Birçok kişi bunu yaşadı, belki siz de yaşıyorsunuz. Aynaya bakıp “Bakım yapıyorum ama cildim neden daha kötü görünüyor?” diye sormak insanın moralini bozuyor. İyi niyetle alınan ürünler, düzenli yapılan rutinler derken cilt bir türlü toparlanmıyor; aksine yeni sivilceler çıkıyor. İşin ilginç yanı, bu durum sandığınızdan çok daha yaygın.
Çünkü çoğu zaman sorun cildin kendisi değil, ona nasıl davrandığımız oluyor.
En sık yapılan hata: Cildi sürekli düzeltmeye çalışmak
Sivilce çıktığında içgüdüsel bir refleks devreye giriyor:
“Demek ki yeterince temiz değil.”
Bu düşünceyle daha sert temizleyiciler, daha sık yıkama, daha güçlü ürünler devreye giriyor. Oysa cilt, bizim sandığımız kadar dayanıklı değil. Sürekli arındırılan, her gün soyulan bir cilt kendini tehdit altında hissediyor ve savunmaya geçiyor.
Savunma da genellikle şu şekilde oluyor: daha fazla yağ üretmek.
Sonrası malum… Tıkanan gözenekler, art arda çıkan sivilceler ve bitmeyen bir döngü.
“Bir şey yapmalıyım” hissi cildi en çok yoran şey
Ciltte bir problem gördüğümüzde onu olduğu gibi bırakmak çok zor geliyor. Bir şey sürmezsek eksik kalmış gibi hissediyoruz. Bu yüzden aynı anda birkaç farklı ürün kullanılıyor; bugün asit, yarın maske, ertesi gün başka bir serum…

Ama cilt de bir canlı. Her gün farklı farklı müdahalelere maruz kaldığında şaşırıyor, yoruluyor ve tepki veriyor. Bu tepki bazen kızarıklık, bazen hassasiyet, bazen de sivilce olarak karşımıza çıkıyor.
Yani “bakım yapıyorum” derken, aslında cildi dinlemeden üzerine gidiyoruz.
Sivilceyi kurutma isteği işleri daha da zorlaştırıyor
Sivilce çıktığında çoğumuzun ilk hedefi onu bir an önce yok etmek. Kurutucu ürünleri üst üste sürmek, hatta bazen günde birkaç kez uygulamak çok yaygın. Ama bu yaklaşım sivilceyi sakinleştirmek yerine onu daha inatçı hale getirebiliyor.
Aşırı kuruyan bölge hem daha geç iyileşiyor hem de iz bırakmaya daha yatkın oluyor. Üstelik cilt, o bölgeyi korumak için yeniden yağ üretmeye başlıyor ve aynı yerde tekrar sivilce çıkabiliyor.
Cildin bazen en çok ihtiyacı olan şey: rahat bırakılmak
Her sorun daha fazla ürünle çözülmüyor. Bazen çözüm, rutini sadeleştirmekten geçiyor. Daha az ama düzenli, daha yumuşak ve daha sabırlı bir yaklaşım cilt için gerçek anlamda iyileştirici olabiliyor.
Cilt, kendini onarma becerisine sahip. Ona bu alanı tanımadığımızda, ne sürersek sürelim sonuç alamıyoruz.
Cilt bakımında yapılan en büyük hata, cildi sürekli kontrol altında tutulması gereken bir sorun gibi görmek. Oysa cilt çoğu zaman sert müdahalelerden değil, anlayıştan ve sabırdan besleniyor.
Sivilceler artıyorsa belki de yeni bir ürüne değil, biraz durmaya ihtiyaç vardır.