BAŞYAZI- ABD VE İSRAİL TAŞERONSUZ KALMASIN ÇABASI
Herkesin malumu olduğu üzere, 1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından FETÖ'nün başını çektiği oluşumlar tarafından MHP'yi ele geçirmeye yönelik bir operasyon girişiminde bulunulmuştu. FETÖ mensupları arasında, MHP içinde sözde "muhalefet" adı altında başlatılan bu kalkışmayı desteklemeyen neredeyse tek bir kişi bile yoktu.
MHP'de bu operasyonun öncülüğünü yapan isimlerin Fethullah Gülen'e yakınlığına ilişkin arşivlerde yer alan söylem ve eylemler de bu tabloyu görenler açısından şaşırtıcı bulunmamıştı.
Bu gerçeği o gün de defalarca yazdık, bugün de hatırlatıyoruz.
MHP'den ayrılarak İYİ Parti'yi kuranların üzerindeki FETÖ gölgesi ise hiçbir zaman dağılmadı.
Bu parti, FETÖ'nün devirmek için her türlü kara propagandaya başvurduğu Cumhur İttifakı'nın karşısında, hangi siyasi pozisyon alınması gerekiyorsa orada yer aldı. Ayrıca iki seçim döneminde CHP-HDP ittifakına destek veren siyasi tabloda da kendisine biçilen figüran rolünü üstlendi.
Hâlen de yaşanan her gelişmeye o figüranlık penceresinden bakıyorlar.
Nitekim MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir de yaptığı açıklamada bu duruma şu sözlerle dikkat çekmiştir:
"İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye ile ilgili Meclis'e sunulan kanun teklifine karşı tutum geliştirerek, 'Çerçeve yasa olarak adlandırılan ihanet belgesini asla ve kat'a kabul etmeyeceğiz.' diyor. Kendi zaviyelerinden bakınca haklı bir bakış açısı geliştirmişler. Zira bu partinin kuruluş süreci, başından sonuna kadar bir proje olarak FETÖ'nün siyasal mühendisliği çerçevesinde konumlanmıştır. Bizzat İP'in önde gelen kimi kurucularının da genel başkanlık için yarıştıkları dönemde, FETÖ'nün partiye ve bazı aday şahıslara nasıl destek verdiği açıkça kamuoyuyla paylaşılmıştır."
İYİ Parti'nin geçmişte HDP ile iki kere açıktan siyasi iş birliği yaptığı ortada iken "Terörsüz Türkiye" projesine yönelik bu sert itirazının gerekçesi nedir?
FETÖ'nün her türlü unsuru, "Terörsüz Türkiye" projesi üzerinden Cumhur İttifakı'na zarar verebilmek amacıyla sosyal medyada sahte hesaplar aracılığıyla yoğun bir kara propaganda yürütmektedir.
Bu propaganda faaliyetlerine en fazla malzeme sağlayan siyasi aktörün İYİ Parti olduğu yönünde bir tablo, kendilerine göre, apaçık ortadadır.
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir ayrıca çok ciddi bir iddiada bulunarak şunları söylemiştir:
"Görünüşe göre FETÖ'ye karşı sorumlu oldukları, 'FETÖ davasından tutuklu bulunan Enver Altaylı'nın yeğeni olan Buğra Kavuncu aracılığıyla' kendilerine hatırlatılan ve bu minvalde iletilen yeni talimat doğrultusunda, Meclis'e sunulan çerçeve yasaya yönelik karşı duruş sergilenmesi İP'ten istenmektedir. Gerçekte ise FETÖ örgüt yapısının devlet tarafından affını sağlamak amacıyla İP, örgütün üst yönetiminden aldığı talimata göre sorumluluk üstlenerek çerçeve yasaya muhalefet etmekte, aynı terör yapısının affına yönelik kapsam geliştirilmesi için aklınca pazarlık yürütme niyetindedir."
Evet, bunlar son derece ciddi iddialardır. Bu iddiaları daha da dikkat çekici hâle getiren ise, geçmişte PKK'nın siyasi uzantısı olarak nitelendirilen HDP ile iki kere ittifak İYİ Parti'nin, bugün PKK'nın silah bırakması ve kendisini feshetmesini hedefleyen "Terörsüz Türkiye" sürecine çirkef bir şekilde karşı çıkmasıdır. Bu durum herkeste bir şüphe uyandırmıyor mu?
Bu iddiaların ciddiyeti dikkate alındığında, Türk devletinin ilgili kurumlarının ve hükûmetin bu iddiaları en ince ayrıntısına kadar takip etmesi gerekir.
Peki, İYİ Parti'nin tutumu; FETÖ'nün yanı sıra PKK'nın da taşeron olarak ABD ve İsrail'in çıkarlarına hizmet etmeyi sürdürmesini istediği yönünde mi yorumlanmalıdır? Başka bir sonuç çıkıyor mu?