Türkgün | Gündem | Talip Geylan'dan Türk Dil Bayramı mesajı: Türkçemiz var olsun, ortak geleceğimiz güçlensin

Talip Geylan'dan Türk Dil Bayramı mesajı: Türkçemiz var olsun, ortak geleceğimiz güçlensin

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türk Dil Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkçenin eğitim, bilim, teknoloji ve yapay zeka alanlarında güçlü bir dil olması gerektiğini belirterek, Türk Dünyası'nın ortak dil ve alfabe çalışmalarının dijital bilgi ve kültür platformlarıyla desteklenmesi çağrısında bulundu.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türk Dil Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkçenin eğitim, bilim, teknoloji ve yapay zeka alanlarında güçlü bir dil olması gerektiğini belirterek, Türk Dünyası'nın ortak dil ve alfabe çalışmalarının dijital bilgi ve kültür platformlarıyla desteklenmesi çağrısında bulundu.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türk Dil Bayramı dolayısıyla açıklama yaptı.  Geylan açıklamasında, Türkçenin eğitim, bilim, sanat, teknoloji, akademi ve düşünce hayatının güçlü dili olması gerektiğini belirterek, Türk Dünyası'nın ortak dil ve alfabe çalışmalarının eğitim, bilim ve teknoloji alanlarındaki iş birlikleriyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Geylan, dilin bir milletin hafızası, düşünce dünyası, kültürü ve kendisini ifade etme biçimi olduğunu belirtti.

Atasözlerinden deyimlere, türkülerden şiirlere, masallardan yazılı eserlere kadar bir milletin yüzyıllar boyunca oluşturduğu bütün kültürel birikimin dil aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını ifade eden Geylan, "Bu nedenle dilimize, yani Türkçemize sahip çıkmak; aynı zamanda tarihimize, kültürümüze ve geleceğimize sahip çıkmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Geylan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk demek, dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir." sözünün Türk diline verdiği önemin en güçlü ifadelerinden biri olduğunu belirtti.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında gerçekleştirilen dil ve yazı çalışmalarının da bu anlayışın somut göstergesi olduğunu aktaran Geylan, 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyetinin kurulmasıyla Türkçenin araştırılması ve geliştirilmesi konusunda yeni bir dönemin başladığını kaydetti.

"Birinci Türk Dili Kurultayı 26 Eylül 1932'de toplandı"

Geylan, 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dili Kurultayı'nın toplandığını belirterek, dokuz gün süren kurultayın bütün oturumlarının Atatürk tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Atatürk'ün bildirileri dinlediğini, notlar aldığını ve oturum aralarında dil bilginleriyle görüştüğünü ifade eden Geylan, "Onun kurultay boyunca gösterdiği yakın ilgi ve dil çalışmalarına verdiği yönlendirmeler, Türk dili meselesine verdiği önemi ortaya koymaktadır." ifadesini kullandı.

Kurultayın en dikkat çekici yönlerinden birinin, Türkçenin yalnızca kitaplarda ve yazılı kaynaklarda aranmamış olması olduğunu belirten Geylan, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yaşayan Yörük ve Türkmenlerin de Türkçenin yaşayan kaynaklarının araştırılması bakımından önemsendiğini aktardı.

Adana'dan, Kütahya'dan temsilcilerin kurultaya davet edildiğini belirten Geylan, kurultayın ardından halk ağzından kelimelerin derlenmesi, eski eserlerin taranması ve Türkçenin söz varlığının ortaya çıkarılması amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Öğretmenler ve okulların da bu derleme çalışmalarında önemli görevler üstlendiğini kaydeden Geylan, kurultayda yapılan çalışmaların toplumun daha geniş kesimlerine ulaşmasının da önemsendiğini belirtti.

Geylan, oturumların radyodan yayımlanmasının dil konusundaki bilimsel tartışmaların daha geniş kitlelerle buluşmasını sağladığını bildirdi.

"Türkçeyi günün en ileri bilgi dili yapmak"

Atatürk'ün Türk dili konusundaki yaklaşımının yalnızca geçmişten gelen kelimeleri korumaktan ibaret olmadığını belirten Geylan, Atatürk'ün 1932 yılında gençlere gönderdiği mesajda Türkçenin geleceğine ilişkin olarak "Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak" hedefini ortaya koyduğunu aktardı.

Bu ifadenin bugün üzerinde özellikle düşünülmesi gereken bir hedefi gösterdiğini belirten Geylan, Türkçenin yalnızca günlük hayatta kullanılan bir iletişim dili olmadığını ifade etti.

Geylan, "Türkçe; eğitim, bilim, sanat, teknoloji, akademi ve düşünce hayatımızın da güçlü dili olmak zorundadır." değerlendirmesinde bulundu.

Atatürk'ün dil anlayışında Türkçenin kendi kaynaklarının araştırılması, unutulmuş kelimelerinin bulunması, halk dilinin derlenmesi ve elde edilen birikimin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesinin önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

"Dil bilinci toplumun tamamında oluşturulmalı"

Geylan, 1933-1949 yılları arasında yayımlanan Ulus gazeteleri üzerine yapılan araştırmaların da Dil Bayramı'nın dönem içerisinde toplumun farklı kesimlerine ulaştığını gösterdiğini belirtti.

Dil Bayramı'nın yalnızca büyük şehirlerde gerçekleştirilen törenlerle sınırlı kalmadığını, Anadolu'nun farklı şehirlerinde halkın katılımıyla kutlamalar yapıldığını aktaran Geylan, gazetelerde kutlama programlarına, konuşmalara, şiirlere ve Türk dili üzerine bilgilendirici yazılara yer verildiğini bildirdi.

