, köylerimize yol; tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz.

22 Ekim 2024 tarihinden bugüne süreç uyum içinde ilerlemiş o günden bugüne evlere, yüreklere çok şükür yeni ateşler düşmemiştir.

Farklılıkların çatışma unsuru değil, toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak görüldüğü bir iklimin yaratılması ve şiddetin tümüyle reddedilmesi gerekir. “Türkiye Yüzyılı” ideali, hukukun üstünlüğü, ekonomik ferah, demokratik katılım ve toplumsal dayanışma ilkeleriyle temellendirilmiş bir vizyonu ifade etmektedir.

Bu vizyonun başarısı, yalnızca iç güvenliğin sağlanmasında değil, Türkiye’nin bölgesel barış mimarisi içindeki konumuna da doğrudan katkı sunacaktır.

Bölgemizde, uzun süredir devletleşme ve merkezileşme taleplerinin olduğu görülmektedir. Birçok ülke kendi egemenlik kapasitesini yeniden inşa etme sürecine girmiştir. Bu süreç, devlet dışı aktörleri ya uyum sağlamaya veya tasfiye olmaya zorlamaktadır.  Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkânlarını aynı zeminde buluşturan bir örnek ortaya koymuştur.

Güçlü bir fikir birliği ile meclis yapımızın kahir ekseriyetiyle çözüm odaklı bir birliktelik inşa edilmiştir.

Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaat, terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması yönündedir.

Komisyon tarafından Milletimizin tamamını kucaklayan, terörün sebep ve sonuçlarını ortaya koyarak mücadele kararlılığından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden barış ve huzur için çerçeve bir metin hazırlanmıştır.

Tam demokrasiye dayanan, yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılınacağı rapor edilmiştir.

Bu çerçeve metin, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara ortak hedefler doğrultusunda yol gösterecek kıymetli bir başvuru belgesidir.  Bizler Milliyetçi Hareket Partisinde görevliyiz.

'Terörsüz Türkiye hedefine yürüyoruz'

Her adımımız ölçülü olmak zorundadır. İtimat vazifelerine ehliyetli kişi olmak kolay değildir. Samimi ve dikkatlice, büyüklük hislerine kapılmadan, mükâfat ümidine düşmeden gelişi güzel istek ve telkinlerinden etkilenmeden, istikrarlı bir doğrulukla kamusallaştırılmış bir hayatımızın olduğunu bilmek zorundayız.

Baskı ve zorlamaya gerek olmadan görevi olduğuna inandığı işleri mezhep, meşrep, meslek, mensubiyet taassubuna kapılmadan, haktan ve adaletten ayrılmadan yapmak durumundayız.

Cumhuriyetimizin istikameti bellidir: Bireysel özgürlüklere, kuvvetler ayrılığına, yargı bağımsızlığına, güçlü kamu kurumlarına dayalı demokratik, laik sosyal hukuk devletinin gelişmesine katkı sağlamak hepimizin görevidir.

Biz, milletimizin onurunu koruyarak ve devletimizin haysiyetini gözeterek, Terörsüz Türkiye hedefine yürüyoruz.

Bu mesele tartışmaya kapalı, ertelenemez ve geri dönülmez bir devlet meselesidir. Evren tasavvurumuz, tarihi misyonumuz, kültür, sanat, estetik birikimimizi yansıtan hafıza duraklarımız bizim kimliğimizdir. Bu Türkistan, Anadolu ve Balkanlar’dan oluşan bir medeniyet kimliğidir.

Cumhur İttifakı, haklının tarafı olmaya, temel hak ve hürriyetlerin eksiksiz yaşanmasına, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün teminatı olmaya devam edecektir. Cumhur İttifakı sadece bir seçim ittifak olmayıp, Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında milli ve ahlaki bir duruş ve bu çerçevede sürdürülecek tarihi bir birlikteliktir. Cumhur ittifakı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefini yakalama azmi ile milli üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini ilelebet yaşatma iradesidir."

'Aile Türk toplumunun temelidir'

Devlet, temel hak hürriyetlerin güven içinde kullanılması, bu hakların teminat altına tutulması ve çıkan veya çıkarılan engellerin kaldırılmasından doğrudan sorumludur.

İnsanların hayatlarını inanç ve itikatlarına göre tanzim etmesi, bunun gereklerine göre yaşamaları din ve vicdan hürriyetinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Anayasanın başlangıç kısmında, her Türk vatandaşının anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden yararlanarak, milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde, onurlu bir hayat sürme, maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu belirtilmiştir.

Aile Türk toplumunun temelidir. Türk toplumunun ve Türk devletinin güçlü olması ancak güçlü aile ile mümkündür. Milletimizin ve devletimizin bekası, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesine bağlıdır.

Değerli dava arkadaşlarım, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, terörün Türkiye'nin gündeminden bütünüyle çıkarılması, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, milli birlik ve kardeşliğin pekiştirilmesi ile özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında ilerleme sağlanması hedefleri etrafında teşekkül ettirilmiştir.

'terörle mücadele kararlılığından taviz yok'

Komisyon; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürmüştür.
Türkiye'nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe'nin resmî dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi ortak temel değerlerdir. Milletimizin tamamını kucaklayan, terörün sebep ve sonuçlarını ortaya koyan, toplumsal barış ve huzur için; terörle mücadele kararlılığından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan, milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden çerçeve metin rapor hazırlanmıştır.

Bu çerçeve metinler esas alınarak idari ve yasal düzenlemeler yapılacaktır."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...