Böylece basının da dil bilincinin gelişmesinde önemli bir araç haline geldiğini ifade eden Geylan, "Bu tarihî tecrübe bugün için de önemli bir mesaj taşımaktadır: Dil bilinci yalnızca okullarda değil, toplumun tamamında oluşturulmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Ortak alfabe bilgi dolaşımını hızlandıracak"

Türk Dünyası açısından dil meselesinin çok daha geniş bir anlam taşıdığını belirten Geylan, ortak alfabesinin yalnızca harflerin birleştirilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.

Geylan, ortak alfabesinin aynı zamanda bilginin dolaşımının hızlanması, bilimsel eserlerin daha kolay paylaşılması, öğrencilerin birbirlerinin kaynaklarından yararlanabilmesi ve kültürel etkileşimin güçlenmesi anlamına geldiğini bildirdi.

Bu nedenle Türk Dünyası'nın ortak dil ve alfabe çalışmalarının eğitim, bilim ve teknoloji alanlarındaki iş birlikleriyle desteklenmesi gerektiğine inandıklarını belirten Geylan, üye ülkelerdeki üniversite kütüphaneleri, millî kütüphaneler ve araştırma merkezlerinin ortak bir dijital sistem üzerinden birbirine bağlanması gerektiğini kaydetti.

Geylan, "Böylece Bakü’deki bir akademisyen Bişkek’teki bir kaynağa, Ankara’daki bir öğrenci Taşkent’teki bir tez çalışmasına, Astana’daki bir araştırmacı ise Lefkoşa’daki akademik yayınlara birkaç saniye içerisinde erişebilmelidir." ifadesini kullandı.

Yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda üretilmiş bilimsel ve kültürel birikimin birbirinden kopuk biçimde durması yerine, ortak bir dijital bilgi havuzunda buluşturulmasının Türk Dünyası arasındaki bilimsel ve kültürel bağları daha da güçlendireceğini belirtti.

"Türk Dünyası Yapay Zekâ ve Dil Teknolojileri Konsorsiyumu oluşturulmalı"

Geylan, bugün dil konusunda yeni bir dönemin bulunduğunu, bunun da yapay zeka ve dil teknolojileri çağı olduğunu belirtti.

Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve diğer Türk lehçeleri arasında anlık çeviri yapabilen yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesinin artık ulaşılması mümkün bir hedef haline geldiğini ifade etti.

Türk Dünyası'nın sahip olduğu milyonlarca sayfalık yazılı eser, akademik yayın, sözlük, arşiv belgesi ve edebi metnin dijital ortama aktarılması gerektiğini belirten Geylan, bu doğrultuda, UAESEB'in öncülüğünde bir "Türk Dünyası Yapay Zekâ ve Dil Teknolojileri Konsorsiyumu" oluşturulmasını önemsediklerini bildirdi.

Geylan, bu konsorsiyum aracılığıyla Türk lehçelerine ilişkin ortak veri tabanlarının oluşturulabileceğini, dijital sözlüklerin geliştirilebileceğini, akademik ve kültürel metinlerin yapay zeka sistemlerinin kullanımına uygun hale getirilebileceğini ve Türk lehçeleri arasında karşılıklı bilgi ve içerik paylaşımını kolaylaştıracak teknolojilerin geliştirilebileceğini kaydetti.

Böylece yüzlerce yıllık kültürel ve bilimsel birikimin dijital çağın imkanlarıyla yeniden hayat bulabileceğini belirtti.

"Türkçe bilimde ve teknolojide güçlü biçimde var olmalı"

Geylan, Türkçenin geleceğinin yalnızca geçmişteki kelimeleri korumaktan geçmediğini belirterek, "Türkçenin geleceği; bilimde, teknolojide, yapay zekâda, dijital dünyada ve eğitimde güçlü biçimde var olmasından geçmektedir." ifadesini kullandı.

Eğitim sisteminin merkezinde Türkçenin olması gerektiğini belirten Geylan, çocukların okuma, anlama, düşünme ve kendisini ifade etme becerilerinin geliştirilmesine daha fazla önem verilmesi gerektiğini bildirdi.

Bilimsel çalışmaların Türkçe üretilebilmesi, akademik kaynakların çoğalması ve Türkçenin bilim ve teknoloji terminolojisi bakımından sürekli geliştirilmesi için daha güçlü politikalar oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Türk Dünyası ile eğitim ve bilim alanındaki iş birliklerinin artırılması, ortak alfabe çalışmalarının ardından ortak dijital bilgi ve kültür platformlarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Geylan, "Yapay zekâ çağında Türkçe geriden gelen bir dil değil, teknolojiyi üreten ve yönlendiren dillerden biri olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Atatürk'ün "Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak" hedefinin bugün yeni bir görev ve yeni bir ufuk gösterdiğini belirten Geylan, 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe'de başlayan büyük dil seferberliğinin bugün dijital dünyaya, yapay zekaya, bilime ve Türk Dünyası arasındaki ortak bilgi havzasına taşınması gerektiğine inandıklarını kaydetti.

"Dil, geleceğe bırakacağımız en güçlü mirastır"

Geylan, "Çünkü dil, geçmişin hafızasıdır. Dil, bugünün sesidir. Dil, geleceğe bırakacağımız en güçlü mirastır. Türkçemize sahip çıkmak; geçmişimizi korumak, bugünümüzü güçlendirmek ve geleceğimizi kurmaktır." ifadelerini kullandı.

Bu düşüncelerle 26 Eylül Türk Dil Bayramı'nı kutlayan Geylan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkçenin araştırılması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için emek veren herkesi saygıyla andı.

Geylan, açıklamasını "Türkçemiz var olsun, Türk Dünyası’nın ortak dili ve ortak geleceği güçlensin. 26 Eylül Türk Dil Bayramı kutlu olsun." ifadeleriyle tamamladı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...